İş Kazası Geçiren İşçi Ne Yapmalı?
İş kazası geçiren işçinin ilk düşünmesi gereken konu tazminat davası değil, sağlığının korunması ve kazanın doğru şekilde kayıt altına alınmasıdır. Bunun hemen ardından hastane kayıtlarının iş kazasına uygun düzenlenmesi, olay yerindeki delillerin korunması, iş kazası tutanağının kontrol edilmesi, tanıkların belirlenmesi ve SGK bildiriminin takip edilmesi gerekir.
Uygulamada iş kazası dosyalarında yaşanan birçok hak kaybı, kazanın hukuken iş kazası sayılmamasından değil, kazadan sonraki ilk saatlerde ve ilk günlerde gerekli kayıtların oluşturulmamasından, iş kazasının ispat edilememesinden kaynaklanmaktadır. İşçinin olayın hemen ardından verdiği ifade, hastane kayıtlarında kazanın nasıl anlatıldığı, işveren tarafından düzenlenen tutanak, kamera görüntüleri ve SGK bildirimi daha sonra açılabilecek iş kazası tazminat davasının sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Bu nedenle “İş kazası geçirdim, ne yapmalıyım?” sorusunun cevabı belirli bir sıra içerisinde ele alınmalıdır.
Kamera görüntüleri silinebilir, olay yeri değiştirilebilir, makine tamir edilebilir ve tanıklara sonradan ulaşmak zorlaşabilir. Bu nedenle iş kazasında yalnızca dava süresi değil, delillerin kaybolmadan korunması da kritik öneme sahiptir.
- İş Kazası Geçiren İşçi İlk Olarak Ne Yapmalı?
- İş Kazasında İlk 24 Saat
- Sağlık ve Hastane Kaydı
- Delillerin Korunması
- İş Kazası Tanıkları
- İş Kazası Tutanağı
- Hastane Kaydı İş Kazası Değilse
- SGK Bildirimi
- Kolluk İfadesi
- Tedavi Süreci
- Saklanması Gereken Belgeler
- İşverenin Ödeme Teklifi
- SGK Hakları
- İşverenden Talep Edilebilecek Tazminatlar
- Sigortasız İşçi
- Raporluyken İşten Çıkarma
- SGK İş Kazasını Kabul Etmezse
- Dava İçin Tedavinin Bitmesi Gerekir mi?
- Zamanaşımı ve Süreler
- En Sık Yapılan Hatalar
- Sıkça Sorulan Sorular
İş Kazası Geçiren İşçi İlk Olarak Ne Yapmalı?
İş kazasının meydana gelmesinden sonra izlenmesi gereken yol, olayın ağırlığına göre değişebilmekle birlikte genel olarak şu sırayı takip etmelidir:
- Öncelikle sağlık güvence altına alınmalı ve gerekiyorsa 112 aracılığıyla hastaneye başvurulmalıdır.
- Hastanede yaralanmanın iş sırasında veya iş nedeniyle meydana geldiği açıkça belirtilmelidir.
- İşveren kazadan haberdar değilse gecikmeden bilgilendirilmelidir.
- Mümkünse olay yeri fotoğrafları, videolar, kamera kayıtları ve kullanılan ekipmanlara ilişkin deliller korunmalıdır.
- Kazayı gören tanıkların kimlik ve iletişim bilgileri belirlenmelidir.
- İşveren tarafından düzenlenen iş kazası tutanağı okunmadan ve içeriği kontrol edilmeden imzalanmamalıdır.
- Kolluk veya savcılık tarafından ifade alınması hâlinde olay gerçeğe uygun ve ayrıntılı biçimde anlatılmalıdır.
- İşverenin kazayı SGK'ya bildirip bildirmediği takip edilmelidir. Bildirmediyse ya da herhâlde bizzat ihbar edilmelidir.
- Tedavi, istirahat ve kontrol süreçleri eksiksiz sürdürülmeli ve bütün sağlık belgeleri saklanmalıdır.
- İşçiye istifa, ibraname, sulh, ödeme veya “işverenden herhangi bir talebim yoktur” içerikli bir belge sunulması hâlinde belgenin hukuki sonucu anlaşılmadan imzalanmamalıdır.
Bu adımlar yalnızca ileride açılabilecek bir dava için değil, SGK tarafından yürütülecek iş kazası incelemesi ve sürekli iş göremezlik işlemleri açısından da önemlidir.
İş kazasından hemen sonra işçiye sunulan istifa dilekçesi, ibraname, sulh belgesi veya “hiçbir alacağım yoktur” içerikli evraklar sonuçları değerlendirilmeden imzalanmamalıdır. İşçinin çalışma ilişkisinden doğan diğer hakları için işçi ve işveren hakları hakkındaki rehberimiz de incelenebilir.
