Miras Hukuku Avukatı
Miras hukuku, bir kişinin ölümü sonrasında malvarlığı haklarının ve borçlarının kimlere ve hangi esaslara göre geçeceğini, mirasçıların haklarını, ölüme bağlı tasarrufları ve terekenin paylaşılmasını düzenleyen özel hukuk alanıdır. Miras paylaşımı, vasiyetname, saklı pay, tenkis, muris muvazaası, mirasın reddi ve tereke işlemleri miras hukukunda sıklıkla karşılaşılan konular arasındadır.
Miras hukukundaki uyuşmazlıklar yalnızca miras paylarının hesaplanmasından ibaret değildir. Mirasbırakanın sağlığında yaptığı devirlerin hukuki niteliği, terekenin kapsamı, borçlar, vasiyetname veya miras sözleşmesi, mirasçıların saklı payları ve miras ortaklığının yönetimi de birlikte değerlendirilmelidir.
Avukat Salim Can ESER tarafından İstanbul genelinde miras paylaşımı, mirasçılık belgesi, vasiyetname ve ölüme bağlı tasarruflar, tenkis, muris muvazaası, tapu iptal ve tescil, tereke uyuşmazlıkları, mirasın reddi ve ortaklığın giderilmesi süreçlerinde hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunulmaktadır.
Miras Hukuku Nedir?
Miras hukuku, gerçek kişinin ölümüyle birlikte malvarlığının hukuki akıbetini düzenler. Kimlerin yasal mirasçı olduğu, miras paylarının nasıl belirleneceği, mirasbırakanın vasiyetname veya miras sözleşmesiyle hangi ölçüde tasarrufta bulunabileceği ve mirasçıların tereke üzerindeki hakları temel olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.
Mirasın yalnızca aktif malvarlığından oluştuğu düşünülmemelidir. Tereke, mirasbırakanın ölüm anında mirasçılara geçebilen malvarlığı haklarının yanında borçlarını da kapsayabilir. Bu nedenle özellikle borçlu terekelerde mirasın kabulü veya reddi bakımından hızlı değerlendirme yapılması gerekebilir.
Miras hukuku açısından ilk soru yalnızca “kim ne kadar pay alır?” değildir. Terekenin kapsamı, borçları, mirasbırakanın yaptığı devirler, vasiyetname, saklı pay ve mirasın reddine ilişkin süreler birlikte incelenmelidir.
Miras Hukuku Avukatı Ne Yapar?
Miras hukuku avukatının görevi yalnızca miras paylaşımı davası açmak değildir. Mirasçılık sıfatının belirlenmesi, terekenin araştırılması, mirasbırakanın sağlığında yaptığı işlemlerin incelenmesi, vasiyetname veya miras sözleşmesinin değerlendirilmesi ve mirasçıların dava haklarının belirlenmesi sürecin farklı aşamalarını oluşturur.
Mirasçılık İşlemleri
Yasal ve atanmış mirasçılık durumunun, miras paylarının ve mirasçılık belgesinin hukuki sonuçlarının değerlendirilmesi.
Vasiyetname ve Miras Sözleşmeleri
Ölüme bağlı tasarrufların hazırlanması, yorumlanması, açılması, yerine getirilmesi veya geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıkların incelenmesi.
Muris Muvazaası
Mirasbırakanın mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla görünürde satış gibi gösterdiği iddia edilen taşınmaz devirlerinin hukuki değerlendirilmesi.
Saklı Pay ve Tenkis
Mirasbırakanın tasarruflarının saklı payları ihlal edip etmediğinin ve tenkis talebi şartlarının değerlendirilmesi.
Tereke İşlemleri
Terekeye dâhil malvarlığı değerlerinin ve borçların belirlenmesi ile gerektiğinde koruma önlemlerinin değerlendirilmesi.
Mirasın Reddi
Mirasın gerçek reddi veya koşulları varsa hükmen reddedilmiş sayılması bakımından terekenin ve sürelerin incelenmesi.
