.sce-article {
font-family: inherit;
font-size: 16px;
line-height: 1.85;
color: #222;
max-width: 100%;
}
.sce-article p,
.sce-article li,
.sce-article td {
text-align: justify;
}
.sce-article p {
margin: 0 0 18px 0;
}
.sce-article h1 {
font-size: 34px;
line-height: 1.30;
color: #132536;
margin: 0 0 28px 0;
font-weight: 700;
text-align: left;
}
.sce-article h2 {
font-size: 27px;
line-height: 1.35;
color: #23385f;
margin: 42px 0 18px 0;
font-weight: 700;
text-align: left;
}
.sce-article h3 {
font-size: 21px;
line-height: 1.45;
color: #23385f;
margin: 30px 0 14px 0;
font-weight: 700;
text-align: left;
}
.sce-article a {
color: #23385f;
font-weight: 600;
text-decoration: underline;
text-decoration-thickness: 1px;
text-underline-offset: 3px;
}
.sce-article a:hover {
color: #d5a45f;
}
.sce-article ul,
.sce-article ol {
margin: 15px 0 22px 25px;
padding: 0;
}
.sce-article li {
margin-bottom: 9px;
}
.sce-info-box {
background: #f4f6f9;
border-left: 5px solid #d5a45f;
padding: 20px 22px;
margin: 25px 0;
border-radius: 5px;
}
.sce-info-box p:last-child {
margin-bottom: 0;
}
.sce-important-box {
background: #fffaf1;
border: 1px solid #ead9b9;
border-left: 5px solid #d5a45f;
padding: 20px 22px;
margin: 25px 0;
border-radius: 5px;
}
.sce-important-box p:last-child {
margin-bottom: 0;
}
.sce-toc {
background: #f7f8fa;
border: 1px solid #e0e4e9;
padding: 22px 25px;
margin: 28px 0 35px 0;
border-radius: 6px;
}
.sce-toc-title {
display: block;
font-size: 20px;
color: #23385f;
font-weight: 700;
margin-bottom: 12px;
}
.sce-toc ul {
margin: 0 0 0 20px;
}
.sce-toc li {
margin: 5px 0;
text-align: left;
}
.sce-toc a {
text-decoration: none;
font-weight: 500;
}
.sce-table-wrap {
width: 100%;
overflow-x: auto;
margin: 25px 0 30px 0;
}
.sce-article table {
width: 100%;
min-width: 700px;
border-collapse: collapse;
}
.sce-article th {
background: #23385f;
color: #ffffff;
padding: 14px 15px;
border: 1px solid #d7dce2;
text-align: left;
vertical-align: top;
}
.sce-article td {
padding: 14px 15px;
border: 1px solid #d7dce2;
vertical-align: top;
}
.sce-article tbody tr:nth-child(even) {
background: #f7f8fa;
}
.sce-process {
counter-reset: sce-step;
list-style: none;
margin-left: 0 !important;
}
.sce-process li {
counter-increment: sce-step;
position: relative;
padding: 13px 15px 13px 52px;
margin-bottom: 10px;
background: #f7f8fa;
border-radius: 5px;
}
.sce-process li::before {
content: counter(sce-step);
position: absolute;
left: 14px;
top: 12px;
width: 27px;
height: 27px;
background: #23385f;
color: #fff;
border-radius: 50%;
text-align: center;
line-height: 27px;
font-weight: 700;
}
.sce-faq {
margin-top: 20px;
}
.sce-faq details {
border: 1px solid #dce1e6;
background: #ffffff;
border-radius: 6px;
margin-bottom: 12px;
overflow: hidden;
}
.sce-faq summary {
cursor: pointer;
list-style: none;
padding: 17px 20px;
color: #23385f;
font-weight: 700;
text-align: left;
position: relative;
padding-right: 45px;
}
.sce-faq summary::-webkit-details-marker {
display: none;
}
.sce-faq summary::after {
content: “+”;
position: absolute;
right: 18px;
top: 50%;
transform: translateY(-50%);
color: #d5a45f;
font-size: 24px;
font-weight: 600;
}
.sce-faq details[open] summary::after {
content: “−”;
}
.sce-faq-content {
padding: 0 20px 18px 20px;
}
.sce-faq-content p {
margin-bottom: 0;
}
.sce-article hr {
border: 0;
border-top: 1px solid #e1e5e9;
margin: 40px 0;
}
@media (max-width: 767px) {
.sce-article {
font-size: 15.5px;
line-height: 1.8;
}
.sce-article h1 {
font-size: 29px;
}
.sce-article h2 {
font-size: 24px;
}
.sce-article h3 {
font-size: 20px;
}
.sce-info-box,
.sce-important-box,
.sce-toc {
padding: 17px;
}
}
İş Kazası Tazminat Davası Nedir ve Nasıl Açılır?
İş kazası, çalışma hayatında meydana gelebilecek en ağır hukuki risklerden biridir. Bir iş kazası yalnızca işçinin beden bütünlüğünün zarar görmesine neden olmaz. Kazanın ağırlığına göre işçinin çalışma gücü azalabilir, mesleğini sürdürmesi güçleşebilir, uzun süre gelir elde edememesi söz konusu olabilir veya işçi hayatını kaybedebilir. Bu sonuçların ortaya çıkması hâlinde sosyal güvenlik hukukundan doğan hakların yanında, şartları mevcutsa işverene ve diğer sorumlulara karşı iş kazası tazminat davası açılması mümkündür.
İş kazası tazminat davası, iş kazası sonucunda meydana gelen ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından tamamen karşılanmayan maddi zararlar ile işçinin veya yakınlarının yaşadığı manevi zararın giderilmesini amaçlayan bir tazminat davasıdır.
Önemli: Bir olayın 5510 sayılı Kanun bakımından iş kazası sayılması, işverenin otomatik olarak maddi ve manevi tazminat ödemek zorunda olduğu anlamına gelmez. Sosyal güvenlik hukuku bakımından iş kazasının varlığı ile işverenin özel hukuk sorumluluğu birbirinden farklı hukuki şartlara tabidir.
İşverenin tazminat sorumluluğunda olayın meydana geliş şekli, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediği, tarafların kusur oranları, meydana gelen zarar ve zarar ile ihlal arasındaki nedensellik bağı ayrıca incelenir. Bu ayrım, iş kazası tazminat davalarının temelini oluşturmaktadır.
