Kıdem Tazminatı Nedir ve Nasıl Alınır?
Kıdem tazminatı, işçinin belirli bir süre boyunca aynı işverene bağlı olarak çalışmasının ardından iş sözleşmesinin kanunda öngörülen sebeplerden biriyle sona ermesi üzerine doğan en önemli işçilik alacaklarından biridir. Uygulamada kıdem tazminatı çoğu zaman yalnızca “işten çıkarılan işçiye ödenen para” şeklinde değerlendirilse de hukuki niteliği ve hak kazanma koşulları bundan çok daha kapsamlıdır. İşveren tarafından yapılan her fesih kıdem tazminatı doğurmadığı gibi işçinin kendi iradesiyle işten ayrıldığı her durumda da kıdem tazminatı hakkı ortadan kalkmaz.
Bir işçinin kıdem tazminatı alıp alamayacağının belirlenmesinde öncelikle çalışma süresi, iş sözleşmesinin sona erme biçimi, fesih iradesinin hangi taraftan geldiği ve fesih nedeninin hukuken nasıl nitelendirildiği incelenmelidir. Bundan sonra kıdem tazminatına esas hizmet süresi ve son giydirilmiş brüt ücret belirlenerek hesaplama yapılmalıdır.
Bu nedenle “Bir yıldan fazla çalıştım, kıdem tazminatımı alabilir miyim?” veya “İstifa edersem kıdem tazminatı alabilir miyim?” sorularının tek başına evet ya da hayır şeklinde cevaplanması çoğu zaman mümkün değildir. Özellikle ücretlerin ödenmemesi, fazla çalışma alacakları, sigorta primlerinin eksik bildirilmesi, mobbing, çalışma koşullarının değiştirilmesi, emeklilik şartlarının tamamlanması ve işveren tarafından gerçekleştirilen fesihlerde somut olayın hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi gerekir.
Kıdem Tazminatı Nedir?
Kıdem tazminatı, kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde işçinin aynı işverene bağlı olarak geçirdiği çalışma süresi esas alınarak işveren tarafından ödenen bir tazminattır. Tazminatın hesabında kural olarak işçinin son giydirilmiş brüt ücreti dikkate alınır ve her tam hizmet yılı karşılığında 30 günlük ücret tutarında kıdem tazminatı doğar.
Kıdem tazminatının işçinin sadakatinin karşılığı, uzun süreli çalışmanın ekonomik güvencesi ve iş sözleşmesinin sona ermesinin mali sonuçlarından biri olduğu yönünde farklı hukuki açıklamalar bulunmaktadır. Uygulama bakımından önemli olan ise kıdem tazminatının her işten ayrılmada kendiliğinden ortaya çıkan bir ödeme olmamasıdır. İşçi öncelikle kanunun aradığı kıdem süresini doldurmalı, ardından iş sözleşmesi kıdem tazminatına hak kazandıran sebeplerden biriyle sona ermelidir.
Bugün kıdem tazminatının temel hukuki dayanağı, 4857 sayılı İş Kanunu yürürlüğe girmiş olmasına rağmen yürürlükte bırakılan 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesidir. 4857 sayılı Kanun’un 120. maddesiyle 1475 sayılı Kanun’un diğer hükümleri yürürlükten kaldırılmış, kıdem tazminatını düzenleyen 14. madde ise korunmuştur.
Bu nedenle kıdem tazminatı değerlendirmesi yapılırken 1475 sayılı İş Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir. 4857 sayılı Kanun’un güncel metnine ayrıca sitemizdeki 4857 Sayılı İş Kanunu sayfasından ulaşabilirsiniz.
Bu makaledeki açıklamalar esas olarak 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi çalışanlar yönündendir. Basın çalışanları ve deniz işçileri bakımından özel düzenlemeler bulunduğundan bu çalışanların kıdem tazminatı koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.
Kıdem Tazminatı Alma Şartları Nelerdir?
Kıdem tazminatı hakkının doğabilmesi için yalnızca işyerinde uzun süre çalışılmış olması yeterli değildir. Temel olarak aynı işverene bağlı en az bir yıllık kıdem ile iş sözleşmesinin kanunda kıdem tazminatı ödenmesini gerektiren bir sebeple sona ermesi birlikte aranır.
En Az Bir Yıl Çalışma Şartı
4857 sayılı İş Kanunu kapsamındaki bir işçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için kural olarak aynı işverene bağlı çalışma süresinin en az bir yıl olması gerekir. Bir yıl henüz tamamlanmadan iş sözleşmesinin sona ermesi hâlinde, fesih işveren tarafından haksız biçimde gerçekleştirilmiş olsa dahi 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesine dayalı kıdem tazminatı doğmaz.
Burada “aynı işyeri” ile “aynı işveren” kavramları birbirinden ayrılmalıdır. İşçinin aynı işverene ait farklı işyerlerinde çalıştırılması hâlinde bu süreler kural olarak kıdem hesabında birlikte değerlendirilir. Örneğin aynı şirketin İstanbul şubesinde üç yıl, Ankara şubesinde iki yıl çalışan işçinin yalnızca son işyerindeki iki yıllık çalışması esas alınmaz.