Mirasın Paylaşılması
Miras ortaklığının sona erdirilmesi, paylaşma esasları ve mirasçıların tereke üzerindeki haklarının değerlendirilmesi.
Ortaklığın Giderilmesi
Miras yoluyla intikal eden belirli taşınır veya taşınmazların ortaklığının aynen taksim ya da satış yoluyla giderilmesine ilişkin süreçler.
Miras Hukuku Hangi Konuları Kapsar?
Miras hukukundan doğan uyuşmazlıklar, mirasın açılmasından terekenin tamamen paylaşılmasına kadar farklı süreçlerde ortaya çıkabilir.
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan miras hukuku işlemleri ve davaları arasında:
- Mirasçılık belgesi ve veraset ilamı işlemleri,
- Mirasçılık belgesinin iptali veya düzeltilmesine ilişkin uyuşmazlıklar,
- Vasiyetname hazırlanması,
- Vasiyetnamenin açılması ve yerine getirilmesi,
- Ölüme bağlı tasarrufun iptali davaları,
- Tenkis davaları,
- Saklı pay uyuşmazlıkları,
- Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları,
- Tereke tespiti ve terekenin korunmasına ilişkin işlemler,
- Mirasın reddi işlemleri,
- Mirasın hükmen reddine ilişkin uyuşmazlıklar,
- Mirasın paylaşılmasına ilişkin uyuşmazlıklar,
- Ortaklığın giderilmesi davaları,
- Mirastan feragat sözleşmeleri,
- Miras sözleşmeleri,
- Miras sebebiyle istihkak davaları,
- Yabancı unsurlu miras uyuşmazlıkları
bulunmaktadır.
Miras Ne Zaman Mirasçılara Geçer?
Türk Medeni Kanunu'na göre yasal mirasçılar, mirasbırakanın ölümüyle mirası bir bütün olarak kanun gereğince kazanırlar. Dolayısıyla mirasın kazanılması için önce mirasçılık belgesi alınmış olması şart değildir.
Kanundaki istisnalar saklı olmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın ayni haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını ve tereke kapsamındaki zilyetlikleri doğrudan kazanırken tereke borçlarına ilişkin sorumluluk da gündeme gelebilir.
Veraset ilamı mirası mirasçıya geçiren belge değildir. Miras, ölüm ile kanunen geçer. Mirasçılık belgesi ise mirasçıların kim olduğunu ve mirasçılık sıfatlarını gösteren resmî belgedir.
Veraset İlamı ve Mirasçılık Belgesi
Halk arasında veraset ilamı olarak bilinen mirasçılık belgesi, mirasçılık sıfatının ve miras paylarının resmî işlemlerde gösterilebilmesi bakımından önemli bir belgedir.
Türk Medeni Kanunu m.598 uyarınca başvuru üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenen kişilere sulh hukuk mahkemesi veya noterlik tarafından mirasçılık belgesi verilebilir.
Atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı bakımından ise ölüme bağlı tasarrufun bildirilmesi ve Kanunda düzenlenen itiraz süreci nedeniyle farklı bir prosedür bulunmaktadır.
Mirasçılık belgesi özellikle:
- Tapuda miras intikali,
- Banka ve finans kuruluşları nezdindeki işlemler,
- Tereke araştırmaları,
- Miras paylaşımı,
- Vergisel ve diğer resmî işlemler
bakımından kullanılabilir.
Mirasçılık belgesinin geçersizliği Türk Medeni Kanunu uyarınca her zaman ileri sürülebilir. Bu nedenle hatalı mirasçı veya pay gösteren bir belge kesin ve değiştirilemez nitelikte değildir.
Yasal Miras Payları Nasıl Belirlenir?
Miras payları mirasbırakanın hangi yakınlarının hayatta olduğuna, sağ kalan eşin bulunup bulunmadığına ve mirasbırakanın geçerli ölüme bağlı tasarruflarına göre değişebilir.