İş kazasının sosyal güvenlik hukuku bakımından kapsamı ve hangi olayların iş kazası sayıldığı hakkında ayrıntılı bilgi için
İş Kazası Nedir? Hangi Olaylar İş Kazası Sayılır?
başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
Bu nedenle iş kazası tazminat davası, yalnızca “kaza oldu, tazminat alınır” şeklinde değerlendirilebilecek bir dava değildir. Sağlıklı bir hukuki incelemede kazanın iş kazası niteliği, işverenin sorumluluğu, kusur dağılımı, işçinin gerçek ücreti, çalışma gücü kaybı, SGK tarafından yapılan ödemeler ve tazminata esas ekonomik zarar birlikte değerlendirilmelidir.
İçindekiler
- İş Kazası Tazminat Davası Nedir?
- İş Kazası Sayılan Haller Nelerdir?
- İş Kazası Tazminat Davasının Hukuki Dayanakları
- Her İş Kazasında İşveren Tazminat Öder mi?
- İş Kazası Tazminat Davası Açmanın Şartları
- İş Kazası Sonrası Ne Yapılmalıdır?
- İş Kazası SGK’ya Bildirilmemişse Ne Olur?
- Kimler İş Kazası Tazminat Davası Açabilir?
- Dava Kime Karşı Açılır?
- Hangi Tazminatlar Talep Edilebilir?
- Ölümlü İş Kazasında Tazminat
- İş Kazası Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
- SGK Ödemeleri Tazminattan Düşülür mü?
- Kusur Oranı Nasıl Belirlenir?
- Maluliyet Oranı Nasıl Belirlenir?
- Arabuluculuk Zorunlu mu?
- Görevli Mahkeme
- Yetkili Mahkeme
- Zamanaşımı Süresi
- İş Kazası Tazminat Davası Nasıl Açılır?
- Ceza Davasının Etkisi
- Sigortasız İşçinin Hakları
- İşten Çıkarılmanın Etkisi
- İş Kazası Davasında Deliller
- Dava Ne Kadar Sürer?
- Sıkça Sorulan Sorular
İş Kazası Tazminat Davası Nedir?
İş kazası tazminat davası, işçinin iş kazası sonucunda yaralanması, çalışma gücünü geçici veya sürekli olarak kaybetmesi ya da hayatını kaybetmesi nedeniyle meydana gelen zararların, kazadan hukuken sorumlu olan kişi veya kişilerden tahsil edilmesini amaçlayan davadır.
İş kazasının yaralanmayla sonuçlanması hâlinde dava doğrudan işçi tarafından açılır. İşçinin ölümü hâlinde ise destekten yoksun kalan kişiler maddi tazminat talep edebilir. Ölenin yakınları ayrıca şartları mevcutsa manevi tazminat isteyebilir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, ölüm ve bedensel zarar hâllerinde talep edilebilecek zarar kalemlerini açık biçimde düzenlemiştir. Ölüm hâlinde cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve bu sürede ortaya çıkan çalışma gücü kayıpları ile destekten yoksun kalan kişilerin zararları talep edilebilir. Bedensel zarar hâlinde ise tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından veya tamamen yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan zararlar tazminat kapsamına girer.
İş kazası sonucunda ortaya çıkan bedensel zararın yanında yaşanan acı, elem ve yaşam kalitesindeki bozulma nedeniyle manevi tazminat da talep edilebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin yakınları bakımından da manevi tazminat hakkı gündeme gelir.
Maddi ve manevi tazminat taleplerinin genel hukuki yapısı hakkında ayrıca
Tazminat Hukuku
sayfamızdan bilgi alabilirsiniz.
İş Kazası Sayılan Haller Nelerdir?
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu iş kazasını geniş biçimde düzenlemiştir. Bu nedenle iş kazasının yalnızca fabrika, şantiye, mağaza veya ofis içinde gerçekleşen olaylardan ibaret olduğu düşünülmemelidir.
Hizmet akdiyle çalışan sigortalılar bakımından özellikle aşağıdaki durumlarda meydana gelen olaylar iş kazası kapsamında değerlendirilebilir:
- Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen kazalar,
- İşveren tarafından yürütülen iş nedeniyle meydana gelen kazalar,
- İşçinin görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderildiği sırada meydana gelen olaylar,
- Emziren kadın sigortalının süt izni için ayrılan zamanda meydana gelen kazalar,
- İşveren tarafından sağlanan taşıtla işin yapıldığı yere gidiş veya geliş sırasında meydana gelen kazalar.
Bu kapsam oldukça geniştir. Örneğin bir işçinin şantiyeden düşmesi klasik anlamda bir iş kazasıdır. Bunun yanında işverenin görevlendirmesiyle başka bir şehre gönderilen işçinin görev sırasında trafik kazası geçirmesi veya işveren tarafından tahsis edilen servis aracında yaralanması da şartları mevcutsa iş kazasıdır.
İş kazası ile tazminat sorumluluğu aynı şey değildir. Bir olayın SGK bakımından iş kazası sayılması, işverenin otomatik olarak kusurlu ve tazminatla sorumlu kabul edileceği anlamına gelmez. İşverenin özel hukuk sorumluluğu ayrıca incelenir.
İş Kazası Tazminat Davasının Hukuki Dayanakları
İş kazası tazminat davalarının hukuki altyapısı tek bir kanuna dayanmaz. Sosyal güvenlik hukuku, iş sağlığı ve güvenliği hukuku, borçlar hukuku ve iş hukuku hükümleri birlikte uygulanır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesi uyarınca işveren, işçinin kişiliğini korumak ve işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşçi de alınan önlemlere uymak zorundadır. İşverenin iş kazası ve meslek hastalığından doğan sorumluluğunda bu düzenleme temel hukuki dayanaklardan biridir.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ise işverene mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi, gerekli organizasyonun kurulması, tedbirlerin değişen şartlara uygun hâle getirilmesi ve mevcut durumun sürekli iyileştirilmesi yönünde kapsamlı yükümlülükler yüklemektedir.
Dolayısıyla işveren yalnızca baret, eldiven veya emniyet kemeri vermekle yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılmaz. Yapılan işin niteliğine göre riskleri önceden tespit etmeli, uygun çalışma yöntemini belirlemeli, yeterli eğitim vermeli, denetim yapmalı, ekipmanı güvenli hâle getirmeli ve iş sağlığı ile güvenliği tedbirlerinin fiilen uygulanmasını sağlamalıdır.