Deneme süresi de iş sözleşmesinin devam ettiği bir dönemdir. Dolayısıyla iş sözleşmesinde iki aylık deneme süresi bulunması, kıdem başlangıcının deneme süresinin bitimine ertelenmesi sonucunu doğurmaz. İşçinin fiilen işe başladığı tarih esas alınır.
Aralıklı çalışmalar bakımından ise önceki çalışma döneminin nasıl sona erdiği, kıdem tazminatının ödenip ödenmediği, iş ilişkisinin tasfiye edilip edilmediği ve zamanaşımı gibi unsurlar ayrıca değerlendirilmelidir. Fasılalı çalışma olarak da bilinen bu durumda somut çalışma geçmişinin ayrı ayrı incelenmesi gerekir.
İş Sözleşmesinin Kıdem Tazminatına Hak Kazandıracak Şekilde Sona Ermesi
Bir yıllık çalışma süresinin tamamlanması tek başına kıdem tazminatı hakkı doğurmaz. İkinci temel şart, iş sözleşmesinin kanunun kıdem tazminatı sonucunu bağladığı biçimde sona ermesidir.
İşveren iş sözleşmesini feshetmişse kritik ayrım, feshin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II maddesindeki ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık nedenlerine dayanıp dayanmadığıdır. İşçinin bu bent kapsamında usulüne uygun şekilde haklı nedenle işten çıkarılması kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırabilir.
Buna karşılık performans yetersizliği, işletmesel nedenler, ekonomik gerekçeler veya İş Kanunu’nun 25. maddesinin I, III ve IV numaralı bentlerindeki nedenlerle yapılan fesihlerde bir yıllık kıdem koşulu mevcutsa kıdem tazminatı hakkı kural olarak devam eder.
İşçi iş sözleşmesini kendisi feshetmişse genel kural farklıdır. Olağan ve haklı nedene dayanmayan istifa kıdem tazminatı doğurmaz. Bununla birlikte İş Kanunu’nun 24. maddesinde düzenlenen haklı fesih nedenleri ile askerlik, evlilik ve emeklilik gibi 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinde özel olarak düzenlenmiş durumlarda işçi fesheden taraf olmasına rağmen kıdem tazminatı alabilir.
İşçinin haklı fesih sebepleri hakkında daha ayrıntılı bilgi için İşçinin Haklı Fesih Sebepleri 2026 başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
Kıdem Tazminatı Hangi Durumlarda Alınır, Hangi Durumlarda Alınamaz?
| İş Sözleşmesinin Sona Erme Nedeni | Kıdem Tazminatı | Temel Açıklama |
|---|---|---|
| İşverenin geçerli neden, performans veya işletmesel nedenle feshi | Genellikle Doğar | En az bir yıllık kıdem bulunması gerekir. |
| İşverenin İş Kanunu m.25/II kapsamında haklı feshi | Doğmaz | Ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık sebebinin gerçekten ve usulüne uygun biçimde oluşması gerekir. |
| İşçinin İş Kanunu m.24 kapsamında haklı feshi | Doğar | En az bir yıllık kıdem ve haklı fesih nedeninin bulunması gerekir. |
| Haklı neden olmaksızın olağan istifa | Doğmaz | Kanundaki özel istisnalar saklıdır. |
| Muvazzaf askerlik nedeniyle ayrılma | Doğar | Askerlik ile işten ayrılma arasında gerçek bağlantı bulunmalıdır. |
| Kadın işçinin evlilik nedeniyle bir yıl içinde ayrılması | Doğar | Resmî evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır. |
| Emeklilik veya yaş dışındaki emeklilik şartlarının tamamlanması | Doğabilir | Sigorta başlangıç tarihi ve prim şartları ayrıca değerlendirilir. |
| İşçinin ölümü | Doğar | Alacak kanuni mirasçılara ödenir. |
| İşverenin m.25/I, m.25/III veya m.25/IV kapsamında feshi | Kural Olarak Doğar | Bu fesihler m.25/II ile karıştırılmamalıdır. |
| Belirli süreli sözleşmenin yalnızca süresinin dolması | Kural Olarak Doğmaz | Sözleşmenin hukuki niteliği ve sona erme şekli ayrıca değerlendirilmelidir. |
| Bir yıldan az çalışma | Doğmaz | Diğer işçilik alacakları ve ihbar tazminatı şartları ayrıca değerlendirilebilir. |
Belirli Süreli İş Sözleşmesinde Kıdem Tazminatı Alınabilir mi?
Kıdem tazminatı hakkının yalnızca belirsiz süreli iş sözleşmeleri bakımından mevcut olduğu yönündeki yaygın açıklama hukuken eksiktir.