Türk Medeni Kanunu yasal mirasçılık bakımından esas olarak zümre sistemini benimsemiştir. Mirasbırakanın altsoyu, ana-baba zümresi ve belirli hâllerde büyük ana-büyük baba zümresi sırasıyla yasal mirasçılık bakımından önem taşır. Sağ kalan eş ise birlikte mirasçı olduğu zümreye göre farklı oranlarda miras hakkına sahiptir.
Miras payı ile saklı pay aynı kavram değildir. Yasal miras payı mirasçının kanundan doğan normal payını, saklı pay ise mirasbırakanın tasarruf özgürlüğüne karşı korunan asgari miras hakkını ifade eder.
Vasiyetname ve Ölüme Bağlı Tasarruflar
Mirasbırakan, Türk Medeni Kanunu'nun izin verdiği sınırlar içerisinde malvarlığının ölümünden sonraki akıbetine ilişkin ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir.
Türk Medeni Kanunu'nda vasiyetnamenin resmî vasiyetname, el yazılı vasiyetname ve olağanüstü koşulların bulunması hâlinde sözlü vasiyet biçimleri düzenlenmiştir.
Vasiyetnamenin geçerliliği bakımından yalnızca mirasbırakanın iradesi değil, tasarruf ehliyeti ve Kanunda öngörülen şekil kurallarının yerine getirilip getirilmediği de önem taşır.
Ölüme bağlı tasarrufun:
- Tasarruf ehliyeti bulunmadığı sırada yapılması,
- Yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama etkisi altında yapılması,
- İçeriğinin veya bağlandığı koşulların hukuka ya da ahlâka aykırı olması,
- Kanunda öngörülen şekil şartlarına aykırı olması
gibi hâllerde şartları oluşmuşsa iptal davası gündeme gelebilir.
Vasiyetnamenin geçerli olması, içeriğindeki her kazandırmanın saklı pay karşısında aynen korunacağı anlamına gelmez. Geçerli bir vasiyetname dahi saklı payı zedeliyorsa tenkis talebine konu olabilir.
Saklı Pay ve Tenkis Davası
Mirasbırakan malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunma özgürlüğüne sahip olmakla birlikte Türk Medeni Kanunu bazı mirasçıları saklı pay sistemiyle korumaktadır.
| Saklı Paylı Mirasçı | Saklı Pay Oranı |
|---|---|
| Altsoy | Yasal miras payının yarısı |
| Ana ve Baba | Her biri için yasal miras payının dörtte biri |
| Sağ Kalan Eş | Altsoy veya ana-baba zümresiyle birlikte mirasçıysa yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü |
Kardeşler güncel Türk Medeni Kanunu bakımından saklı paylı mirasçı değildir. Kardeşlerin saklı payına ilişkin eski düzenleme 2007 yılında yürürlükten kaldırılmıştır.
Mirasbırakanın ölüme bağlı veya Kanunda tenkise tabi tutulan sağlararası tasarrufları saklı payı zedeliyorsa saklı paylı mirasçı, koşulları bulunması hâlinde tenkis davası açabilir.
Tenkis davasında kısa bir öğrenme süresi vardır. Tenkis davası açma hakkı, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde Kanunda belirtilen başlangıç tarihlerinden itibaren on yıl geçmekle düşer. Sürenin başlangıcı somut tasarrufun niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Muris Muvazaası ve Mirastan Mal Kaçırma Davaları
Uygulamada “mirastan mal kaçırma” olarak ifade edilen muris muvazaası, mirasbırakanın gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı mirasçılarından mal kaçırma amacıyla tapuda satış veya başka bir görünürde işlem biçiminde devrettiği iddiasıyla gündeme gelen hukuki uyuşmazlıktır.
Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davalarının hukuki temeli özellikle Yargıtay'ın 1 Nisan 1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde gelişmiştir. Yargıtay'ın güncel iş bölümü kararlarında da bu hukuki neden açıkça “muris muvazaası” olarak tanımlanmaktadır.
