İş Kazası Nedir? Hangi Olaylar İş Kazası Sayılır?
İş kazası, sigortalının 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda belirtilen hâllerden biri sırasında karşılaştığı ve kendisini hemen veya sonradan bedensel ya da ruhsal olarak zarara uğratan olaydır. Bir olayın iş kazası sayılabilmesi için kazanın mutlaka işyerinde gerçekleşmesi gerekmemektedir. İşveren tarafından verilen bir görevin yerine getirilmesi, işyeri dışında geçirilen görev süresi, süt izni veya işverence sağlanan araçla işe gidiş ve geliş sırasında meydana gelen olaylar da iş kazası kapsamında değerlendirilebilir.
Bununla birlikte bir olayın sosyal güvenlik hukuku bakımından iş kazası sayılması, işverenin her durumda kusurlu veya tazminat ödemekle yükümlü olduğu anlamına gelmez. İş kazasının varlığı ile işverenin maddi ve manevi tazminat sorumluluğu birbirinden farklı hukuki değerlendirmelerdir. İşverenin tazminat sorumluluğunun belirlenmesinde iş sağlığı ve güvenliği önlemleri, tarafların kusur oranları, meydana gelen zarar ve olay ile zarar arasındaki nedensellik bağı ayrıca incelenmelidir.
İşverenin kusurunun tahlili ve tazminat yükümlülüğü bakımından yapılacak inceleme uzmanlık gerektirdiğinden, bu noktada iş kazası hukuku alanında çalışan bir avukat ile çalışmak, sonrasında hak kaybı doğmaması bakımından önemlidir.
İş Kazası Nedir?
İş kazası nedir sorusuna hem iş sağlığı ve güvenliği hukuku hem de sosyal güvenlik hukuku bakımından cevap verilmesi gerekir.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu bakımından iş kazası, tanımı itibariyle işyerinde veya işin yürütülmesi nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren ya da kişinin vücut bütünlüğünü bedensel veya ruhsal yönden etkileyen olaydır. Bu tanım, iş kazasının yalnızca fabrika, ofis, şantiye veya mağaza gibi fiziksel işyeri sınırları içerisinde gerçekleşen olaylardan ibaret olmadığını göstermektedir. İşin yürütümüyle bağlantılı olmak şartıyla işyeri dışında meydana gelen bir olay da iş kazası niteliği taşıyabilir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ise iş kazasını, sosyal sigorta haklarının doğması bakımından ele almaktadır. Buna göre sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle, görevli olarak başka bir yere gönderildiği zamanlarda, süt izninde veya işverence sağlanan araçla işe gidiş ve geliş sırasında meydana gelen ve sigortalıyı bedensel ya da ruhsal olarak etkileyen olaylar iş kazası sayılabilecektir. Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalının yürüttüğü iş nedeniyle geçirdiği kazalar da kapsam içerisindedir.
Dolayısıyla bir kazanın iş kazası sayılması için yalnızca “mesai saatleri içerisinde gerçekleşip gerçekleşmediğine” bakılması yeterli değildir. Kazanın meydana geldiği yer, zaman, sigortalının o sırada ne yaptığı, işverenin talimatı bulunup bulunmadığı ve olayın çalışma ilişkisiyle bağlantısı birlikte değerlendirilmelidir.
İş Kazasının Hukuki Dayanakları Nelerdir?
İş kazası kavramının başlıca hukuki dayanakları şunlardır:
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
- 4857 sayılı İş Kanunu
- Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği
- İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin sair ve ikincil mevzuat
5510 sayılı Kanun, bir olayın hangi durumlarda iş kazası sayılacağını ve iş kazası sigortasından sağlanabilecek hakları düzenlemektedir. 6331 sayılı Kanun ise işverenin çalışanların sağlık ve güvenliğini korumaya yönelik yükümlülükleri ile iş kazalarının kaydedilmesi ve bildirilmesine ilişkin kuralları belirlemektedir.
Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde işveren, işçinin kişiliğini korumak, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli önlemleri almak ve işyerindeki araç ile gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüklerin ihlali sonucunda iş kazası meydana gelirse işverenin özel hukuk bakımından maddi ve manevi tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir. Güncel ve sık kullanılan düzenlemeleri toplu biçimde incelemek için hukuki mevzuat sayfasına göz atabilirsiniz.