Belirli süreli iş sözleşmesinin kararlaştırılan sürenin dolmasıyla kendiliğinden sona ermesi, tek başına 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinde sayılan kıdem tazminatı sebeplerinden biri değildir. Bu nedenle gerçek anlamda belirli süreli bir iş sözleşmesinin yalnızca süresinin sona ermesi sebebiyle kıdem tazminatı istenmesi kural olarak mümkün değildir.
Ancak belirli süreli sözleşme henüz sona ermeden işveren tarafından kıdem tazminatını ortadan kaldırmayan bir nedenle feshedilmişse veya işçi İş Kanunu’nun 24. maddesindeki haklı sebeplerden biriyle sözleşmeyi sona erdirmişse, diğer şartların da bulunması hâlinde kıdem tazminatı gündeme gelebilir.
Ayrıca objektif bir neden olmaksızın art arda kurulan belirli süreli sözleşmelerin baştan itibaren belirsiz süreli sayılabilmesi mümkündür. Bu nedenle yalnızca sözleşmenin üzerinde “belirli süreli iş sözleşmesi” yazması kıdem tazminatı değerlendirmesi için yeterli değildir.
Kıdem Tazminatı Hangi Durumlarda Alınır?
1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu birlikte değerlendirildiğinde kıdem tazminatı hakkı başlıca işverenin işçiyi 25/II dışındaki bir nedenle işten çıkarması, işçinin İş Kanunu m.24 uyarınca haklı nedenle feshi, muvazzaf askerlik, emeklilik veya yaş dışındaki emeklilik şartlarının tamamlanması, kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde sözleşmesini sona erdirmesi ve işçinin ölümü gibi hâllerde ortaya çıkabilir.
İşveren Tarafından İşten Çıkarılan İşçinin Kıdem Tazminatı
İşverenin iş sözleşmesini sona erdirmesi hâlinde uygulamada en önemli soru fesih nedenidir. İşveren işçiyi geçerli bir nedenle çıkarabilir. İşçinin performansının objektif olarak yetersiz olması, işletmenin küçülmesi, pozisyonun kaldırılması veya ekonomik nedenlerle işgücü azaltımına gidilmesi buna örnek gösterilebilir.
Bu hâllerde fesih geçerli kabul edilse dahi kıdem tazminatı ortadan kalkmaz. Geçerli nedenle fesih ile kıdem tazminatı ödenmeksizin yapılabilen haklı fesih aynı hukuki kurum değildir.
Ücretin Ödenmemesi veya Eksik Ödenmesi Nedeniyle Kıdem Tazminatı
İş Kanunu’nun 24/II-e maddesi uyarınca işveren tarafından işçinin ücretinin kanun veya sözleşme hükümlerine uygun biçimde hesaplanmaması ya da ödenmemesi işçiye haklı nedenle fesih hakkı verebilir.
Buradaki ücret kavramı yalnızca aylık temel maaştan ibaret değildir. Koşulları varsa fazla çalışma ücreti, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri, prim ve ikramiye gibi çalışma karşılıklarının ödenmemesi de haklı fesih bakımından önem taşıyabilir.
SGK Primlerinin Eksik veya Gerçeğe Aykırı Bildirilmesi
İşverenin işçiyi hiç sigortalı bildirmemesi veya gerçek ücretini ve çalışmasını sosyal güvenlik mevzuatına aykırı biçimde eksik bildirmesi işçinin sosyal güvenlik haklarını doğrudan etkiler. Bu tür ihlaller işçinin haklı fesih iddiasının dayanaklarından biri olabilir.
Banka kayıtları, ücret bordroları, SGK kayıtları, ücret yazışmaları ve emsal ücret araştırmaları bu tür uyuşmazlıklarda önem taşır.
Fazla Mesai Ücretlerinin Ödenmemesi
İşçinin düzenli olarak fazla çalışma yaptığı hâlde fazla çalışma karşılığının ödenmemesi, geniş anlamda ücretin ödenmemesi kapsamında haklı feshe dayanak oluşturabilir. Ancak fazla çalışmanın varlığı ile ücretinin ödenmediğinin hukuken ispatlanması gerekir.
Kıdem, ihbar, fazla çalışma, yıllık izin, hafta tatili ve diğer kalemleri birlikte değerlendirmek için Tüm İşçilik Alacakları Hesaplama aracımızdan yararlanabilirsiniz.
Mobbing Nedeniyle Kıdem Tazminatı
İşyerinde sistematik psikolojik taciz, aşağılama, dışlama, yıldırma, itibarsızlaştırma veya işçiyi istifaya zorlamaya yönelik davranışlar işçinin kişilik haklarına ve işverenin gözetme borcuna aykırılık oluşturabilir.
Her işyeri tartışması veya yönetimsel uyuşmazlık mobbing değildir. Davranışların bütün hâlinde değerlendirilmesi, süreklilik ve sistematiklik göstermesi ve işçiyi hedef alması önem taşır.