İş Kazasında İlk 24 Saatte Ne Yapılmalı?
İş kazasının gerçekleştiği ilk 24 saat, hem sağlık hem de ispat süreci bakımından belirleyici olabilir. Her olayın özellikleri farklı olmakla birlikte aşağıdaki tablo işçinin ve yakınlarının ilk aşamada hangi konulara dikkat etmesi gerektiğini özetlemektedir.
| Zaman | Yapılması Gereken | Neden Önemli? |
|---|---|---|
| Hemen | Sağlık güvence altına alınmalı, gerekiyorsa 112 çağrılmalı ve hastaneye başvurulmalıdır. | İşçinin yaşamı ve sağlık durumu her türlü hukuki işlemin önündedir. |
| İlk Saatler | Hastanede olayın iş kazası olduğu doğru biçimde anlatılmalı, olay yeri fotoğrafları ve mevcut deliller korunmalıdır. | İlk sağlık kayıtları ve olay yeri delilleri daha sonra iş kazasının ispatında son derece önemlidir. |
| Aynı Gün | Tanıkların bilgileri alınmalı, kamera kayıtlarının korunması sağlanmalı ve düzenlenen iş kazası tutanağı kontrol edilmelidir. | Tanıklar ve kamera görüntüleri zaman içerisinde ulaşılması güç veya imkânsız hâle gelebilir. |
| İlk 24 Saat ve Devamında | İşverenin SGK bildirimi takip edilmeli, kolluk ifadesi dikkatle verilmeli, sağlık evrakı ve çalışma belgeleri saklanmalıdır. | SGK tahkikatı, ceza soruşturması ve tazminat süreci birbiriyle bağlantılı ilerleyebilir. |
Öncelik Sağlık Olmalı ve Hastane Kaydı Doğru Tutulmalıdır
İş kazasının hemen ardından ilk öncelik işçinin sağlık durumudur. Ağır yaralanma, yüksekten düşme, elektrik çarpması, uzuv yaralanması, bilinç kaybı, kafa travması veya benzeri ciddi bir durum bulunuyorsa zaman kaybedilmeden acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.
Ancak sağlık kuruluşuna başvurulması tek başına yeterli değildir. Kazanın iş sırasında meydana geldiğinin sağlık personeline bildirilmesi son derece önemlidir.
Örneğin işçi fabrikadaki makineye elini kaptırmış olmasına rağmen acil serviste olay “ev kazası” veya yalnızca “el yaralanması” şeklinde kayda geçirilmişse, ileride kazanın iş kazası olduğunun ortaya konulması gereksiz şekilde zorlaşabilir.
Bu nedenle işçinin bilinci ve sağlık durumu elveriyorsa kazanın nerede, hangi işi yaparken ve ne şekilde meydana geldiğini sağlık kuruluşuna doğru biçimde aktarması gerekir.
Epikriz raporu, acil servis kaydı, ameliyat belgeleri, görüntüleme sonuçları, reçeteler, istirahat raporları ve kontrol muayeneleri daha sonra iş kazası dosyasının temel sağlık delilleri arasında yer alacaktır.
Hastaneden ayrılmadan veya sonrasında erişim sağlandığında, sağlık kayıtlarında kazanın oluş şeklinin doğru aktarılıp aktarılmadığı kontrol edilmelidir. İş kazasının kapsamı ve hangi olayların iş kazası sayıldığı konusunda İş Kazası Nedir? Hangi Olaylar İş Kazası Sayılır? başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
İş Kazası Olduğuna Dair Deliller Hemen Korunmalıdır
Bir iş kazası dosyasındaki en önemli dönemlerden biri kazadan sonraki ilk birkaç gündür. Çünkü bazı deliller zaman içerisinde tamamen ortadan kaybolabilir.
Özellikle kamera kayıtları üzerine yeni kayıt yapılması, kazaya neden olan makinenin tamir edilmesi, çalışma alanının değiştirilmesi, korkuluk veya güvenlik ekipmanlarının sonradan eklenmesi ya da kullanılan aracın başka yere götürülmesi mümkündür.
Bu nedenle sağlık durumu elverdiği ölçüde işçi veya yakınları olay yerindeki koşulların kayıt altına alınmasını sağlamalıdır.
Yüksekten düşme olayında korkulukların bulunup bulunmadığı, makine kazasında koruyucu sistemin mevcut olup olmadığı, elektrik kazasında açık kablo veya pano durumu, şantiye kazasında kullanılan iskele ve emniyet ekipmanları ileride yapılacak kusur incelemesinde önem taşıyabilir.