İşçi ve işverenin çalışma ilişkisinden kaynaklanan diğer hak ve yükümlülükleri hakkında
İşçi ve İşveren Hakları Nelerdir?
başlıklı makalemizi de inceleyebilirsiniz.
Her İş Kazasında İşveren Tazminat Öder mi?
Hayır. Bu husus uygulamada en fazla karıştırılan konulardan biridir.
Bir olayın SGK bakımından iş kazası olarak kabul edilmesi, işverenin her durumda yüzde yüz kusurlu olduğu veya bütün zararı karşılayacağı anlamına gelmez.
İşverenin tazminat sorumluluğunun belirlenmesinde öncelikle iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı davranış bulunup bulunmadığı araştırılır. Ardından kazanın bu ihlalle bağlantısı, işçinin davranışlarının kazaya etkisi, üçüncü kişilerin kusuru ve olayda kaçınılmazlık bulunup bulunmadığı incelenir.
Örneğin işveren gerekli makine koruyucularını takmamış, çalışma alanını güvenli hâle getirmemiş veya işçiye yeterli eğitim vermemişse bu eksiklikler kusur değerlendirmesinde doğrudan dikkate alınır. İşçinin de açık güvenlik talimatlarına aykırı hareket etmesi hâlinde işçinin kusuru ayrıca belirlenebilir.
Yargıtay uygulamasında işverenin sorumluluğunun objektifleştirilmiş kusur sorumluluğu niteliğinde değerlendirilmesi önem taşımaktadır. İşverenin alması gereken önlemler yalnızca mevzuatta tek tek yazılan tedbirlerle sınırlı görülmez. İşin niteliği ve teknik gelişmeler dikkate alınarak makul olarak alınabilecek önlemler de değerlendirmeye dahil edilir. Bununla birlikte bu yaklaşım, işvereni her iş kazasında kusursuz sorumlu hâle getirmez.
İş Kazası Tazminat Davası Açmanın Şartları Nelerdir?
İş kazası tazminat davasının kabul edilebilmesi için yalnızca bir kazanın gerçekleşmiş olması yeterli değildir.
- Zararlandırıcı olayın hukuken iş kazası niteliğinde olması gerekir.
- İşçinin kaza nedeniyle maddi veya manevi zarara uğramış olması gerekir.
- İşverenin veya diğer sorumluların hukuken sorumlu tutulmasını gerektiren bir yükümlülük ihlali bulunmalıdır.
- Meydana gelen zarar ile sorumluluğa esas davranış arasında uygun nedensellik bağı bulunmalıdır.
İşçinin kusuru tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Kazanın meydana gelmesinde işçinin de kusuru varsa bu kusur oranı maddi tazminat hesabında dikkate alınır. İşçinin davranışı ile zarar arasındaki illiyet bağının tamamen kesildiği istisnai durumlarda ise sorumluluk değerlendirmesi farklı şekilde yapılır.
“İşçi kusurluysa tazminat alamaz” şeklindeki ifade hukuken doğru değildir. Belirleyici olan tarafların kusurlarının ağırlığı ve söz konusu kusurların kazanın meydana gelmesine ne ölçüde etki ettiğidir.
İş Kazası Sonrası Ne Yapılmalıdır?
İş kazasından hemen sonraki dönem, ileride açılacak tazminat davasının ispatı açısından son derece önemlidir.
- Öncelikle işçinin sağlık durumu güvence altına alınmalıdır.
- Hastane başvurusu sırasında olayın iş kazası olduğu belirtilmeli ve sağlık kayıtlarının buna uygun oluşturulması sağlanmalıdır.
- Epikriz raporları, görüntüleme sonuçları, ameliyat belgeleri, reçeteler ve istirahat raporları saklanmalıdır.
- Kazanın gerçekleştiği alanın fotoğraf ve görüntüleri mümkünse korunmalıdır.
- Kamera kayıtlarının silinmeden temin edilmesi için gerekli işlemler yapılmalıdır.
- Kazayı gören tanıkların kimlik ve iletişim bilgileri belirlenmelidir.
- İşveren tarafından hazırlanan belgeler içerikleri okunmadan imzalanmamalıdır.
- SGK iş kazası bildirim ve tahkikat süreci takip edilmelidir.
İşverenin 4/a kapsamındaki sigortalının iş kazasını kural olarak kazadan sonraki üç iş günü içinde SGK’ya bildirmesi gerekir. İşverenin kontrolü dışında gerçekleşen ve geç öğrenilen kazalarda bildirim süresinin başlangıcı bakımından özel düzenlemeler bulunmaktadır. İşçinin ayrıca ihbar ve şikâyet hakları saklıdır.
İşverenin bildirim yapmaması işçinin haklarını ortadan kaldırmaz. İşçi veya hak sahipleri SGK’ya başvurarak olayın iş kazası olarak incelenmesini talep edebilir.
İş Kazası SGK’ya Bildirilmemişse Tazminat Davası Açılabilir mi?
İş kazasının SGK’ya bildirilmemiş olması tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak olayın iş kazası niteliğinin hukuken belirlenmesi gerekir.
Uygulamada iş kazası tazminat davalarında SGK kayıtları önem taşır. Zararlandırıcı olay Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edilmemişse ve taraflar arasında bu konuda uyuşmazlık bulunuyorsa iş kazasının tespiti davası gündeme gelir.
Yargıtay uygulamasına göre iş kazası tazminat davası görülürken olayın Kuruma bildirilmediğinin anlaşılması hâlinde davacıya SGK’ya başvurması için süre verilmesi gerekir. Kurum olayın iş kazası olduğunu kabul etmezse SGK’nın ve hukuki duruma göre işverenin taraf olduğu tespit davası açılır. Tazminat davası bakımından bu uyuşmazlığın sonucu bekletici mesele yapılabilir.
Olayın SGK’ya hiç bildirilmemiş olması “artık tazminat alınamaz” anlamına gelmez. Buna karşılık SGK tahkikatı ve gerektiğinde iş kazasının tespiti sürecinin doğru biçimde yürütülmesi gerekir.
İş Kazası Tazminat Davasını Kimler Açabilir?
Yaralanmalı iş kazasında maddi ve manevi tazminat davasının temel davacısı kazaya uğrayan işçidir.
İş kazasının ağır bedensel zarara yol açması hâlinde Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi kapsamında işçinin yakınları bakımından da manevi tazminat talebi gündeme gelebilir. Burada her yaralanma yakınlara manevi tazminat hakkı vermez. Kanunun aradığı ölçü ağır bedensel zarardır.