Bir Olayın İş Kazası Sayılmasının Şartları Nelerdir?
İş kazasının şartları somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekle birlikte, sosyal güvenlik hukuku bakımından temel unsurlar aşağıdaki şekilde sıralanabilir.
Kazaya Uğrayan Kişinin Sigortalı Olması
5510 sayılı Kanun kapsamında bir olayın iş kazası olarak değerlendirilmesinde temel unsurlardan biri, kazaya uğrayan kişinin iş kazası sigortası korumasına giren bir çalışma veya sigortalılık ilişkisi içinde bulunmasıdır.
İş kazası sigortası yalnızca klasik anlamda iş sözleşmesiyle çalışan işçiler bakımından uygulanmaz. İş kazası sigortası kapsamında değerlendirilebilecek başlıca kişiler şunlardır:
- Hizmet sözleşmesiyle çalışan 4/a kapsamındaki sigortalılar
- Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan 4/b kapsamındaki sigortalılar
- Aday çıraklar ve çıraklar
- Stajyerler
- İntörn öğrenciler
- İŞKUR kursiyerleri
- Belirli şartlarla ev hizmetlerinde çalışanlar
- Tarım ve orman işlerinde süreksiz çalışan bazı sigortalılar
Çalışanın SGK’ya hiç bildirilmemiş olması, fiilî çalışma ilişkisinin bulunduğu her durumda olayın iş kazası niteliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla sigortalılık şartı katı olarak okunmamalıdır. Sigortasız çalıştırılan kişinin hizmet ilişkisini ve kazanın çalışma sırasında gerçekleştiğini hukuka uygun delillerle ortaya koyması mümkündür. Ancak böyle bir durumda sigortalılığın, hizmet süresinin ve olayın iş kazası olduğunun tespit edilmesine yönelik ilave hukuki süreçler gerekebilir.
Bir Olayın Meydana Gelmesi
İş kazasından söz edilebilmesi için çalışanın bedensel veya ruhsal bütünlüğünü etkileyen bir olayın meydana gelmesi gerekir. Bu olay farklı biçimlerde ortaya çıkabilir:
- Yüksekten düşme
- Makineye sıkışma
- Elektrik çarpması
- Patlama
- Trafik kazası
- Zehirlenme
- Kesici veya delici aletle yaralanma
- İşyerinde saldırıya uğrama
- Ani sağlık sorunu yaşama
Olayın mutlaka çok ağır olması gerekmez. İlk aşamada önemsiz görülen bir yaralanmanın daha sonra kalıcı bir sağlık problemine yol açması da mümkündür. Kanuni düzenlemede zararın sigortalıyı “hemen veya sonradan” bedensel ya da ruhsal olarak etkilemesi yeterli görülmüştür.
Olayın Kanunda Belirtilen Yer veya Zamanlardan Birinde Gerçekleşmesi
Her yaralanma veya sağlık problemi iş kazası değildir. Olayın 5510 sayılı Kanun’da belirtilen hâllerden biri içerisinde meydana gelmesi gerekir.
Her yaralanma veya sağlık problemi iş kazası değildir. Olayın 5510 sayılı Kanun’da belirtilen hâllerden biri içerisinde meydana gelmesi gerekir. Kaza şu durumlarda gerçekleşebilir:
- İşyerinde bulunulan sırada
- Yürütülen iş nedeniyle
- İşverenin görevlendirmesi kapsamında
- Süt izni sırasında
- İşveren tarafından sağlanan araçla işe gidiş veya geliş sırasında
Buradaki ölçüt yalnızca işyerinin fiziksel sınırları değildir. Bazı durumlarda işyeri dışında meydana gelen bir kaza, işin yürütümü veya işverenin görevlendirmesiyle bağlantılı olduğu için iş kazası sayılabilir.
Bedensel veya Ruhsal Bir Zararın Doğması
İş kazasının varlığı için olay sonucunda sigortalının bedensel veya ruhsal olarak etkilenmiş olması gerekir.