Mobbing nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle sona erdiren işçi gerekli şartları taşıması hâlinde kıdem tazminatı talep edebilir. İşçinin kişiliğinin korunması ve mobbing konusundaki diğer hakları için İşçi ve İşveren Hakları Nelerdir? başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
Hakaret, Tehdit ve Cinsel Taciz Nedeniyle Fesih
İşverenin işçiye veya kanunda belirtilen yakınlarına karşı şeref ve namusa dokunan söz ve davranışlarda bulunması, sataşması veya kanundaki diğer ağır davranışları gerçekleştirmesi işçi bakımından haklı fesih nedeni oluşturabilir.
İşçinin başka bir işçi veya üçüncü kişi tarafından işyerinde cinsel tacize uğramasına rağmen işverene bildirim sonrasında gerekli önlemlerin alınmaması da İş Kanunu’nun 24. maddesinde ayrıca düzenlenmiştir.
Sağlık Nedeniyle İşten Ayrılma
İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması, işin niteliğinden kaynaklanan bir nedenle işçinin sağlığı veya yaşamı bakımından tehlikeli hâle gelmişse işçi İş Kanunu’nun 24/I maddesi çerçevesinde sözleşmesini derhal feshedebilir.
Sağlık nedeniyle yapılacak fesihlerde rahatsızlık ile yapılan iş veya çalışma koşulları arasındaki ilişkinin tıbbi delillerle ortaya konulması büyük önem taşır. Yalnızca herhangi bir hastalığın bulunması doğrudan kıdem tazminatı hakkı vermez.
Çalışma Koşullarının Esaslı Biçimde Değiştirilmesi
İşveren yönetim hakkına sahiptir. Ancak bu hak işçinin temel çalışma koşullarını sınırsız biçimde değiştirme yetkisi vermez.
İş Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin esaslı unsurlarında işçi aleyhine yapılacak değişikliklerin belirli koşulları vardır. Ücretin düşürülmesi, pozisyonun esaslı biçimde değiştirilmesi, görev ve sorumlulukların ağırlaştırılması veya işyerinin değiştirilmesinin işçi bakımından önemli sonuçlar doğurması somut olayın şartlarına göre esaslı değişiklik teşkil edebilir.
İstifa Eden İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir mi?
Haklı bir nedene dayanmadan kendi isteğiyle istifa eden işçi kural olarak kıdem tazminatı alamaz. Bununla birlikte uygulamadaki en önemli hatalardan biri, işçinin gerçekleştirdiği her feshe “istifa” adı verilmesidir.
İşçi “istifa ediyorum” ifadesini kullanmış olsa bile fesih gerçekte İş Kanunu’nun 24. maddesinde düzenlenen haklı bir sebebe dayanıyorsa hukuki nitelendirme farklı olabilir. Buna karşılık hiçbir gerekçe göstermeden serbest iradesiyle işten ayrılan işçinin sonradan haklı fesih sebebi ileri sürmesi ispat bakımından ciddi sorunlar yaratabilir.
Bu nedenle ücret ödenmemesi, mobbing, SGK primlerinin eksik yatırılması veya benzeri bir nedenle işten ayrılacak işçinin fesih iradesini gelişigüzel hazırlanmış standart bir “istifa dilekçesi” ile açıklaması önemli hak kayıplarına neden olabilir.
Haklı Fesih İçin Altı İş Günlük Süre Var mı?
İş hukukunda sık yapılan hatalardan biri, bütün haklı fesih nedenlerinin altı iş günü içinde kullanılması gerektiğinin düşünülmesidir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 26. maddesindeki altı iş günlük hak düşürücü süre esas olarak 24/II ve 25/II kapsamındaki ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışlar bakımından söz konusudur. Sağlık nedenleri ve zorlayıcı sebepler bakımından aynı düzenleme doğrudan uygulanmamaktadır.
Kıdem Tazminatında Kritik Süreler
| Kıdem tazminatı için asgari çalışma | 1 yıl |
| Evlilik nedeniyle fesih | Resmî evlilikten itibaren 1 yıl |
| İş Kanunu m.24/II ve m.25/II kapsamındaki belirli haklı fesihlerde | Öğrenmeden itibaren 6 iş günü, kural olarak fiilden itibaren 1 yıl |
| Kıdem tazminatı zamanaşımı | 5 yıl |
| İşe iade de talep edilecekse | Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabuluculuk |
Askerlik Nedeniyle Kıdem Tazminatı
Muvazzaf askerlik hizmeti nedeniyle iş sözleşmesini sona erdiren işçi, aynı işverene bağlı en az bir yıllık kıdemi bulunması hâlinde kıdem tazminatına hak kazanabilir. İşten ayrılma ile askerlik hizmeti arasında gerçek bir bağlantı bulunmalı ve fesih iradesi açık şekilde ortaya konulmalıdır.
Kadın İşçinin Evlilik Nedeniyle Kıdem Tazminatı
1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi kadın işçiye özel bir kıdem tazminatı imkânı tanımaktadır. Kadın işçi, resmî evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesini evlilik nedeniyle kendi isteğiyle sona erdirirse diğer koşulların da bulunması hâlinde kıdem tazminatına hak kazanır.