İşçinin hayatını kaybetmesi hâlinde ise destekten yoksun kalan kişiler maddi tazminat isteyebilir. Destekten yoksun kalma tazminatı mirasçılık sıfatından tamamen farklı bir hukuki temele sahiptir. Bir kişinin destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilmesi için ölen işçiden fiilen veya hayatın olağan akışına göre gelecekte destek aldığı yahut alacağı kabul edilebilir olmalıdır.
Eş ve çocuklar destek ilişkisinin en sık kabul edildiği kişilerdir. Anne ve baba bakımından ise olayın ve destek ilişkisinin özellikleri ayrıca değerlendirilir.
İş Kazası Tazminat Davası Kime Karşı Açılır?
Dava kural olarak işveren aleyhine açılır. Ancak iş kazalarında sorumluluk her zaman tek bir işverenle sınırlı değildir.
İşyerinde geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi varsa alt işveren işçisinin iş kazasından kaynaklanan zararları bakımından asıl işverenin de hukuki sorumluluğu gündeme gelebilir. İş Kanunu’nun asıl işveren-alt işveren ilişkisine ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde işçiye karşı müteselsil sorumluluk söz konusu olabilir.
İşverenler arasında yapılan “iş kazalarından yalnızca alt işveren sorumludur” şeklindeki sözleşmeler işçi aleyhine kullanılamaz. Böyle bir düzenleme işverenlerin kendi aralarındaki iç ilişkiyi etkileyebilir ancak işçinin kanundan doğan haklarını ortadan kaldırmaz.
Kazaya üçüncü bir kişinin neden olduğu durumlarda üçüncü kişinin sorumluluğu da ayrıca gündeme gelebilir. Örneğin işçinin görev sırasında başka bir aracın kusuruyla trafik kazası geçirmesi hâlinde iş kazası hükümleri ile trafik kazasından doğan sorumluluk aynı olay içerisinde birlikte değerlendirilebilir.
İş Kazası Nedeniyle Hangi Tazminatlar Talep Edilebilir?
İş kazasında talep edilecek tazminat kalemleri kazanın yaralanmayla mı yoksa ölümle mi sonuçlandığına göre değişir.
| Tazminat Kalemi | Kapsam |
|---|---|
| Geçici iş göremezlik zararı | İşçinin tedavi ve istirahat süresince çalışamaması nedeniyle oluşan gelir kaybıdır. |
| Sürekli iş göremezlik zararı | Kalıcı çalışma gücü kaybının gelecekteki kazanç üzerindeki ekonomik etkisidir. |
| Tedavi ve bakım giderleri | SGK veya başka bir kurum tarafından karşılanmayan gerekli tedavi, bakım ve benzeri giderlerdir. |
| Ekonomik geleceğin sarsılması | Bedensel zararın işçinin mesleki ve ekonomik geleceğinde yarattığı kayıptır. |
| Manevi tazminat | Bedensel bütünlüğün ihlali nedeniyle yaşanan acı, elem ve manevi zararın karşılığıdır. |
| Destekten yoksun kalma tazminatı | İşçinin ölümü nedeniyle desteğinden mahrum kalan kişilerin ekonomik kaybıdır. |
| Cenaze ve ölüm öncesi giderler | Ölümlü kazalarda cenaze giderleri ile ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi ve çalışma gücü kayıplarıdır. |
Geçici İş Göremezlik Tazminatı
İşçi kazadan sonra belirli bir süre çalışamıyor ancak daha sonra iyileşiyorsa geçici iş göremezlik dönemi söz konusudur.
Bu dönemde işçinin kalıcı çalışma gücü kaybı bulunmasa bile gelir kaybı ortaya çıkabilir. Yargıtay uygulamasında sürekli iş göremezlik oranının yüzde sıfır olması, geçici iş göremezlik dönemindeki maddi zararın veya yaralanmadan kaynaklanan manevi zararın bulunmadığı anlamına gelmez.
SGK iş kazası nedeniyle geçici iş göremezlik hâlinde sigortalıya istirahatli olduğu günler için ödeme yapar. İş kazasında belirli bir prim günü veya sigortalılık süresi şartı aranmaz. Yatarak tedavide günlük kazancın yarısı, ayakta tedavide ise üçte ikisi esas alınmaktadır.
SGK tarafından ödeme yapılması işverenin özel hukuk sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İşçinin gerçek zararı ile SGK tarafından karşılanan miktar arasındaki hukuken tazmini gereken fark ayrıca değerlendirilir.
Sürekli İş Göremezlik Tazminatı
İş kazası işçinin beden veya ruh bütünlüğünde kalıcı bir kayba yol açmışsa sürekli iş göremezlik zararı gündeme gelir.
İşçinin artık hiç çalışamaması şart değildir. Çalışmaya devam eden bir kişi de beden gücündeki kalıcı azalma nedeniyle daha fazla efor sarf etmek zorunda kalabilir. Bu nedenle “işçi işe döndü, dolayısıyla tazminat alamaz” şeklindeki yaklaşım doğru değildir.
Burada SGK’nın sürekli iş göremezlik geliri ile özel hukuk anlamındaki maddi tazminatı birbirinden ayırmak gerekir.
SGK bakımından sürekli iş göremezlik geliri bağlanması için Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücünün en az yüzde 10 oranında azalmış olduğunun tespit edilmesi gerekir. Ancak bu yüzde 10 sınırı, işverene karşı açılabilecek bütün maddi veya manevi tazminat talepleri için genel bir dava şartı değildir.
İşçinin sürekli iş göremezliği yüzde 10’un altında kalsa dahi geçici dönem zararı, tedavi gideri veya somut olayın şartlarına göre diğer zararları bulunabilir.
Tedavi ve Bakım Giderleri
Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesi tedavi giderlerini açık biçimde bedensel zarar kalemleri arasında saymaktadır.
SGK tarafından karşılanan giderlerin ikinci kez işverenden alınması mümkün değildir. Buna karşılık SGK tarafından karşılanmayan ve kazayla nedensellik bağı bulunan zorunlu tedavi, protez, bakım, refakat, ulaşım veya benzeri giderler bakımından tazminat talebi gündeme gelebilir.
Ağır iş kazalarında işçinin sürekli olarak başka bir kişinin bakımına ihtiyaç duyması hâlinde bakıcı giderleri de önemli bir zarar kalemi hâline gelir.