Bu davalarda:
- Mirasbırakanın gerçek iradesi,
- Devir tarihinde makul bir satış ihtiyacının bulunup bulunmadığı,
- Gösterilen bedel ile gerçek değer arasındaki ilişki,
- Tarafların ekonomik durumları,
- Mirasbırakan ile mirasçılar arasındaki ilişkiler,
- Devralanın gerçekten bedel ödeyip ödemediği,
- Olayın bütününe ilişkin diğer deliller
değerlendirilebilir.
Her bağış veya her ölünceye kadar bakma sözleşmesi muris muvazaası değildir. Gerçekten ivazlı olarak yapılmış, tarafların gerçek iradesine uygun bir ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile bağışın satış gibi gösterildiği muvazaalı işlem aynı hukuki nitelikte değildir.
Tereke Tespiti ve Mirasın Korunması
Tereke, mirasbırakanın ölümle mirasçılara geçen malvarlığı hakları ve borçlarının oluşturduğu bütünü ifade eder. Terekenin kapsamının bilinmemesi, mirasçılar arasındaki paylaşım ve borçlara ilişkin sorumluluk bakımından önemli sorunlara yol açabilir.
Tereke kapsamında somut olayın özelliklerine göre:
- Taşınmazlar,
- Araçlar,
- Banka hesapları ve yatırım varlıkları,
- Şirket payları,
- Alacak hakları,
- Taşınır mallar,
- Mirasbırakanın borçları ve diğer yükümlülükleri
değerlendirilebilir.
Türk Medeni Kanunu terekenin korunması amacıyla gerekli hâllerde mühürleme, defter tutma ve terekenin resmen yönetilmesi gibi çeşitli koruma önlemleri de düzenlemektedir.
Birden fazla mirasçı bulunması hâlinde mirasın geçmesinden paylaşmaya kadar tereke üzerinde miras ortaklığı oluşur ve mirasçılar terekeye kural olarak elbirliğiyle sahip olurlar.
Mirasın Reddi (Reddi Miras)
Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Mirasın gerçek reddi, özellikle tereke borçlarının malvarlığından fazla olduğu düşünülen durumlarda önemli sonuçlar doğurabilir.
Mirasın reddi bakımından kural olarak üç aylık süre bulunmaktadır. Ancak bu sürenin başlangıcı her mirasçı bakımından aynı şekilde hesaplanmaz.
| Mirasçı Türü | Üç Aylık Sürenin Başlangıcı |
|---|---|
| Yasal Mirasçı | Mirasçı olduğunu daha sonra öğrendiğini ispat etmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendiği tarih |
| Atanmış Mirasçı | Mirasbırakanın tasarrufunun kendisine resmen bildirildiği tarih |
Ret beyanı sulh hukuk mahkemesine yapılır. Beyanın kayıtsız ve şartsız olması gerekir.
Üç aylık süre her durumda ölüm tarihinden başlamaz. Sürenin başlangıcı TMK m.606'ya göre mirasçının niteliğine ve öğrenme durumuna göre belirlenmelidir. Süre dolmadan dosyanın değerlendirilmesi önemlidir.
Mirasın Hükmen Reddi
Türk Medeni Kanunu m.605/2 uyarınca mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır. Uygulamada bu durum “mirasın hükmen reddi” olarak ifade edilmektedir.
Gerçek ret ile hükmen ret aynı hukuki kurum değildir. Terekenin ölüm tarihi itibarıyla borca batık olup olmadığı hükmen ret uyuşmazlıklarında özellikle araştırılmalıdır.
Mirasın Paylaşılması ve Miras Ortaklığı
Birden fazla mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar terekenin bütün hak ve borçlarını kapsayan bir miras ortaklığı meydana gelir.
Bu dönemde mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar. Kural olarak terekeye ait haklar üzerinde birlikte tasarruf edilmesi gerekir.