Bedensel zararlar arasında özellikle şu durumlar yer alabilir:
- Kırık
- Çıkık
- Yanık
- Organ veya uzuv kaybı
- İç kanama
- İşitme ya da görme kaybı
- Omurga ve sinir sistemi yaralanmaları
- Geçici veya kalıcı hareket kısıtlılıkları
İş kazası yalnızca fiziksel yaralanmalardan ibaret değildir. Ağır bir olay sonrasında ortaya çıkan ve tıbbi olarak tespit edilebilen ruhsal rahatsızlıklar da iş kazası nedeniyle doğan zarar kapsamında değerlendirilebilir. Bununla birlikte yalnızca kişinin kendisini üzgün, gergin veya huzursuz hissetmesi yeterli olmayabilir. Ruhsal zararın sağlık kayıtları ve uzman değerlendirmeleriyle ortaya konulması önem taşır.
Olay ile Zarar Arasında Nedensellik Bağı Bulunması
Meydana gelen olay ile sigortalının uğradığı zarar arasında uygun bir neden-sonuç ilişkisinin bulunması gerekir.
Örneğin işçinin yüksekten düşmesi sonucunda bacağının kırılması hâlinde olay ile zarar arasındaki bağlantı açıktır. Buna karşılık kazadan uzun süre sonra ortaya çıkan bir sağlık probleminin olayla ilişkili olup olmadığı konusunda tıbbi inceleme gerekebilir. Bu sürecin doğru aktarılabilmesi için iş kazalarında uzman bir avukat ile takip edilmesi gerekir.
İş kazasının sosyal güvenlik hukuku bakımından tespitinde aranan nedensellik ile işverenin tazminat sorumluluğunda aranan nedensellik aynı kapsamda değerlendirilmemelidir. Olayın iş kazası sayılması için zararlandırıcı olay ile sigortalının bedensel veya ruhsal zararı arasındaki bağlantı incelenir. İşverenin tazminat sorumluluğu bakımından ise ayrıca işverenin yükümlülüklerini ihlal edip etmediği, kusur durumu ve zararın işverenin davranışıyla bağlantısı araştırılır.
İş Kazası Sayılan Haller Nelerdir?
İş kazası sayılan haller, 5510 sayılı Kanun’un 13. maddesinde düzenlenmiştir. Bunlar aşağıda ayrı ayrı açıklanmıştır.
Sigortalının İşyerinde Bulunduğu Sırada Meydana Gelen Kazalar
Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen ve kendisini bedensel ya da ruhsal olarak etkileyen olaylar, kural olarak iş kazası incelemesine konu olmaktadır.
İşyeri kavramı yalnızca işçinin sürekli olarak çalıştığı masa, bölüm veya üretim alanından ibaret değildir. İşyerine bağlı dinlenme, yemek, uyku, yıkanma, muayene, bakım, eğitim ve benzeri yerler de şartları bulunduğunda işyeri kapsamında değerlendirilebilir.
İşyerinde meydana gelebilecek iş kazalarına şu olaylar örnek gösterilebilir:
- İnşaat işçisinin iskeleden düşmesi
- Fabrika çalışanının elini makineye kaptırması
- Ofis çalışanının işyeri merdiveninden düşmesi
- Depo çalışanının üzerine malzeme devrilmesi
- İşçinin işyeri yemekhanesinde kayarak yaralanması
- İşyerinde çıkan yangın veya patlama nedeniyle yaralanma
Kazanın işçinin asli görevini yaptığı sırada gerçekleşmesi her durumda zorunlu değildir. Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen olaylar bakımından sosyal güvenlik hukukunun koruyucu amacı dikkate alınır. Bununla birlikte işverenin tazminat sorumluluğu belirlenirken olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusuru ayrıca incelenir.
İşveren Tarafından Yürütülen İş Nedeniyle Meydana Gelen Kazalar
İşçinin işyerinde bulunmadığı bir sırada, işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle geçirdiği kazalar da iş kazası olabilir.