Ekonomik Geleceğin Sarsılmasından Doğan Zarar
Bazı yaralanmalar kişinin mevcut çalışma gücünü tamamen ortadan kaldırmasa bile gelecekteki mesleki gelişimini veya gelir elde etme kapasitesini azaltabilir.
Özellikle belirli bir fiziksel yeteneğin önem taşıdığı mesleklerde uzuv veya fonksiyon kaybı, işçinin aynı işi sürdürmesini veya kariyerinde ilerlemesini önemli ölçüde güçleştirebilir.
Türk Borçlar Kanunu bu zararı ayrıca bedensel zarar kalemleri arasında kabul etmektedir.
İş Kazası Nedeniyle Manevi Tazminat
Manevi tazminat matematiksel bir formülle hesaplanmaz.
Hâkim kazanın meydana geliş biçimini, yaralanmanın ağırlığını, kalıcı etkilerini, tarafların kusur oranlarını, işçinin yaşını, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını, olay tarihindeki ekonomik koşulları ve somut olayın diğer özelliklerini birlikte değerlendirir.
Manevi tazminat bir ceza değildir. Bununla birlikte yalnızca sembolik bir ödeme hâline de getirilmemelidir. Yargıtay uygulamasında manevi tazminatın zarar gören bakımından uygun bir manevi tatmin oluşturması ve özellikle iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin ağır biçimde ihlal edildiği durumlarda caydırıcılık yönünün de gözetilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Ölümlü İş Kazasında Hangi Tazminatlar İstenebilir?
İş kazasının ölümle sonuçlanması hâlinde Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi uygulanır.
Cenaze giderleri talep edilebilir. İşçi kazadan hemen sonra ölmemişse ölüm tarihine kadar yapılan tedavi giderleri ve bu dönemde çalışma gücünün kaybedilmesinden doğan zararlar istenebilir. Ayrıca ölen işçinin desteğinden yoksun kalan kişiler destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir.
Destekten yoksun kalma tazminatının amacı miras bırakmak değildir. Burada esas olan ölen kişinin yaşamaya devam etmesi hâlinde sağlayacağı ekonomik desteğin kaybedilmesidir.
Bu nedenle destekten yoksun kalma tazminatı miras hukukundan bağımsız bir zarar tazmini hakkı niteliğindedir.
Ölüm hâlinde ölen kişinin yakınları ayrıca manevi tazminat talep edebilir.
İş Kazası Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
“İş kazası tazminatı ne kadar?” sorusuna yalnızca maluliyet oranı veya aylık ücret üzerinden cevap vermek mümkün değildir.
Maddi tazminat hesabında işçinin gerçek geliri, yaşı, çalışma hayatının kalan süresi, sürekli iş göremezlik oranı, geçici iş göremezlik süresi, tarafların kusur oranları ve SGK tarafından yapılan veya bağlanan gelirler birlikte değerlendirilir.
İş kazası tazminat hesabında gerçek ücretin doğru tespit edilmesi özellikle önemlidir. İşçinin SGK’ya asgari ücret üzerinden bildirilmiş olması, her zaman gerçekte asgari ücret aldığı anlamına gelmez. Ücret konusunda uyuşmazlık bulunuyorsa banka kayıtları, ücret bordroları, emsal ücret araştırmaları, işçinin mesleki kıdemi, yaptığı iş ve diğer deliller değerlendirilir.
Kusur oranı da hesaplamanın temel bileşenidir. Örneğin hesaplanan gerçek zararın 2.000.000 TL olduğu ve işçinin kazanın meydana gelmesinde yüzde 20 kusurlu bulunduğu bir durumda işçinin kendi kusuruna karşılık gelen bölüm maddi zarar hesabında dikkate alınır ve oransal olarak düşürülür.
Uygulamada gelecekteki çalışma ve yaşam süresinin belirlenmesinde yaşam tablolarından ve aktüeryal hesap yöntemlerinden yararlanılır. Yargıtay kararlarında TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak yapılan hesaplamalara ilişkin değerlendirmeler bulunmaktadır. Bununla birlikte dava tarihi ve hesap raporunun düzenlendiği tarihte geçerli içtihat ile hesap esaslarının ayrıca kontrol edilmesi gerekir.
İnternette yer alan basit “maaş × maluliyet oranı × yıl” formülleri gerçek iş kazası tazminatını göstermez. İş kazası tazminatı hesabı somut olayın verileri üzerinden yapılmalıdır.
Dosyanız bakımından yaklaşık bir hesaplama yapmak için
İş Kazası Tazminat Hesaplama Aracımızı
kullanabilirsiniz. Hesaplama aracı, yaş, giydirilmiş gelir, sürekli iş göremezlik oranı, geçici iş göremezlik süresi, kusur oranı ve bilinen SGK verileri üzerinden yaklaşık maddi zarar konusunda fikir vermektedir.
SGK Ödemeleri İş Kazası Tazminatından Düşülür mü?
SGK tarafından iş kazası nedeniyle ödeme yapılması, işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açılmasına engel değildir.
Ancak aynı zararın iki defa karşılanmaması gerekir.
Bu noktada bütün SGK ödemelerinin doğrudan ve eksiksiz biçimde tazminattan düşüleceğini söylemek de doğru değildir. Yargıtay uygulamasında özellikle SGK tarafından bağlanan gelirlerin işverene rücu edilebilen kısmının ilk peşin sermaye değeri maddi tazminat hesabında önem taşır. Dolayısıyla mahsup işlemi teknik bir hesaplama gerektirir.
Manevi tazminat ise farklı niteliktedir. SGK’nın sosyal sigorta kapsamında yaptığı gelir ve ödemeler manevi zararın karşılığı değildir.
İş Kazası Tazminat Davasında Kusur Nasıl Belirlenir?
Kusur incelemesi iş kazası davalarının en önemli aşamalarından biridir.
Mahkeme kazanın meydana geliş şekline göre genellikle iş sağlığı ve güvenliği alanında uzman bilirkişilerden veya olayın teknik niteliğine göre oluşturulan bilirkişi heyetlerinden rapor alır. İşyerindeki riskler, alınması gereken tedbirler, işverenin verdiği eğitimler, kullanılan ekipman, iş organizasyonu, denetim mekanizması, işçinin davranışı ve kazanın teknik oluş şekli incelenir.