Türk Medeni Kanunu m.642 uyarınca mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadığı sürece mirasın paylaşılmasını isteyebilir.
Paylaşım:
- Mirasçıların anlaşmasıyla,
- Tereke mallarının mirasçılara özgülenmesiyle,
- Belirli değerlerin satılmasıyla,
- Uyuşmazlık hâlinde mahkeme yoluyla
gerçekleştirilebilir.
Mirasın paylaşılması ile ortaklığın giderilmesi davası aynı şey değildir. Terekenin bütünü üzerindeki miras ortaklığının paylaşılması ile belirli bir taşınmazdaki ortaklığın satış veya aynen taksim yoluyla giderilmesi hukuken farklı süreçler doğurabilir.
Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası
Mirasçılara intikal eden bir taşınmaz veya başka bir mal üzerinde ortaklık bulunması ve ortakların bu ortaklığı anlaşmayla sona erdirememeleri hâlinde ortaklığın giderilmesi davası gündeme gelebilir.
Ortaklığın giderilmesinde öncelikle malın aynen taksiminin mümkün olup olmadığı değerlendirilir. Aynen taksim mümkün değilse ve yasal şartlar bulunuyorsa satış yoluyla ortaklığın giderilmesi gündeme gelebilir.
Miras kalan taşınmaz üzerinde birden fazla mirasçının bulunması tek başına taşınmazın hemen satışa çıkarılacağı anlamına gelmez. Mülkiyet biçimi, paylaşım durumu ve uyuşmazlığın hukuki niteliği öncelikle incelenmelidir.
Yabancı Unsurlu Miras Davaları
Mirasbırakanın yabancı ülke vatandaşı olması, mirasçılardan birinin yabancı olması veya terekenin farklı ülkelerde bulunması hâlinde milletlerarası özel hukuk kuralları gündeme gelebilir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.20 uyarınca kural olarak miras ölenin millî hukukuna tabidir. Ancak Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır.
Yabancı unsurlu miras uyuşmazlıklarında:
- Uygulanacak hukukun belirlenmesi,
- Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi,
- Yabancı mirasçılık belgelerinin Türkiye'deki etkisi,
- Türkiye'deki taşınmazların miras yoluyla intikali,
- Yurt dışındaki tereke malları,
- Yabancı makam kararlarının Türkiye'deki hukuki etkisi
ayrıca değerlendirilmelidir.
Yabancı unsurlu hukuki işlemler hakkında ayrıca Yabancılar Hukuku çalışma alanımızı inceleyebilirsiniz.
Miras Hukuku Dosyası Nasıl Değerlendirilir?
Mirasçılık sıfatı, yasal paylar ve varsa ölüme bağlı tasarruflar incelenir.
Taşınmaz, banka, şirket, alacak ve borçlar ile diğer malvarlığı değerleri değerlendirilir.
Vasiyetname, bağış, satış, devir ve diğer işlemler saklı pay veya muvazaa yönünden incelenir.
Paylaşma, tenkis, iptal, tapu iptal ve tescil, ret veya diğer hukuki yollar somut dosyaya göre belirlenir.
İstanbul Miras Hukuku Avukatı
İstanbul'daki miras uyuşmazlıkları özellikle yüksek değerli taşınmazlar, şirket payları, banka hesapları ve farklı şehir veya ülkelerde bulunan malvarlıkları nedeniyle kapsamlı hukuki inceleme gerektirebilir.
Avukat Salim Can ESER tarafından İstanbul miras hukuku avukatı hizmetleri kapsamında miras paylaşımı, mirasçılık belgesi, vasiyetname, tenkis, muris muvazaası, tapu iptal ve tescil, tereke uyuşmazlıkları, mirasın reddi ve ortaklığın giderilmesine ilişkin süreçlerde hukuki destek sunulmaktadır.
Büromuz İstanbul Beşiktaş'ta faaliyet göstermektedir. Uyuşmazlığın niteliği, görev ve yetki kuralları çerçevesinde İstanbul'un farklı ilçelerindeki ve Türkiye genelindeki miras hukuku süreçleri takip edilebilmektedir.