Evlilik nedeniyle fesih gerçekleştiren işçinin sonradan başka bir işte çalışması tek başına daha önce doğmuş kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırmaz.
Emeklilik Nedeniyle Kıdem Tazminatı
Yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı ya da kanunda öngörülen toptan ödeme hakkı nedeniyle iş sözleşmesini sona erdiren işçi kıdem tazminatına hak kazanabilir.
Bunun yanında uygulamada “SGK yazısıyla kıdem tazminatı” veya “15 yıl 3600 gün tazminatı” şeklinde bilinen imkân bulunmaktadır. Ancak bu hak yalnızca 15 yıl ve 3600 gün koşulundan ibaret değildir. İşçinin ilk sigortalılık tarihi önem taşır.
8 Eylül 1999 tarihinden önce ilk defa sigortalı olanlarda 15 yıl sigortalılık ve 3600 prim günü, 8 Eylül 1999 ile 30 Nisan 2008 arasında ilk defa sigortalı olanlarda 7000 prim günü veya 25 yıl sigortalılık ile 4500 prim günü seçenekleri gündeme gelebilir. 1 Mayıs 2008 ve sonrasında sigortalı olanlarda ise farklı prim şartları söz konusudur.
15 yıl 3600 gün, 7000 gün veya 4500 gün kıdem tazminatının miktarını hesaplayan süreler değildir. Bunlar işçinin kendi isteğiyle ayrılmasına rağmen kıdem tazminatına hak kazanabilmesi bakımından önem taşıyan sosyal güvenlik koşullarıdır.
İşçinin Ölümü Hâlinde Kıdem Tazminatı
İşçinin en az bir yıllık kıdemi bulunmak kaydıyla ölümü, kıdem tazminatı doğuran özel hâllerden biridir. İşçinin ölümünün iş kazasından, hastalıktan veya başka bir sebepten kaynaklanması kıdem tazminatı hakkının doğumu bakımından temel belirleyici değildir.
Ölüm hâlinde kıdem tazminatı işçinin kanuni mirasçılarına ödenir. İş kazası nedeniyle ölüm söz konusuysa kıdem tazminatından bağımsız olarak başka maddi ve manevi tazminat talepleri de gündeme gelebilir. İş kazasına ilişkin ayrıntılı bilgi için İş Kazası Tazminat Davası başlıklı içeriğimizi inceleyebilirsiniz.
İşveren Hangi Durumlarda Kıdem Tazminatı Ödemeden İşten Çıkarabilir?
İşverenin işçiyi “haklı nedenle” işten çıkardığını söylemesi tek başına kıdem tazminatını ortadan kaldırmaz. Kıdem tazminatı bakımından belirleyici olan, fesih nedeninin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II maddesi kapsamında ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık oluşturup oluşturmadığıdır.
İşçinin işvereni işe girerken esaslı bir konuda yanıltması, işveren veya ailesine karşı kanunda belirtilen ağır söz ve davranışlarda bulunması, işyerinde cinsel tacizde bulunması, güveni kötüye kullanması veya hırsızlık yapması, haklı mazereti olmadan kanunda öngörülen ölçüde devamsızlık yapması, yapmakla yükümlü olduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı hâlde yapmamakta ısrar etmesi veya kendi kusuruyla iş güvenliğini ciddi biçimde tehlikeye düşürmesi gibi durumlar m.25/II kapsamında değerlendirilebilir.
İşverenin İş Kanunu 25/I, 25/III ve 25/IV Kapsamındaki Feshinde Kıdem Tazminatı
Kıdem tazminatı konusunda en sık yapılan hukuki hatalardan biri, işverenin İş Kanunu’nun 25. maddesine dayanarak gerçekleştirdiği her fesihte kıdem tazminatının ortadan kalktığının düşünülmesidir.
Bu doğru değildir.
1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi işveren tarafından yapılan fesihlerden esas olarak 4857 sayılı Kanun’un 25/II maddesindeki ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık grubunu kıdem tazminatı hakkının dışında bırakmaktadır.
Bu nedenle m.25/I kapsamındaki sağlık sebepleri, m.25/III kapsamındaki zorlayıcı sebepler veya m.25/IV kapsamındaki gözaltı ve tutukluluk nedeniyle bildirim süresini aşan devamsızlık üzerine işveren tarafından sözleşmenin sona erdirilmesi hâlinde, işçinin en az bir yıllık kıdemi bulunuyorsa kıdem tazminatı hakkı kural olarak devam eder.
Performans Düşüklüğü Nedeniyle İşten Çıkarılan İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir mi?
Evet. İşçinin performansının düşük olması, koşulları varsa İş Kanunu’nun 18. maddesi anlamında geçerli fesih nedeni oluşturabilir. Ancak performans düşüklüğü kural olarak 25/II kapsamındaki ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık nedeni değildir.