İşyerinde güvenlik kamerası bulunuyorsa görüntülerin korunması özellikle önemlidir. Gerektiğinde işverene görüntülerin muhafaza edilmesi yönünde yazılı bildirim yapılması, yargısal süreç içerisinde delillerin celbinin istenmesi veya şartları varsa delil tespiti yolunun değerlendirilmesi mümkündür. Ancak uygulamada genelde kamera kayıtları ortadan kaybolmaktadır.
Kazanın nasıl gerçekleştiğine ilişkin mevcut deliller, olayın üzerinden aylar geçtikten sonra yeniden oluşturulamaz. Bu nedenle iş kazasında delil güvenliği ilk günden sağlanmalıdır.
Kamera sistemlerinin kayıt saklama süreleri farklı olabilir. Bu nedenle “dava açıldığında kayıtları isteriz” yaklaşımı her dosyada güvenli değildir. İş kazası tazminat davalarında kullanılabilecek diğer deliller hakkında iş kazası tazminat davası rehberimizde ayrıntılı açıklamalar bulunmaktadır.
İş Kazası Tanıkları Belirlenmelidir
İş kazasının meydana geldiği sırada olayı gören çalışanlar en önemli delillerden biri olabilir.
Tanıkların yalnızca isimlerinin bilinmesi yeterli olmayabilir. Mümkünse ad, soyad, TC Kimlik numarası ve iletişim bilgilerinin de alınması gerekir. Özellikle işçinin sonradan işyerinden ayrılması veya tanıkların başka işyerlerinde çalışmaya başlaması hâlinde bu bilgiler önem kazanacaktır.
Tanık yalnızca kazayı doğrudan gören kişi de değildir. İş güvenliği önlemlerinin daha önce bulunmadığını, makinenin arızalı olduğunu, işçinin eğitim almadan çalıştırıldığını, emniyet ekipmanı verilmediğini veya işçilerin tehlikeli çalışma konusunda daha önce yönetime bildirim yaptığını bilen kişiler de uyuşmazlığın niteliğine göre önemli bilgiler verebilir.
İş Kazası Tutanağı Dikkatle Kontrol Edilmelidir
İşveren tarafından düzenlenen iş kazası tutanağı, ileride SGK ve mahkeme dosyasında karşılaşılabilecek en önemli belgelerden biridir.
Bu nedenle işçi, içeriğini okumadan tutanağa imza atmamalıdır.
Özellikle “işçinin tamamen kendi dikkatsizliği sonucu kaza meydana gelmiştir”, “gerekli bütün eğitimler verilmiştir”, “koruyucu ekipmanı kullanmayı işçi reddetmiştir” veya “işverenin herhangi bir kusuru bulunmamaktadır” gibi ifadelerin olay gerçeğini yansıtıp yansıtmadığı kontrol edilmelidir.
Tutanakta gerçeğe aykırı bir açıklama varsa işçi bunu kabul etmek zorunda değildir. Gerekiyorsa itirazını açıkça yazabilir veya gerçeğe aykırı bir tutanağı imzalamaktan kaçınabilir.
Bununla birlikte işçinin bir belgeyi imzalamış olması da her durumda işverenin kusursuz olduğunun kesin kanıtı anlamına gelmez. Mahkeme kazanın bütün delillerini birlikte değerlendirir. Ancak başlangıçta gerçeğe aykırı belge oluşturulmasına izin verilmemesi, sonraki hukuki süreci önemli ölçüde kolaylaştırır.
Hastanede İş Kazası Olarak Bildirim Yapılmamışsa Ne Yapılmalı?
Bazı işçiler kazadan sonra işverenin yönlendirmesiyle hastaneye götürülmekte ancak olay sağlık kayıtlarına iş kazası olarak geçirilmemektedir. Bazen işçiye “iş kazası demeyelim” şeklinde telkinde de bulunulabilmektedir.
Böyle bir durum yaşanmış olması, kazanın iş kazası niteliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
İşçi mümkün olan en kısa sürede gerçek olayın kayıt altına alınması için gerekli girişimlerde bulunmalı, elindeki diğer delilleri korumalı ve SGK sürecini ayrıca takip etmelidir. Kamera kayıtları, tanıklar, işyeri yazışmaları, vardiya kayıtları, ambulans belgeleri ve kolluk kayıtları olayın işyerinde meydana geldiğini ortaya koyabilir.
İş kazasının yalnızca hastane formundaki bir kutucuğa bağlı olmadığı unutulmamalıdır. Buna karşılık ilk sağlık kayıtlarının doğru tutulması ispat bakımından ciddi avantaj sağlar.