İşin yürütümü nedeniyle meydana gelebilecek kazalara şu olaylar örnek gösterilebilir:
- Teknik personelin müşterinin işyerinde arızaya müdahale ederken yaralanması
- Kuryenin teslimat sırasında trafik kazası geçirmesi
- Satış temsilcisinin müşteri ziyareti sırasında yaralanması
- Şoförün sevkiyat görevi sırasında kaza geçirmesi
- İnşaat işçisinin farklı bir şantiyede görevlendirildiği sırada yaralanması
Bu hâllerde kazanın işverenin merkez işyerinde meydana gelmemesi, olayın iş kazası sayılmasına tek başına engel değildir. Esas olan, kazanın yürütülen işle bağlantısının bulunmasıdır.
Görevli Olarak İşyeri Dışına Gönderilen İşçinin Geçirdiği Kazalar
Bir işverene bağlı çalışan sigortalının görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda uğradığı kazalar da iş kazası sayılan hâller arasındadır.
İşçi, işveren tarafından örneğin aşağıdaki amaçlarla görevlendirilebilir:
- Toplantıya katılmak
- Eğitim almak
- Evrak teslim etmek
- Malzeme satın almak
- Müşteriyle görüşmek
- Başka bir şehirdeki işyerinde geçici olarak çalışmak
Bu görevlendirmeler sırasında çalışma ilişkisiyle yeterli bağlantı bulunması hâlinde meydana gelen olay iş kazası olarak değerlendirilebilir.
İşçi bu görev nedeniyle yaptığı yolculuk sırasında trafik kazası geçirirse olay iş kazası olarak değerlendirilebilir. Görevli olarak başka bir şehre gönderilen çalışanın, görevin gerektirdiği zaman dilimi içerisindeki durumu da somut olayın koşullarına göre incelenir. Bu gibi durumlarda iş kazalarında uzman avukat ile iletişime geçmek gerekir.
Ancak görevle ilgisi bulunmayan ve tamamen kişisel amaçlarla gerçekleştirilen davranışlar bakımından farklı bir sonuca ulaşılabilir. İşçinin görevlendirme kapsamından çıkıp çıkmadığı, işverenin talimatı, seyahat programı, olayın gerçekleştiği yer ve zaman ile yapılan faaliyetin niteliği birlikte değerlendirilmelidir.
Süt İzni Sırasında Meydana Gelen Kazalar
Hizmet sözleşmesiyle çalışan emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek amacıyla ayrılan zamanlarda geçirdiği kazalar iş kazası sayılabilecektir.
Bu kapsam yalnızca işyerinde bulunan bir emzirme odasında gerçekleşen olaylarla sınırlı değildir. Çalışanın süt iznini kullanmak üzere işyerinden ayrılması ve bu izinle bağlantılı olarak bir kazaya uğraması hâlinde olayın koşulları ayrıca değerlendirilir.
Süt izni sırasında meydana gelen kazaların iş kazası kapsamına alınması, kanun koyucunun analık ve çocuk bakımına ilişkin süreleri çalışma ilişkisinin koruması altında değerlendirdiğini göstermektedir.
İşverence Sağlanan Taşıtla İşe Gidiş ve Geliş Sırasında Meydana Gelen Kazalar
Sigortalının işveren tarafından sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidişi veya işten dönüşü sırasında meydana gelen kazalar iş kazası sayılır.
Bu tür olaylar uygulamada çoğunlukla servis kazası veya trafik iş kazası olarak adlandırılmaktadır. Olayın durumuna göre iş kazasından kaynaklanan tazminat haricinde birtakım hukuki imkanlar da öne sürülebilir.
Örneğin işveren tarafından organize edilen personel servisinin trafik kazası yapması sonucunda çalışanların yaralanması iş kazasıdır. Taşıtın doğrudan işverene ait olması şart değildir. İşverenin bir servis şirketiyle anlaşarak çalışanların ulaşımını sağlaması da somut olayın özelliklerine göre bu kapsamda değerlendirilebilir.
Buna karşılık işçinin kendi aracıyla, yürüyerek veya toplu taşıma kullanarak olağan şekilde işe gidip gelirken geçirdiği her kaza iş kazası değildir. Olağan gidiş geliş sırasında meydana gelen kazanın iş kazası sayılabilmesi için işveren tarafından sağlanan taşıt, özel bir görevlendirme veya yapılan işle bağlantı gibi ilave bir unsurun bulunması gerekir.