Kusur yalnızca “işveren yüzde 70, işçi yüzde 30” şeklinde sonuçlandırılmamalıdır. Bilirkişi raporunda taraflara yüklenen kusurun hangi mevzuat hükmünden ve hangi somut ihlalden kaynaklandığı açıklanmalıdır.
Kazanın gerçekleştiği sektör de önemlidir. İnşaat kazasında alınması gereken güvenlik tedbirleri ile üretim hattında meydana gelen makine kazasında alınması gereken tedbirler aynı değildir.
Bu nedenle kusur raporunu hazırlayan bilirkişi heyetinin uzmanlık alanı kazanın teknik niteliğiyle uyumlu olmalıdır.
İş Kazasında Maluliyet Oranı Nasıl Belirlenir?
İş kazası tazminat davalarında uygulamada “maluliyet oranı” olarak ifade edilen sürekli iş göremezlik veya meslekte kazanma gücü kaybı, maddi zarar hesabını doğrudan etkiler.
SGK bakımından sürekli iş göremezlik değerlendirmesi Kurum Sağlık Kurulu tarafından gerçekleştirilir. Meslekte kazanma gücünde en az yüzde 10 azalma tespit edilen sigortalıya kanundaki şartlarla sürekli iş göremezlik geliri bağlanır.
Kurum tarafından belirlenen orana itiraz edilmesi hâlinde sosyal güvenlik mevzuatında öngörülen itiraz ve sağlık kurulu süreçleri işletilir. Yargılama sırasında raporlar arasında çelişki bulunması hâlinde bu çelişkinin giderilmesi gerekir. Zira sürekli iş göremezlik oranı doğrudan maddi tazminat miktarını etkiler.
İş Kazası Tazminat Davasında Arabuluculuk Zorunlu mu?
Hayır. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zorunlu arabuluculuk dava şartı değildir.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi bu konuda açık bir istisna getirmiştir. İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında dava şartı arabuluculuk uygulanmaz.
Dolayısıyla iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteyen işçi, sırf bu talepler bakımından zorunlu arabuluculuğa başvurmak zorunda değildir.
Tarafların ihtiyari arabuluculuğa başvurması ise mümkündür.
Bununla birlikte iş kazası tazminat davası açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumunun durumdan haberdar edilmesi ve SGK tahkikatının en azından başlatılmış olması, yargılama bakımından önem taşır.
İş Kazası Tazminat Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir?
İş kazasından kaynaklanan işçi ile işveren arasındaki maddi ve manevi tazminat davalarında görevli mahkeme İş Mahkemesidir.
İş Mahkemesinin kurulmadığı yerlerde belirli Asliye Hukuk Mahkemeleri, İş Mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan uyuşmazlıklar bakımından iş mahkemelerini görevli kılmaktadır.
İş hukuku ve iş kazası davalarının genel kapsamı hakkında
İş Hukuku ve İş Kazaları
sayfamızı inceleyebilirsiniz.
İş Kazası Tazminat Davasında Yetkili Mahkeme Hangisidir?
7036 sayılı Kanun iş kazaları bakımından davacı lehine geniş bir yetki sistemi öngörmektedir.
- Davalının yerleşim yeri mahkemesi,
- İşin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi,
- İş kazasının meydana geldiği yer mahkemesi,
- Zararın meydana geldiği yer mahkemesi,
- Zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi,
- Davalı birden fazla ise davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesi yetkili olabilir.
Kanunun bu düzenlemesine aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.
İş Kazası Tazminat Davası Zamanaşımı Kaç Yıldır?
İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerinde kural olarak 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaktadır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi, kanunda aksine özel bir düzenleme bulunmadığı sürece alacakların on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu düzenlemektedir.
Bununla birlikte iş kazalarında zamanaşımı konusu yalnızca “kazadan itibaren her durumda 10 yıl” şeklinde tek cümleyle açıklanamayacak kadar teknik bir alandır.
Bedensel zararın zaman içerisinde geliştiği ve gerçek kapsamının daha sonra kesinleştiği durumlarda zamanaşımının başlangıcı ayrıca değerlendirilir. Yargıtay uygulamasında gelişen durum kavramı bu nedenle önem taşır.
Ayrıca kazaya neden olan fiilin aynı zamanda suç oluşturduğu ve haksız fiil hükümlerinin uygulanmasının gündeme geldiği durumlarda ceza zamanaşımının etkisi, sorumlu kişinin sıfatı ve talebin hukuki sebebi ayrıca incelenmelidir.
Bu nedenle “iş kazası aynı zamanda suç oluşturuyorsa otomatik olarak ceza zamanaşımı uygulanır” şeklinde genel bir sonuca varılmamalıdır. Zamanaşımı her dosyanın taraflarına, olayın niteliğine ve hukuki sebebe göre ayrıca değerlendirilmelidir.
İş Kazası Tazminat Davası Nasıl Açılır?
Sağlıklı bir iş kazası tazminat davası süreci belirli bir sıra içerisinde yürütülür.
- Kazanın meydana geliş biçimi ve mevcut deliller belirlenir.
- SGK bildirimi ve Kurumun olaya ilişkin işlemleri incelenir.
- SGK tahkikatı henüz başlatılmamışsa gerekli başvurular yapılır.
- Olayın iş kazası niteliği tartışmalıysa SGK nezdindeki süreç veya iş kazasının tespiti davası yürütülür.
- İşçinin tedavi süreci ve sürekli iş göremezlik durumu belirlenir.
- İşverenin, işçinin ve varsa diğer sorumluların kusur durumları değerlendirilir.
- İşçinin gerçek geliri ve uğradığı ekonomik zarar yaklaşık olarak tespit edilir.
- Asıl işveren, alt işveren ve diğer sorumlu kişiler doğru biçimde belirlenir.
- Görevli ve yetkili İş Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat talepli dava açılır.
Dava sırasında olayın niteliğine göre tanıklar dinlenir, SGK kayıtları getirtilir, varsa ceza soruşturması dosyası incelenir, işyeri kayıtları toplanır, keşif yapılır ve teknik bilirkişilerden kusur raporu alınır.
Sürekli iş göremezliğin bulunduğu dosyalarda sağlık kurulu süreçleri tamamlanır. İtirazların varlığı hâlinde ilgili sağlık kurulları ve gerekli durumlarda Adli Tıp Kurumu tarafından inceleme yapılır. Bu süreçlerin tamamlanmasının ardından maddi zararın belirlenmesi için aktüerya bilirkişisinden hesap raporu alınır.