Dolayısıyla aynı işveren yanında bir yıldan fazla çalışmış işçinin performans gerekçesiyle işten çıkarılması hâlinde kıdem tazminatının ödenmesi gerekir. İşten çıkarılan işçinin ihbar tazminatı, işe iade ve diğer hakları için İşten Çıkarılan İşçinin Hakları rehberimize başvurabilirsiniz.
Kıdem Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
Kıdem tazminatı hesabında temel kural, işçinin her tam çalışma yılı karşılığında 30 günlük son giydirilmiş brüt ücretinin dikkate alınmasıdır. Bir yıldan artan ay ve günler de oransal biçimde hesaba dahil edilir.
Örneğin işçinin kıdem tazminatına esas giydirilmiş brüt ücreti 68.000 TL ve toplam hizmet süresi 4 yıl 8 ay ise tavan uygulanmasını gerektiren başka bir durum bulunmadığında dört tam yıl için 272.000 TL, sekiz aylık dönem için yaklaşık 45.333,33 TL olmak üzere toplam brüt kıdem tazminatı yaklaşık 317.333,33 TL olacaktır.
Gerçek dosyalarda hesaplama yalnızca bordrodaki temel brüt maaş üzerinden yapılmamalıdır. Düzenli yan hakların belirlenmesi tazminat tutarını önemli ölçüde değiştirebilir.
Giydirilmiş Brüt Ücret Nedir?
Kıdem tazminatına esas ücret işçinin yalnızca çıplak brüt maaşı değildir. İşçiye iş ilişkisi kapsamında düzenli olarak sağlanan ve para ile ölçülebilen menfaatler de kural olarak ücrete eklenir.
| Hesaba Dahil Olabilecek Menfaatler | Kural Olarak Dahil Edilmeyen Ödemeler |
|---|---|
|
Düzenli yemek yardımı Yol veya servis menfaati Süreklilik gösteren ikramiyeler Devamlılık arz eden primler Yakacak yardımı Kira veya konut yardımı Aile ve çocuk yardımları Para ile ölçülebilen diğer düzenli menfaatler |
Arızi ve tek seferlik ödemeler Gerçek masraf karşılığı ödemeler Harcırahın niteliğine göre masraf karşılığı kısmı Fiilî çalışmaya bağlı fazla çalışma ücreti Süreklilik göstermeyen olağanüstü ödemeler |
2026 Kıdem Tazminatı Tavanı Ne Kadar?
1 Ocak 2026 – 30 Haziran 2026: 64.948,77 TL
1 Temmuz 2026 – 31 Aralık 2026: 73.729,87 TL
Hesaplamada iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte geçerli olan tavan dikkate alınır.
Kıdem tazminatında her hizmet yılı için ödenebilecek kanuni tutar sınırsız değildir. İşçinin kıdem tazminatına esas aylık giydirilmiş brüt ücreti 90.000 TL olsa dahi 2026 yılının ikinci yarısında kanuni hesap bakımından bir yıllık kıdem için 73.729,87 TL esas alınır.
Güncel tavan tutarı T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2026 kıdem tazminatı tavanı resmî verilerinden kontrol edilebilir.
Kıdem Tazminatından Hangi Kesintiler Yapılır?
Kanuni sınırlar içinde hesaplanan kıdem tazminatı gelir vergisinden istisnadır. Kıdem tazminatı ayrıca SGK bakımından prime esas kazanca dahil edilmez.
Kanuni kıdem tazminatı ödemesinde damga vergisi kesintisi yapılır. Ancak kanuni istisna sınırının üzerinde veya kıdem tazminatından farklı nitelikte ek ödeme yapılması hâlinde bu fazla kısmın vergisel durumu ayrıca değerlendirilmelidir.
İşyeri Devredilirse Kıdem Tazminatı Ne Olur?
İşyerinin başka bir işverene devredilmesi kural olarak iş sözleşmesini sona erdirmez. İş sözleşmesi hak ve borçlarıyla devralan işverene geçer ve işçinin kıdemi sıfırlanmaz.
Örneğin beş yıldır çalışan işçinin işyeri üçüncü yılda başka bir işverene devredilmişse yalnızca devirden sonraki iki yıllık çalışma üzerinden kıdem hesabı yapılması kural olarak doğru değildir. Kıdem süresi devir öncesi ve sonrası dönemler birlikte dikkate alınarak belirlenir.
Kıdem Tazminatı Ne Zaman Ödenir?
Kıdem tazminatı, kıdem tazminatına hak kazandıran biçimde iş sözleşmesinin sona ermesiyle birlikte muaccel hâle gelir. Kanunda işverene kıdem tazminatını hiçbir sonuç doğmadan bir ay sonra ödeme hakkı veren genel bir süre bulunmamaktadır.
Bu husus özellikle ibraname bakımından öngörülen bir aylık süreyle karıştırılmamalıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.420 kapsamında işçi alacaklarına ilişkin ibra bakımından özel geçerlilik şartları bulunmaktadır.
Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi hâlinde 1475 sayılı Kanun uyarınca mevduata uygulanan en yüksek faiz talep edilebilir.
Kıdem Tazminatı Taksitle Ödenebilir mi?
İşverenin kıdem tazminatını tek taraflı kararla taksitlendirme hakkı yoktur. Ancak işçi ile işveren gerçek ve serbest iradeleriyle anlaşırsa ödemenin taksitler hâlinde yapılması mümkündür.
Böyle bir anlaşmada toplam alacak miktarı, taksit tarihleri, temerrüt hâlinin sonuçları, faiz ve ödemelerin hangi alacak kalemine mahsup edileceği açık biçimde düzenlenmelidir.
İbraname İmzalayan İşçi Kıdem Tazminatı İsteyebilir mi?
İşçinin işten ayrılırken “bütün haklarımı aldım” şeklinde bir belge imzalaması her durumda kıdem tazminatı talep etmesini engellemez.
Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesine göre işçi alacaklarına ilişkin geçerli bir ibranamenin yazılı olması, sözleşmenin sona ermesinden itibaren en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra edilen alacağın türü ve miktarının açıkça gösterilmesi ve ödemenin hak edilen tutara uygun şekilde banka aracılığıyla yapılması gerekir.
Kıdem Tazminatı Ödenmezse Ne Yapılmalıdır?
Kıdem tazminatı ödenmediğinde işçinin doğrudan iş mahkemesinde dava açması mümkün değildir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca işçi ve işveren alacağı ile tazminatlarına ilişkin davalarda arabuluculuğa başvuru dava şartıdır.
Arabuluculuk başvurusunda yalnızca kıdem tazminatının değil, somut olayda mevcutsa ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık izin, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacaklarının da değerlendirilmesi önemlidir.
Bu alacakların birlikte yaklaşık hesabı için İşçilik Alacakları Hesaplama aracımız kullanılabilir.
Kıdem Tazminatı Zamanaşımı Kaç Yıldır?
İş Kanunu Ek Madde 3 uyarınca kıdem tazminatında zamanaşımı süresi beş yıldır. Süre kural olarak iş sözleşmesinin sona ermesi ve alacağın muaccel hâle gelmesiyle işlemeye başlar.
Beş yıllık sürenin geçirilmesi hâlinde alacak kendiliğinden ortadan kalkmaz. Ancak borçlunun usulüne uygun zamanaşımı def’inde bulunması talebin yargısal olarak elde edilmesine engel olabilir.
Kıdem Tazminatı Davasında Hangi Deliller Önemlidir?
Somut olaya göre SGK hizmet dökümü ve işten ayrılış bildirgesi, iş sözleşmesi, bordrolar, banka hesap hareketleri, işyeri giriş çıkış kayıtları, vardiya çizelgeleri, e-posta ve mesajlaşmalar, işveren bildirimleri, ihtarnameler, sağlık raporları, görev tanımları, performans kayıtları ve tanık anlatımları önem kazanabilir.
Özellikle işçi tarafından gerçekleştirilen haklı fesihlerde fesih sebebinin önceden doğru şekilde belgelenmesi büyük önem taşır.
Kıdem Tazminatı ile İhbar Tazminatı Arasındaki Fark Nedir?
Kıdem tazminatı ile ihbar tazminatı aynı koşullara bağlı değildir. Kıdem tazminatı çalışılan süreye ve iş sözleşmesinin sona erme biçimine bağlıdır. İhbar tazminatı ise belirsiz süreli iş sözleşmesinde bildirim sürelerine uyulmamasının sonucudur.
Örneğin işçi ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle İş Kanunu’nun 24. maddesine dayanarak haklı nedenle derhal fesih gerçekleştirirse en az bir yıllık kıdemi bulunması hâlinde kıdem tazminatı isteyebilir. Ancak sözleşmeyi derhal sona erdiren taraf kendisi olduğundan kural olarak ihbar tazminatı talep edemez.
Kıdem, ihbar, işe iade, fazla çalışma ve diğer işçilik hakları konusunda daha kapsamlı bilgi için İş Hukuku Avukatı sayfamızı ve İş Hukuku makalelerimizi inceleyebilirsiniz.
Kıdem Tazminatı Hakkında Sık Sorulan Sorular
Kıdem tazminatı almak için kaç yıl çalışmak gerekir?
4857 sayılı İş Kanunu kapsamındaki genel rejimde aynı işverene bağlı en az bir yıllık kıdem gerekir. Bir yıldan az çalışma kıdem tazminatı doğurmaz.
Kendi isteğiyle işten ayrılan işçi kıdem tazminatı alabilir mi?
Normal istifada kural olarak alamaz. Buna karşılık İş Kanunu m.24 kapsamında haklı fesih, askerlik, kadın işçinin evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde ayrılması veya yaş dışındaki emeklilik koşullarının tamamlanması gibi hâllerde işçi sözleşmeyi kendisi sona erdirmesine rağmen kıdem tazminatı alabilir.