İş Kazası SGK'ya Bildirilmelidir
5510 sayılı Kanun kapsamında hizmet akdiyle çalışan 4/a sigortalılar bakımından iş kazasının SGK'ya bildirilmesi esas olarak işverenin yükümlülüğüdür. SGK’ya ilişkin güncel mevzuata göre işverenin kazayı kolluk kuvvetlerine derhâl, SGK'ya ise kural olarak kazadan sonraki üç iş günü içerisinde bildirmesi gerekir.
İşçi açısından en önemli husus, işverenin “biz bildirimi yaptık” demesiyle yetinmemektir.
Özellikle ağır yaralanmalı iş kazalarında bildirimin gerçekten yapılıp yapılmadığı takip edilmelidir. Bildirimin içeriği de önemlidir. İşverenin bildirim yapmaması işçinin iş kazasından doğan haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İşçi veya hak sahipleri SGK'ya başvurarak olayın incelenmesini ve iş kazası kapsamında değerlendirilmesini isteyebilir.
SGK tarafından olayın iş kazası olarak kabul edilmemesi hâlinde ise somut olayın şartlarına göre iş kazasının tespiti davası gündeme gelebilir.
İş kazasının hangi olayları kapsadığı konusunda ayrıntılı açıklama için sitemizde yer alan “İş Kazası Nedir? Hangi Olaylar İş Kazası Sayılır?” başlıklı rehber ayrıca incelenebilir.
İşverenin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması tek başına işçinin iş kazasından doğan haklarını sona erdirmez. Ancak olayın SGK nezdinde incelenmesi ve gerektiğinde iş kazasının tespiti sürecinin yürütülmesi gerekir.
Kolluk İfadesi Verilirken Nelere Dikkat Edilmeli?
Özellikle ciddi yaralanmalı ve ölümlü iş kazalarında kolluk veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma yürütülmesi mümkündür. Bununla birlikte en basit yaralanmada dahi vatandaşın şikâyet hakkı bakidir.
İşçinin ilk ifadesi bu süreçte önem taşır.
Burada amaç işverene mutlaka kusur yüklemek için gerçek dışı beyanda bulunmak değil, olayın gerçekleşme biçimini eksiksiz anlatmaktır. İşçinin hangi işi yaptığı, kimin talimatıyla çalıştığı, hangi ekipmanı kullandığı, iş güvenliği eğitimi alıp almadığı, kişisel koruyucu donanım bulunup bulunmadığı ve kazaya yol açan tehlikenin daha önce bilinen bir sorun olup olmadığı açık biçimde belirtilmelidir.
“Ben tamamen hatalıydım, işverenin hiçbir sorumluluğu yoktur” şeklindeki hukuki değerlendirmelerin olayın hemen ardından, henüz kusur incelemesi yapılmadan ifade tutanağına geçirilmesi her ne kadar kusur incelemesini engellemeyecekse de, olumsuz bir kanaat oluşturabilir.
İşçi olayları anlatmalıdır. Kimin hangi oranda kusurlu olduğunun belirlenmesi ise teknik ve hukuki inceleme sonucunda yapılır.
Ceza soruşturmasının şikâyete bağlı olup olmadığı da kazanın sonucuna ve isnat edilen suça göre değişir. Örneğin TCK m.89 kapsamında taksirle yaralama bakımından şikâyet kuralı ve bilinçli taksire ilişkin istisnalar ayrıca düzenlenmiştir. Bu nedenle bütün iş kazaları için “mutlaka altı ay içinde şikâyet edilmelidir” şeklinde tek bir kuraldan hareket edilmemelidir. Ancak şikâyet için geç kalınmamalı, engelleyici bir husus varsa da mutlak surette iş kazası avukatına danışılmalıdır.
İşçi Tedavi Sürecini Aksatmamalıdır
İş kazası sonrasında yalnızca ilk hastane müdahalesi değil, sonraki tedavi süreci de önemlidir.
Fizik tedavi, ameliyat, kontrol muayeneleri, psikiyatrik veya psikolojik tedavi, kullanılan ilaçlar ve rehabilitasyon süreci eksiksiz şekilde belgelenmelidir.
İş kazasının ardından ortaya çıkan kalıcı zarar bazen kazanın ilk gününde belirlenemez. Kırıklar, sinir hasarları, hareket kısıtlılığı, işitme veya görme kaybı, kronik ağrı, psikolojik travma ve bazı nörolojik sonuçlar uzun süreli takip sonucunda netleşebilir.
Bu nedenle özellikle ağır yaralanmalarda tedavi henüz devam ederken “maluliyetim belli oldu” düşüncesiyle sürece doğrudan girişilmesi bazen doğru olmayabilir. Maluliyet oranı incelenen Kurum’a göre azalabileceği gibi artabilir. Burada iyileşme gibi hâller de önemlidir.