Miras Hukuku Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Miras ne zaman mirasçıya geçer?
Yasal mirasçılar mirasbırakanın ölümüyle mirası kanun gereğince kazanırlar. Mirasçılık belgesinin sonradan alınması mirasın geçiş anını değiştirmez.
Veraset ilamı nereden alınır?
Yasal mirasçılar bakımından mirasçılık belgesi kural olarak sulh hukuk mahkemesinden veya noterlikten alınabilir. Atanmış mirasçılık ve bazı özel durumlarda farklı usuller uygulanabilir.
Veraset ilamı alınmazsa mirasçı olunmaz mı?
Hayır. Mirasçılık belgesi mirasçılığı doğuran değil, mirasçılık sıfatını gösteren bir belgedir. Yasal mirasçılık mirasbırakanın ölümüyle kanunen doğar.
Saklı paylı mirasçılar kimlerdir?
Güncel Türk Medeni Kanunu sisteminde altsoy, ana ve baba ile sağ kalan eş saklı paylı mirasçılar arasındadır. Kardeşlerin saklı payı bulunmamaktadır.
Tenkis davası ne zaman açılır?
Mirasbırakanın tasarrufları saklı payı zedeliyorsa saklı paylı mirasçı koşulları bulunması hâlinde tenkis davası açabilir. Dava hakkı saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve Kanunda öngörülen hâllerde on yıllık üst süreye tabidir.
Muris muvazaası nedir?
Muris muvazaası, uygulamada mirasbırakanın gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla görünürde satış veya benzeri bir işlem gibi gösterdiği iddiasıyla gündeme gelen muvazaa türüdür.
Her ölünceye kadar bakma sözleşmesi mirastan mal kaçırma sayılır mı?
Hayır. Gerçek bakım amacı ve karşılıklı edimler içeren geçerli bir ölünceye kadar bakma sözleşmesi kendiliğinden muris muvazaası oluşturmaz. İşlemin gerçek amacı ve tarafların iradesi somut olayda incelenir.
Miras kaç ay içinde reddedilir?
Miras kural olarak üç ay içinde reddedilebilir. Yasal mirasçılarda süre, daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten, atanmış mirasçılarda ise tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihten başlar.
Borçlu miras otomatik olarak reddedilmiş sayılır mı?
Her borçlu tereke otomatik olarak reddedilmiş sayılmaz. Ancak mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse Türk Medeni Kanunu m.605/2 kapsamında mirasın reddedilmiş sayılması gündeme gelir.
Mirasçılardan biri mirasın paylaşılmasını isteyebilir mi?
Kural olarak evet. Kanun veya sözleşme nedeniyle miras ortaklığını sürdürme yükümlülüğü bulunmadıkça her mirasçı mirasın paylaşılmasını isteyebilir.
Miras kalan taşınmaz satılmak zorunda mıdır?
Hayır. Taşınmazın ve ortaklığın niteliğine göre aynen paylaşma imkânı bulunabilir. Ortaklığın aynen giderilememesi hâlinde şartları varsa satış yoluyla ortaklığın giderilmesi gündeme gelebilir.
Yabancı kişinin Türkiye'deki taşınmazına hangi miras hukuku uygulanır?
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun uyarınca miras kural olarak ölenin millî hukukuna tabidir. Ancak Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır.
Miras Hukuku Uyuşmazlığınızın Değerlendirilmesi
Miras paylaşımı, mirasçılık belgesi, vasiyetname, saklı pay ve tenkis, muris muvazaası, tapu iptal ve tescil, tereke tespiti, mirasın reddi, ortaklığın giderilmesi ve yabancı unsurlu miras uyuşmazlıklarında somut olayınıza ilişkin hukuki değerlendirme yapılması için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Avukat Salim Can ESER
Sinanpaşa, Köyiçi Cd, 34353 Beşiktaş / İstanbul