İşveren işçiyi performans düşüklüğü nedeniyle çıkarırsa kıdem öder mi?
İşçinin en az bir yıllık kıdemi bulunuyorsa kural olarak evet. Performans düşüklüğü geçerli fesih sebebi olabilir ancak tek başına İş Kanunu m.25/II kapsamında kıdem tazminatını ortadan kaldıran bir sebep değildir.
İşyerinin kapanması hâlinde kıdem tazminatı ödenir mi?
İşyerinin kapanması nedeniyle iş sözleşmesinin işveren tarafından sona erdirilmesi, işçinin en az bir yıllık kıdemi varsa kural olarak kıdem tazminatı hakkı doğurur.
Bir yıllık süreye deneme süresi dahil midir?
Evet. Deneme süresi iş sözleşmesinin dışında bir dönem değildir. İşçinin fiilen işe başladığı tarihten itibaren çalışma süresi esas alınır.
Fazla mesai kıdem tazminatı hesabına dahil edilir mi?
Fazla çalışma ücreti fiilî çalışmaya bağlı değişken bir alacak olduğundan kural olarak giydirilmiş brüt ücret hesabına eklenmez. Buna karşılık düzenli yol, yemek, ikramiye ve sürekli nitelikteki bazı yan haklar hesaba dahil edilebilir.
15 yıl 3600 günü dolduran herkes kıdem tazminatı alabilir mi?
Hayır. Bu koşul esas olarak 8 Eylül 1999 tarihinden önce ilk sigorta girişi bulunanlar bakımından önem taşır. Daha sonraki sigortalılık başlangıçlarında farklı prim ve sigortalılık koşulları uygulanmaktadır.
3600 gün üzerinden kıdem tazminatı nasıl hesaplanır?
3600 gün kıdem tazminatının miktarını hesaplayan bir çalışma süresi değildir. Tazminat, işçinin kıdem tazminatı talep ettiği mevcut işveren yanında geçen kıdemi üzerinden hesaplanır.
2026 kıdem tazminatı tavanı ne kadar?
1 Temmuz 2026 ile 31 Aralık 2026 arasında bir yıllık çalışma karşılığında uygulanacak kıdem tazminatı tavanı 73.729,87 TL’dir.
Kıdem tazminatı ödenmezse doğrudan dava açılabilir mi?
Hayır. Kıdem tazminatı işçilik alacağı olduğundan dava açmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmalıdır. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa iş mahkemesinde dava açılabilir.
Kıdem tazminatında faiz istenebilir mi?
Evet. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi hâlinde 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca mevduata uygulanan en yüksek faiz talep edilebilir.
İşçi vefat ederse kıdem tazminatı yanar mı?
Hayır. İşçinin en az bir yıllık kıdemi bulunuyorsa ölüm nedeniyle doğan kıdem tazminatı kanuni mirasçılarına ödenir.
İşçi istifa dilekçesi imzaladıysa artık dava açamaz mı?
Her zaman böyle değildir. İstifa belgesinin gerçek iradeyi yansıtıp yansıtmadığı, baskı altında alınıp alınmadığı, işçinin gerçek fesih sebebi, belgenin içeriği ve diğer deliller birlikte değerlendirilir.
Kıdem Tazminatı Almak İçin Fesih Sebebi Doğru Belirlenmelidir
Kıdem tazminatı, iş hukukunda hesaplaması kadar hak kazanma şartları da teknik olan bir alacaktır. Aynı işveren yanında en az bir yıllık kıdem bulunması temel koşuldur. Bunun yanında iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazandıran şekilde sona ermesi gerekir.
İşveren tarafından gerçekleştirilen fesihlerde İş Kanunu’nun 25/II maddesiyle diğer fesih sebepleri arasındaki ayrım özellikle önemlidir. İşverenin gerçekleştirdiği her haklı fesih kıdem tazminatını ortadan kaldırmaz.
İşçi tarafından gerçekleştirilen fesihlerde ise ücretlerin ödenmemesi, SGK primlerinin gerçeğe aykırı bildirilmesi, mobbing, ağır çalışma koşulları, sağlık sebepleri ve diğer haklı nedenlerin hukuki niteliği ile ispat durumu incelenmelidir. Askerlik, evlilik ve emeklilik nedeniyle fesihler de ayrıca kıdem tazminatına hak kazandırabilir.
Tazminat miktarı belirlenirken yalnızca çıplak maaşa bakılması doğru değildir. Düzenli para ve para ile ölçülebilen menfaatlerin dahil edildiği son giydirilmiş brüt ücret, çalışma süresi ve fesih tarihinde geçerli kıdem tazminatı tavanı birlikte değerlendirilmelidir.
Kıdem tazminatı için bir yıllık çalışma şartı aranır. Bu süre dolmadan işten çıkarılan işçinin hangi alacakları doğduğunu 1 yıl dolmadan işten çıkarılan işçinin hakları yazımızda ayrıntılı anlattık.