SGK bakımından iş kazası sonucunda meslekte kazanma gücünün en az yüzde 10 azaldığının Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilmesi hâlinde sürekli iş göremezlik geliri gündeme gelir. İş kazası nedeniyle verilen geçici iş göremezlik ödeneğinde ise belirli bir prim günü şartı aranmaz. SGK ayrıca ölüm geliri, evlenme ödeneği ve cenaze ödeneği gibi hakların da iş kazası sigortası kapsamında bulunabileceğini belirtmektedir.
İş Kazası Geçiren İşçi Hangi Belgeleri Saklamalı?
İş kazası sonrasında oluşturulan dosyanın yalnızca hastane evrakından oluşması doğru değildir.
İşçinin ücretini ve çalışma koşullarını gösteren belgeler de korunmalıdır. Ücret bordroları, banka hesap hareketleri, maaş yazışmaları, vardiya listeleri, fazla çalışma kayıtları, görevlendirme mesajları, WhatsApp konuşmaları, e-postalar ve SGK hizmet dökümü ileride önem taşıyabilir.
Bunun nedeni iş kazası tazminatının yalnızca yaralanmanın ağırlığına göre belirlenmemesidir.
İşçinin yaşı, gerçek kazancı, sürekli iş göremezlik oranı, tarafların kusur oranları, çalışma yaşamının geleceği ve SGK tarafından yapılan bazı ödemelerin hukuki niteliği maddi zarar hesabını etkileyebilir.
Bu nedenle özellikle ücretin bir kısmının elden ödendiği işyerlerinde gerçek ücretin ispatlanmasına yarayan belgelerin korunması gerekir. SGK'ya bildirilen ücret önemli bir delildir ancak gerçek ücretin farklı olduğunun hukuken ispatlanması mümkündür.
İşveren Ödeme Teklif Ederse Hemen Kabul Edilmeli mi?
İş kazasının hemen ardından işveren tarafından işçiye veya ailesine ödeme teklif edilmesi sık karşılaşılan bir durumdur.
Teklif edilen her ödeme kötü niyetli değildir. İşveren gerçekten işçiye ekonomik destek sağlamayı amaçlıyor olabilir. Ancak yapılan ödemenin karşılığında işçiden hangi belgenin imzalanmasının istendiği mutlaka incelenmelidir.
Özellikle tedavisi devam eden ve kalıcı çalışma gücü kaybı henüz belirlenmemiş bir işçinin gerçek zararının kazadan birkaç gün sonra sağlıklı biçimde hesaplanması çoğu zaman mümkün değildir.
Bu nedenle “tüm haklarımı aldım”, “işvereni ibra ediyorum”, “maddi ve manevi hiçbir talebim yoktur” veya benzeri sonuçlar doğurabilecek belgeler hukuki etkisi anlaşılmadan imzalanmamalıdır.
İş kazası tazminatında erken yapılan hatalı bir anlaşma, işçinin yıllar boyunca devam edecek çalışma gücü kaybının gerçek ekonomik karşılığından çok daha düşük bir bedelle sonuçlanabilir.
İş kazası tazminatı yalnızca maaş ve maluliyet oranının çarpılmasıyla belirlenmez. Kusur, gerçek gelir, geçici ve sürekli iş göremezlik, yaş, SGK ödemeleri ve diğer zarar kalemleri birlikte değerlendirilir. Ayrıntılı bilgi için İş Kazası Tazminat Davası Nedir ve Nasıl Açılır? başlıklı rehberimizi inceleyebilirsiniz.
İş Kazası Geçiren İşçinin SGK'dan Hakları Nelerdir?
İş kazası sigortası ile işverenden talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat birbirinden farklı hukuki alanlardır.
SGK iş kazası sigortasından şartları oluştuğunda geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri ve ölüm hâlinde hak sahiplerine gelir bağlanması gibi sosyal güvenlik hakları doğabilir. SGK'nın güncel açıklamasına göre iş kazası sigortasından yararlanmak için genel olarak belirli bir prim günü sınırı bulunmamaktadır.
İş kazası nedeniyle geçici olarak çalışamayan işçiye sağlık raporundaki istirahat süresi bakımından geçici iş göremezlik ödeneği ödenebilir.
Kalıcı zarar bulunması hâlinde ise sürekli iş göremezlik değerlendirmesi yapılır.
Bu ödemeler ile işverene karşı açılabilecek tazminat davası aynı şey değildir. İşçi SGK'dan gelir veya ödenek aldığı için işverene karşı bütün haklarını otomatik olarak kaybetmez.