İş kazası tazminat davası tek bir bilirkişi raporundan ibaret değildir. İş kazasının niteliği, kusur, sürekli iş göremezlik, gerçek ücret, SGK gelirleri ve aktüeryal zarar hesabı birbirini takip eden ve birbirini doğrudan etkileyen aşamalardır.
İş kazası dosyalarının hukuki takibi ve uygulamada karşılaşılan süreçler hakkında ayrıca
İstanbul İş Kazası Avukatı
başlıklı rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Ceza Davası Açılması Tazminat Davası İçin Şart mıdır?
Hayır.
İş kazası nedeniyle ceza soruşturması yürütülmesi veya sorumlular hakkında ceza davası açılması, iş kazası tazminat davasının zorunlu şartı değildir.
Ölüm veya yaralanmayla sonuçlanan iş kazalarında olayın özelliklerine göre taksirle öldürme veya taksirle yaralama suçları gündeme gelebilir.
Ceza soruşturmasında toplanan deliller, olay yeri incelemeleri, tanık anlatımları ve bilirkişi raporları hukuk davasında önemli deliller oluşturabilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi gereğince hukuk hâkimi kusurun değerlendirilmesi ve zarar miktarının belirlenmesi bakımından ceza hâkiminin değerlendirmesiyle mutlak olarak bağlı değildir. Bununla birlikte ceza mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kesinleşmiş tespitleri hukuk yargılamasında önem taşır.
Dolayısıyla ceza dosyası ile tazminat dosyasının birbirinden tamamen bağımsız olduğu söylenemeyeceği gibi, ceza davasının sonucunun her durumda hukuk hâkimini bağladığı da söylenemez.
Sigortasız İşçi İş Kazası Tazminatı Alabilir mi?
İşçinin SGK’ya hiç bildirilmemiş olması, fiilen mevcut iş ilişkisinin hukuken yok olduğu anlamına gelmez.
Kayıt dışı çalıştırılan bir işçi bakımından öncelikle iş ilişkisinin ve sigortalılığın ispatı gündeme gelebilir. Somut olayın özelliklerine göre hizmet tespiti, iş kazasının tespiti ve tazminat süreçlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.
İşverenin sigorta bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi, işçinin iş kazası nedeniyle doğan haklarını ortadan kaldıran bir savunma olarak kullanılamaz.
Bununla birlikte kayıt dışı çalışma bulunan dosyalarda çalışma süresi, ücret ve işveren sıfatının ispatı bakımından daha kapsamlı delil incelemesine ihtiyaç duyulur.
İş Kazası Geçiren İşçinin İşten Çıkarılması Tazminat Davasını Engeller mi?
Hayır.
İş sözleşmesinin iş kazasından sonra sona ermesi, işçinin daha önce gerçekleşmiş iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat hakkını ortadan kaldırmaz.
İş kazası tazminatı ile iş sözleşmesinin feshinden doğan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işe iade veya diğer işçilik hakları farklı hukuki taleplerdir.
Bu nedenle işçi iş kazası sonrasında işten ayrılmış veya çıkarılmış olsa dahi kazadan kaynaklanan tazminat haklarını şartları mevcutsa talep edebilir.
İş Kazası Tazminat Davasında Deliller Nelerdir?
İş kazası tazminat davasında tek bir delil türüne bağlı kalınmaz. Somut olayın özelliğine göre özellikle aşağıdaki deliller önem taşır:
- SGK iş kazası bildirimi ve tahkikat dosyası,
- Hastane kayıtları ve epikriz raporları,
- Ameliyat, görüntüleme ve tedavi kayıtları,
- İstirahat raporları,
- İşyeri kamera görüntüleri,
- Olay yeri fotoğrafları,
- Kolluk ve olay yeri tutanakları,
- Ceza soruşturması veya ceza dava dosyası,
- Tanık anlatımları,
- Ücret bordroları ve banka hareketleri,
- SGK hizmet dökümü,
- İş sağlığı ve güvenliği eğitim kayıtları,
- Risk değerlendirmeleri,
- Kişisel koruyucu donanım teslim tutanakları,
- İşyeri talimat ve prosedürleri,
- Kusur ve sağlık kurulu raporları,
- Aktüeryal hesap bilirkişi raporları.
İş kazasının ispatı bakımından özel ve sınırlı bir delil sistemi bulunmamaktadır. Hukuka uygun biçimde elde edilmiş ve uyuşmazlığı aydınlatmaya elverişli deliller somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
İş Kazası Tazminat Davası Ne Kadar Sürer?
İş kazası tazminat davaları bakımından her dosyaya uygulanabilecek kesin bir süre vermek mümkün değildir.
Özellikle sürekli iş göremezlik oranının tartışmalı olduğu dosyalarda SGK sağlık kurulu süreçleri, itirazlar ve tıbbi bilirkişi incelemeleri yargılamayı uzatabilir. Kusur raporlarının çelişkili olması, kazanın meydana geliş biçiminin tartışmalı bulunması, gerçek ücret araştırması yapılması ve ayrıca iş kazasının tespiti davasının beklenmesi de dava süresini etkiler.
Ölümlü iş kazalarında sürekli iş göremezlik oranının tespitine ihtiyaç bulunmaması bazı dosyalarda süreci daha kısa hâle getirebilir. Buna karşılık asıl işveren-alt işveren ilişkisi veya üçüncü kişi sorumluluğunun tartışmalı olduğu dosyalarda kapsamlı bilirkişi incelemesi gerekebilir.
Bu nedenle “iş kazası tazminat davası kesin olarak bir veya iki yılda biter” şeklindeki ifadeler sağlıklı değildir. Uygulamada yerel mahkeme yargılamalarının süresi mahkemenin iş yüküne, dosyanın niteliğine ve yapılacak bilirkişi incelemelerine göre önemli ölçüde değişebilir.
İş Kazası Tazminat Davalarında Hukuki İnceleme Neden Önemlidir?
İş kazası dosyalarında yapılan en önemli hatalardan biri, yalnızca maluliyet oranı ve maaş üzerinden yaklaşık bir rakam hesaplanarak işveren tarafından sunulan ödeme teklifinin kabul edilmesidir.
Oysa gerçek zarar hesabında işçinin geçici iş göremezlik dönemi, sürekli iş göremezlik durumu, gerçek ücreti, gelecekteki kazanç kaybı, kusur dağılımı, SGK ödemeleri, bakım ihtiyacı ve ekonomik geleceğinin etkilenmesi birlikte değerlendirilmelidir.