Bağımsız Çalışanın Yürüttüğü İş Nedeniyle Geçirdiği Kazalar
5510 sayılı Kanun’un 4/b maddesi kapsamında kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalıların, yürüttükleri iş nedeniyle geçirdikleri kazalar da iş kazası sayılabilir.
Örneğin kendi adına faaliyet gösteren bir esnafın işyerinde malzeme taşırken yaralanması veya bağımsız çalışan bir kişinin işiyle bağlantılı yolculuk sırasında kaza geçirmesi bu kapsamda incelenebilir.
4/b kapsamındaki sigortalıların bildirim yükümlülüğü, 4/a kapsamındaki işçilerden farklıdır. Bağımsız çalışan sigortalı, iş kazasını kendisi bildirmelidir. Bildirimin, bir ayı geçmemek şartıyla rahatsızlığın bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonraki üç iş günü içerisinde yapılması gerekir.
İş Kazası Örnekleri Nelerdir?
İş kazası örnekleri, olayın meydana geldiği yere ve çalışma ilişkisiyle bağlantısına göre çeşitlilik gösterebilir. Aşağıdaki olaylar somut koşullara göre iş kazası sayılabilir:
- İnşaat işçisinin yüksekten düşmesi
- Fabrika çalışanının makineye sıkışması
- İşçinin üzerine ağır bir malzeme düşmesi
- Elektrik teknisyeninin akıma kapılması
- Kimyasal maddeyle çalışan işçinin zehirlenmesi veya yanması
- Ofis çalışanının işyeri içerisinde düşerek yaralanması
- Kuryenin teslimat sırasında trafik kazası geçirmesi
- Şoförün sevkiyat sırasında yaralanması
- Görevli olarak başka şehre gönderilen çalışanın yolculuk sırasında kaza geçirmesi
- İşveren tarafından sağlanan personel servisinin kazaya karışması
- İşçinin işyeri yemekhanesinde kayarak yaralanması
- Çalışanın işyerinde saldırıya uğraması
- Süt iznini kullanan kadın çalışanın izin süresiyle bağlantılı olarak kaza geçirmesi
- Uzaktan çalışan işçinin yaptığı işle doğrudan bağlantılı olarak evinde yaralanması
Bu örneklerin her biri, olayın iş kazası sayılacağına ilişkin kesin ve değişmez bir sonuç doğurmaz. Olayın yeri, zamanı, çalışma ilişkisi, işverenin talimatı, yapılan faaliyet ve meydana gelen zarar birlikte incelenmelidir.
İşyerinde Kalp Krizi Geçirmek İş Kazası mıdır?
İşyerinde geçirilen kalp krizi, sosyal güvenlik hukuku bakımından iş kazası değerlendirmesine konu olabilir. Çünkü 5510 sayılı Kanun, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen ve kendisini bedensel olarak etkileyen olayları iş kazası kapsamında ele almaktadır.
Bununla birlikte işyerinde meydana gelen kalp krizinin iş kazası olarak kaydedilmesi ile işverenin kalp krizinden doğan bütün zararlardan sorumlu tutulması aynı şey değildir.
İşverenin tazminat sorumluluğu bakımından özellikle şu unsurlar incelenir:
- Çalışanın çalışma koşulları
- Aşırı iş yükü
- Fazla çalışma süreleri
- İşyerindeki stres faktörleri
- Çalışanın bilinen sağlık durumu
- İşverenin sağlık ve güvenlik önlemleri
- Kalp krizi ile çalışma koşulları arasındaki tıbbi bağlantı
ayrıca incelenir.
Bu nedenle kalp krizi vakalarında sağlık kayıtları, sağlık raporları, yapılan işin niteliği, tanık anlatımları ve uzman raporları / bilirkişi raporları büyük önem taşır.
İşyerinde Kavga veya Saldırı Sonucu Yaralanmak İş Kazası mıdır?
Çalışanın işyerinde bulunduğu sırada başka bir çalışan, müşteri veya üçüncü kişi tarafından saldırıya uğraması sonucunda yaralanması iş kazası kapsamında değerlendirilebilecektir.