İş Kazası Nedeniyle İşverenden Hangi Tazminatlar İstenebilir?
İşverenin veya diğer sorumluların hukuki sorumluluk koşullarının oluşması hâlinde, işçi meydana gelen maddi ve manevi zararlarının giderilmesini talep edebilir.
Bedensel zarar nedeniyle tedavi giderleri, kazanç kayıpları, çalışma gücünün azalması veya kaybedilmesinden doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan kayıplar gündeme gelebilir.
İşçinin yaşadığı bedensel ve ruhsal zarar nedeniyle manevi tazminat talebi de mümkündür.
İş kazasının ölümle sonuçlanması hâlinde ise cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse ölüm öncesindeki tedavi ve kazanç kayıpları, destekten yoksun kalma tazminatı ve yakınların manevi tazminat talepleri değerlendirilebilir.
Bununla birlikte bir olayın SGK bakımından iş kazası olması, işverenin doğrudan tazminat ödemek zorunda olduğu anlamına gelmez. İşverenin yükümlülük ihlali, kusur durumu, zarar ve nedensellik bağı ayrıca incelenir.
İş kazası tazminatının şartları, kusur ve iş göremezlik değerlendirmesi hakkında ayrıntılı bilgi için “İş Kazası Tazminat Davası Nedir ve Nasıl Açılır?” başlıklı makalemiz incelenebilir.
Sigortasız İşçi İş Kazası Geçirirse Ne Yapmalı?
İşçinin sigorta girişinin yapılmamış olması, meydana gelen olayın iş kazası niteliğini doğrudan ortadan kaldırmaz.
Sigortasız çalışan işçi de öncelikle hastane kayıtlarını, tanıkları, işyeri görüntülerini ve fiilen o işyerinde çalıştığını gösteren bütün belgeleri korumalıdır.
İşverenin “sigortan yok, iş kazası bildirimi yapılamaz” şeklindeki yaklaşımı hukuken doğru kabul edilmemelidir. Ancak uygulamada hâlihazırda sigortası olmayan işçinin iş kazası bildiriminin de yapılmadığı görülmektedir. İş kazası geçiren işçi bu noktada ihbarı kendisi yapmalıdır.
Bu durumda işçinin çalışma ilişkisinin ve olayın niteliğinin SGK nezdinde ortaya konulması gerekebilir. İşçinin işe hangi tarihte başladığı, kimden talimat aldığı, ücretin kim tarafından ödendiği, vardiya ve işyeri kayıtları, tanıklar ve diğer deliller önem kazanır.
Sigortasız çalışma bulunan dosyalarda SGK süreci ile iş kazasının tespiti ve gerektiğinde sigortalılığın tespiti meselelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.
İş Kazası Geçiren İşçi Raporluyken İşten Çıkarılabilir mi?
“İş kazası geçiren işçi raporlu olduğu sürece hiçbir şekilde işten çıkarılamaz” şeklindeki ifade hukuken söylenmek istediğinden çok daha geniş bir anlamı ortaya çıkarır.
Raporlu olmak tek başına bütün fesih ihtimallerini ortadan kaldıran mutlak bir koruma sağlamaz.
4857 sayılı İş Kanunu'nda hastalık ve kaza nedeniyle ortaya çıkan uzun süreli devamsızlık bakımından özel fesih hükümleri bulunmaktadır. İşçinin kaza veya hastalık nedeniyle devamsızlığının kanunda belirtilen sınırları aşması hâlinde işveren açısından fesih hakkı doğabilmektedir. Ancak bu tek başına tazminat hakkının ortadan kalkması anlamına gelmez.
Bununla birlikte her fesih hukuka uygun değildir.
İş kazası geçirdiği için işçiyi cezalandırmak, hak aramasını engellemek veya iş kazası bildirimi yapılmasını önlemek amacıyla gerçekleştirilen bir fesih ayrıca incelenmelidir. İşçinin çalışma süresi, fesih nedeni, rapor süresi, iş güvencesi kapsamı ve işverenin ileri sürdüğü gerekçe birlikte değerlendirilmelidir.
İş sözleşmesi iş kazasından sonra sona ermişse kıdem ve ihbar tazminatı, işe iade ve diğer işçilik hakları iş kazasından doğan tazminat taleplerinden ayrı olarak ele alınmalıdır. Bu konuda ayrıntılı bilgi için İşten Çıkarılan İşçinin Hakları başlıklı makalemiz incelenebilir.
İş Kazası SGK Tarafından Kabul Edilmezse Ne Yapılır?
SGK bazı olaylarda yapılan inceleme sonucunda kazayı iş kazası olarak kabul etmeyebilir.