Aynı şekilde işveren açısından da bir olayın SGK tarafından iş kazası kabul edilmiş olması tek başına bütün zarardan sorumlu olduğu anlamına gelmez. İşverenin hangi yükümlülüğü ihlal ettiği, kazanın teknik nedeni ve işçinin davranışının olaya etkisi somut biçimde ortaya konulmalıdır.
Bu nedenle iş kazası tazminat davası hem işçi hem işveren bakımından teknik hukuki inceleme gerektirir.
İş Kazası Tazminat Davası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
İş kazası geçirdim, tazminat alabilir miyim?
İş kazası sonucunda zarar meydana gelmiş ve işverenin veya başka bir sorumlunun hukuki sorumluluk şartları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Olayın yalnızca SGK bakımından iş kazası sayılması tek başına tazminat için yeterli değildir.
İş kazası tazminatı ne kadar?
Tazminat miktarı işçinin geliri, yaşı, geçici ve sürekli iş göremezlik durumu, kusur oranları, SGK ödemeleri ve diğer zarar kalemlerine göre belirlenir. Her iş kazası için geçerli sabit bir tazminat tutarı bulunmamaktadır.
Maluliyet oranı yüzde 10’un altındaysa tazminat alınamaz mı?
Hayır. Yüzde 10 sınırı SGK tarafından sürekli iş göremezlik geliri bağlanması bakımından önem taşır. İşveren aleyhine ileri sürülebilecek bütün tazminat talepleri açısından genel bir alt sınır değildir.
İş kazasında işçinin kusuru varsa tazminat alamaz mı?
İşçinin kusuru tazminat hakkını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Kusur oranı maddi tazminat hesabını etkiler. İşçinin davranışının illiyet bağını tamamen kestiği istisnai durumlar ayrıca değerlendirilir.
İşveren iş kazasını SGK’ya bildirmediyse ne olur?
Bildirim yapılmaması işçinin haklarını ortadan kaldırmaz. İşçi SGK’ya başvurabilir. Olayın iş kazası niteliği Kurum tarafından kabul edilmezse şartları mevcutsa iş kazasının tespiti davası açılır.
İş kazası tazminat davasında arabuluculuk zorunlu mu?
Hayır. İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları zorunlu arabuluculuğun açık istisnasıdır. Tarafların ihtiyari arabuluculuğa başvurması mümkündür.
İş kazası tazminat davası hangi mahkemede açılır?
İşçi ile işveren arasındaki iş kazası tazminat davalarında görevli mahkeme İş Mahkemesidir. İş Mahkemesi bulunmayan yerlerde görevli Asliye Hukuk Mahkemesi İş Mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
İş kazası tazminat davası kaç yıl içinde açılmalıdır?
Kural olarak 10 yıllık zamanaşımı söz konusudur. Ancak bedensel zararın gelişmesi, talebin hukuki sebebi, sorumluların sıfatı ve olayın aynı zamanda suç oluşturması gibi durumlar zamanaşımı değerlendirmesini etkileyebilir.
SGK para ödediğinde işverenden ayrıca tazminat alınabilir mi?
Evet. SGK’nın sosyal güvenlik kapsamında ödeme yapması işverene karşı tazminat talebini ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte aynı zararın iki kez karşılanmaması için maddi tazminat hesabında kanunen mahsup edilmesi gereken SGK ödemeleri dikkate alınır.
İş kazasında manevi tazminat için kalıcı sakatlık şart mı?
Hayır. Sürekli iş göremezlik oranının bulunmaması tek başına manevi tazminata engel değildir. Yaralanmanın niteliği, tedavi süreci ve olayın meydana getirdiği manevi zarar somut olay kapsamında değerlendirilir.
Sigortasız çalışan işçi iş kazası nedeniyle dava açabilir mi?
Evet. İşçinin SGK’ya bildirilmemiş olması tek başına iş kazasından doğan haklarını ortadan kaldırmaz. Ancak çalışma ilişkisinin, işveren sıfatının ve gerektiğinde sigortalılığın ispatı için ayrıca hukuki süreç yürütülmesi gerekebilir.
İş kazası sonrası işten çıkarılmak tazminat hakkını ortadan kaldırır mı?
Hayır. İş sözleşmesinin iş kazasından sonra sona ermesi, kazadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Feshe bağlı işçilik hakları ile iş kazasından doğan tazminat talepleri farklı hukuki taleplerdir.
Sonuç
İş kazası tazminat davası, iş kazası sonucunda bedensel, ekonomik veya manevi zarara uğrayan işçinin, ölüm hâlinde ise belirli şartlarla yakınlarının ve destekten yoksun kalan kişilerin zararlarının giderilmesini sağlayan temel hukuki yoldur.
Ancak iş kazası tazminatı yalnızca kazanın gerçekleşmesine bağlı değildir. Olayın iş kazası niteliği, işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri, kusur dağılımı, işçinin geçici veya sürekli iş göremezliği, gerçek geliri, SGK tarafından yapılan ödemeler ve zarar ile olay arasındaki nedensellik bağı birlikte incelenmelidir.
Özellikle yaralanmalı iş kazalarında tedavi tamamlanmadan ve sürekli iş göremezlik durumu netleşmeden yapılan eksik hesaplamalar gerçek zarar miktarının çok altında sonuçlar verebilir. Ölümlü iş kazalarında ise destekten yoksun kalan kişilerin belirlenmesi, destek süreleri, gelir düzeyi ve SGK gelirlerinin etkisi ayrıca hesaplanmalıdır.
Bu nedenle iş kazası tazminat davasında doğru sonuç yalnızca dava açılmasıyla değil, kazanın meydana geldiği ilk andan itibaren delillerin korunması, SGK sürecinin doğru yürütülmesi, kusur ve sürekli iş göremezlik oranlarının hukuka uygun biçimde belirlenmesi ve maddi zararın güncel aktüeryal esaslara göre hesaplanmasıyla elde edilir.
Avukat Salim Can ESER tarafından iş kazası ve iş hukuku uyuşmazlıklarında, kazanın hukuki niteliğinden SGK işlemlerine, kusur incelemesinden maddi ve manevi tazminat taleplerine kadar dosyanın bütün unsurları birlikte değerlendirilmektedir.
İş kazaları ve iş hukukuna ilişkin hukuki hizmetlerimizi incelemek için
İş Hukuku ve İş Kazaları
sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.