Saldırının kişisel bir husumetten kaynaklanması, sosyal güvenlik hukuku bakımından olayın iş kazası niteliğini her durumda ortadan kaldırmayabilir. Buna karşılık işverenin tazminat sorumluluğunun belirlenmesinde saldırının öngörülebilir olup olmadığı, işyerinde gerekli güvenlik önlemlerinin alınıp alınmadığı ve işverenin olayın önlenmesi bakımından kusurlu davranıp davranmadığı ayrıca araştırılır.
İşyerindeki kavga nedeniyle ceza soruşturması yürütülmesi de olayın iş kazası olarak bildirilmesine engel değildir. Aynı olay hem sosyal güvenlik hukuku hem iş hukuku hem de ceza hukuku bakımından farklı sonuçlar doğurabilir.
Yemek Molasında Geçirilen Kaza İş Kazası Sayılır mı?
Yemek veya dinlenme molasında meydana gelen kazaların iş kazası sayılıp sayılmayacağı, olayın gerçekleştiği yere ve koşullara göre belirlenir.
İşçinin aşağıdaki alanlarda veya iş organizasyonu kapsamında yaralanması iş kazası sayılabilir:
- İşyeri yemekhanesinde
- İşyerine ait dinlenme alanında
- İşveren tarafından belirlenen yemek alanında
- İş organizasyonu kapsamında yemek ihtiyacını karşıladığı sırada
yaralanması hâlinde olay iş kazası sayılabilir.
Buna karşılık işçinin mola sırasında işyeriyle ve işin yürütümüyle ilgisi bulunmayan tamamen kişisel bir faaliyete yönelmesi durumunda daha ayrıntılı değerlendirme yapılması gerekir. Bu durumda bazı haller iş kazası sayılmayabilir. Yalnızca olayın “öğle arasında” gerçekleşmesi, tek başına iş kazası olmadığı sonucuna ulaşılması için yeterli değildir.
Mesai Saatleri Dışında Meydana Gelen Olay İş Kazası Olabilir mi?
Bir olayın mesai başlangıç ve bitiş saatleri dışında meydana gelmesi, olayın iş kazası niteliğini otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
İşçinin aşağıdaki durumlarda yaralanması, mesai saati dışında olsa da iş kazası sayılabilir:
- Fazla çalışma yaptığı sırada
- İşverenin talimatıyla mesai sonrasında işyerinde kaldığı dönemde
- İşveren tarafından verilen görevi tamamladığı sırada
- İşverenin düzenlediği ve çalışma ilişkisiyle bağlantılı bir organizasyonda
yaralanması mümkündür.
Buna karşılık çalışanın mesai sonrasında işyerinde bulunmasının tamamen kişisel bir nedene dayanması hâlinde farklı bir değerlendirme yapılacaktır. İşyerinde bulunma amacı ve işverenin bilgisi önem taşır.
Evden Çalışırken Geçirilen Kaza İş Kazası mıdır?
Uzaktan veya evden çalışma sırasında meydana gelen her olay iş kazası değildir. Evde gerçekleşen olayın yapılan işle, çalışma süresiyle veya işverenin verdiği görevle bağlantısının bulunması gerekir.
Uzaktan çalışan kişinin aşağıdaki durumlarda yaralanması iş kazası olarak değerlendirilebilir:
- İşveren tarafından sağlanan ekipmanı kullanırken elektrik çarpması yaşaması
- Çalışma masasında işini yaptığı sırada sandalyenin kırılması nedeniyle yaralanması
- İşverenin talimatıyla taşıdığı iş ekipmanının üzerine düşmesi
- Çevrim içi toplantı veya çalışma sırasında işle bağlantılı bir olay yaşaması
iş kazası olarak değerlendirilebilecektir.
Buna karşılık çalışanın mesai sırasında evde kişisel temizlik yaparken, yemek hazırlarken veya işle bağlantısı olmayan başka bir faaliyette bulunurken yaralanması hâlinde olayın çalışma ilişkisiyle bağlantısının ayrıca ispatlanması gerekir.