Bu durumda Kurum kararının hukuken doğru olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Olayın 5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası olduğu düşünülüyorsa Kuruma karşı ve somut olayın taraf yapısına göre ilgili kişilerin de yer aldığı iş kazasının tespiti davası açılması mümkündür.
Özellikle işverenin hiç bildirim yapmadığı, sigortasız çalışmanın bulunduğu veya olayın işyeri dışında meydana geldiği dosyalarda bu süreç önem kazanır.
İş kazası tazminat davası açılmış olmasına rağmen olayın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edilmediği anlaşılırsa tespit sürecinin sonucu tazminat yargılamasını da etkileyebilir.
İş Kazası Davası Açmak İçin Tedavinin Bitmesi Beklenmeli mi?
Her işlem için tedavinin tamamen sona ermesini beklemek doğru değildir. Hatta işlemler tedavi ile birlikte başlatılmalıdır.
SGK bildirimi, delillerin korunması, kamera görüntülerinin talep edilmesi, tanıkların belirlenmesi ve ceza soruşturmasının takibi hemen yapılmalıdır.
Buna karşılık kalıcı iş gücü kaybına dayalı maddi tazminat hesabının sağlıklı yapılabilmesi için işçinin sağlık durumunun belirli ölçüde istikrara kavuşması gerekebilir.
Ekonomik durumu ağırlaşan işçi bakımından ise şartları mevcutsa Türk Borçlar Kanunu'ndaki geçici ödeme hükmünün değerlendirilmesi mümkündür. Bu kurum, tazminat davası sonuçlanmadan önce her dosyada otomatik ödeme yapılması anlamına gelmez. Talebin haklılığını gösteren inandırıcı delillerin bulunması ve ekonomik koşulların gerektirmesi gibi şartlar aranır.
İş Kazasında Zamanaşımı ve Süreler Neden Beklenmemelidir?
İş kazası nedeniyle işverene yöneltilecek tazminat istemlerinde uygulamada işverenin sözleşmeden doğan gözetme borcuna aykırılığı bakımından genel olarak on yıllık zamanaşımı süresi gündeme gelmektedir.
Ancak bundan “iş kazasından sonra on yıl boyunca hiçbir işlem yapmaya gerek yoktur” sonucu çıkarılmamalıdır.
Ceza soruşturmasındaki şikâyet süreleri, SGK işlemleri, tespit davaları, iş sözleşmesinin sona ermesinden doğan talepler ve somut olayın hukuki niteliği farklı süreler doğurabilir. Süre takibi kritik bir mesele olduğundan uzman bir iş kazası avukatıyla çalışmak gerekir.
Daha da önemlisi deliller zamanaşımı süresinden çok daha hızlı kaybolur.
Bir kamera kaydı birkaç hafta içerisinde silinebilir. Tanık başka şehir veya ülkeye gidebilir. İşyerindeki makine değiştirilebilir. İş güvenliği eksikliği sonradan giderilebilir.
Bu nedenle iş kazasında asıl prensip, “süre dolmadan dava açarım” değil, “delili kaybetmeden hakkımı güvenceye alırım” olmalıdır. Dolayısıyla bu süreç geciktirilmemelidir.
İş Kazası Geçiren İşçinin En Sık Yaptığı Hatalar
Uygulamada en sık karşılaşılan hata, olayın küçük olduğu düşünülerek kayıt oluşturulmamasıdır. İlk gün basit görünen bir yaralanma daha sonra kalıcı sağlık sorununa dönüşebilir.
İkinci önemli hata, işveren tarafından hazırlanan bütün belgelerin okunmadan imzalanmasıdır. İş kazası olayları kamu düzenine ilişkin olduğundan genelde yine dahi işlem yapılabilse de kişi bu şekilde kendi işlemlerini daha zor hâle getirebilmektedir.
Üçüncü hata, işverenin SGK bildirimini yaptığı varsayılarak hiçbir kontrol yapılmamasıdır.
Dördüncü hata, kamera görüntüsü ve tanık gibi delillerin aylar sonra toplanabileceğinin düşünülmesidir.
Son olarak tedavi tamamlanmadan ve kalıcı zarar belli olmadan yapılan düşük bedelli anlaşmalar ciddi ekonomik kayıplara neden olabilir.
İş kazası dosyasında amaç, işvereni her koşulda kusurlu göstermek değildir. Amaç olayın gerçek biçimini, alınmayan veya alınan iş güvenliği önlemlerini, işçinin uğradığı zararı ve tarafların hukuki sorumluluklarını doğru şekilde ortaya koymaktır.
SGK tahkikatı, ceza soruşturması, kusur incelemesi, sürekli iş göremezlik oranı ve tazminat hesabı birbirinden tamamen bağımsız süreçler değildir. İş kazalarındaki hukuki hizmetlerimizin kapsamı için İş Hukuku & İş Kazası faaliyet alanımızı inceleyebilirsiniz.
İş Kazası Geçiren İşçi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
İş kazası geçirdim, tazminat alabilir miyim?
Her iş kazası otomatik olarak tazminat hakkı doğurmaz. Olayın iş kazası niteliğinin yanında işveren veya diğer sorumluların hukuki sorumluluk şartlarının oluşması ve işçinin zararının bulunması gerekir.
İşçinin de kazada kusurlu olması tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İşçinin kusuru, olayın özelliklerine göre tazminat miktarını etkileyebilir.
İşveren iş kazasını bildirmezse işçi ne yapmalı?
İşverenin bildirim yapmaması işçinin haklarını ortadan kaldırmaz. İşçi SGK'ya başvurarak olayın incelenmesini talep etmeli ve elindeki hastane evrakını, tanıkları, çalışma kayıtlarını ve diğer delilleri Kuruma sunmalıdır.
SGK olayın iş kazası olduğunu kabul etmezse iş kazasının tespiti davası gündeme gelebilir.
İş kazasında şikâyetçi olmadım, tazminat davası açabilir miyim?
Ceza soruşturmasındaki şikâyet hakkı ile maddi ve manevi tazminat istemleri birbirinden farklıdır.
Bu nedenle yalnızca ceza soruşturmasında şikâyetçi olunmamış olması, her durumda işverene karşı tazminat talep edilmesine engel değildir. Ancak verilen ifadelerin ve varsa imzalanan belgelerin dosyaya etkisi ayrıca değerlendirilir.
İş kazasında işçinin kusuru varsa hakları kaybolur mu?
Hayır. İşçinin kusurlu bulunması tek başına olayın iş kazası niteliğini ortadan kaldırmaz ve işverene karşı bütün talepleri otomatik olarak sona erdirmez.
Tazminat bakımından tarafların kusur oranları ve meydana gelen zarar birlikte değerlendirilir. İşçinin davranışının nedensellik bağını tamamen kesip kesmediği ise istisnai durumlarda ayrıca incelenir.
İş kazası geçiren işçinin avukata başvurması zorunlu mu?
İş kazası nedeniyle SGK'ya başvurmak veya dava açmak için avukatla temsil edilmek zorunlu değildir.
Ancak ağır yaralanmalı iş kazalarında SGK tahkikatı, ceza soruşturması, kusur incelemesi, sürekli iş göremezlik oranı, gerçek ücretin belirlenmesi ve maddi tazminat hesabı birbiriyle bağlantılı ilerlemektedir.
Özellikle asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu, birden fazla şirketin görev aldığı, sigortasız çalışmanın söz konusu olduğu veya kalıcı iş gücü kaybının meydana geldiği kazalarda sorumluların doğru belirlenmesi önem taşır.
İş kazası ve tazminat süreçlerinde sunduğumuz hukuki hizmetlerin kapsamı hakkında İş Hukuku ve İş Kazası faaliyet alanımızdan, uygulamadaki süreçler hakkında ise İstanbul İş Kazası Avukatı rehberimizden ayrıntılı bilgi edinilebilir.
Sonuç: İş Kazasında İlk Gün Yapılanlar Davanın Yıllar Sonraki Sonucunu Etkileyebilir
İş kazası geçiren işçinin yapması gerekenler yalnızca hastaneye gitmek ve işverene haber vermekten ibaret değildir.
Sağlık kayıtlarının doğru tutulması, olay yerindeki delillerin korunması, tanıkların belirlenmesi, iş kazası tutanağının dikkatle incelenmesi, SGK bildiriminin kontrol edilmesi ve tedavi sürecinin eksiksiz belgelenmesi gerekir.
İş kazası ağır yaralanmayla sonuçlanmışsa işçinin çalışma hayatı ve ekonomik geleceği uzun yıllar etkilenebilir. Bu nedenle kazadan hemen sonra teklif edilen bir ödeme veya imzalatılmak istenen kısa bir belge, gerçekte çok daha uzun süreli hukuki sonuçlar doğurabilir.
En doğru yaklaşım, olayın ilk anından itibaren sağlık, delil, SGK ve hukuki süreçlerin birbirinden kopuk değil, bir bütün hâlinde yürütülmesidir.
İş kazasında hak kaybını önleyen en önemli unsur çoğu zaman davanın ne zaman açıldığı değil, kazanın ilk günden itibaren ne kadar doğru belgelendiğidir. İş hukuku ve iş kazalarına ilişkin diğer içeriklerimize İş Hukuku Makaleleri bölümümüzden ulaşabilirsiniz.