Uzaktan çalışma sırasında meydana gelen kazalarda özellikle şu deliller önem taşıyabilir:
- Bilgisayar ve sistem kayıtları
- Çevrim içi toplantı kayıtları
- Mesajlaşmalar
- Görev teslim kayıtları
- Çalışma saatleri
- Sağlık kuruluşuna başvuru zamanı
- Evde bulunan kişilerin tanıklığı
iş kazası tespiti aşamasında önemli deliller olarak ortaya çıkacaktır.
İşçinin Kusurlu Olması Olayın İş Kazası Sayılmasını Engeller mi?
İşçinin kazanın meydana gelmesinde kusurlu olması, olayın iş kazası sayılmasını kural olarak tek başına engellemez. Bununla birlikte kasıt, ağır kusur veya mevzuatta özel olarak düzenlenen davranışların SGK ödemeleri ve tazminat hesabı üzerindeki etkisi somut olaya göre ayrıca incelenir.
İşçinin dikkatsiz davranması, talimata uymaması veya kişisel koruyucu ekipmanı kullanmaması olayın iş kazası niteliğini doğrudan ortadan kaldırmayabilir. Ancak işçinin kusuru şu hususları etkileyebilir:
- Maddi tazminat hesabını
- Kusur dağılımını
- İşverenin sorumluluk oranını
- SGK tarafından sağlanacak bazı hakların kapsamını
İşveren yalnızca kişisel koruyucu ekipman teslim ederek veya yazılı talimat düzenleyerek bütün sorumluluğundan kurtulamaz. İşverenin riskleri değerlendirmesi, gerekli önlemleri alması, çalışanlara eğitim vermesi, alınan tedbirlere uyulup uyulmadığını denetlemesi ve iş organizasyonunu güvenli şekilde kurması gerekir.
İş Kazası ile Meslek Hastalığı Arasındaki Fark Nedir?
İş kazası ile meslek hastalığı birbirine yakın ancak farklı hukuki kavramlardır.
İş kazasında belirlenebilir bir olay ön plandadır. Yüksekten düşme, makineye sıkışma, elektrik çarpması veya trafik kazası gibi olaylar buna örnek verilebilir.
Meslek hastalığı ise çoğunlukla işin niteliği veya çalışma koşulları nedeniyle zaman içerisinde ortaya çıkan sağlık problemleridir. Sürekli gürültü nedeniyle işitme kaybı, kimyasal maddelere uzun süre maruz kalma nedeniyle gelişen hastalıklar veya belirli fiziksel hareketlerin tekrarlanması sonucunda oluşan rahatsızlıklar meslek hastalığı kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak iş kazasının etkilerinin mutlaka aynı gün ortaya çıkması gerekmez. Tek bir olay sonucunda meydana gelen fakat belirtileri sonradan ortaya çıkan zararlar da şartları varsa iş kazasıyla ilişkilendirilebilir.
İş Kazasının Tespitinde Hangi Deliller Kullanılabilir?
İş kazasının ispatı yalnızca işveren tarafından düzenlenen iş kazası tutanağına bağlı değildir. İşverenin tutanak düzenlememesi veya kazayı SGK’ya bildirmemesi, olayın iş kazası olmadığı anlamına gelmez.
İş kazasının tespitinde kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:
- İş kazası tutanağı
- Hastane ve acil servis kayıtları
- İstirahat ve sağlık kurulu raporları
- Sosyal Güvenlik Kurumu tahkikat raporu
- Ambulans kayıtları
- Kolluk tutanakları
- Tanık anlatımları
- İşyeri kamera kayıtları
- İşyerine giriş ve çıkış kayıtları
- Puantaj ve vardiya çizelgeleri
- Görevlendirme yazıları
- E-posta ve mesaj kayıtları
- Araç takip ve konum kayıtları
- İş ekipmanlarına ilişkin bakım kayıtları
- Risk değerlendirmesi ve iş güvenliği belgeleri
- İş sağlığı ve güvenliği eğitim kayıtları
Kazadan sonra sağlık kuruluşuna başvurulurken yaralanmanın iş kazası sonucunda meydana geldiğinin açıkça belirtilmesi önemlidir. Sağlık kayıtlarına olayın farklı veya eksik şekilde geçirilmesi, işveren baskısıyla şikayetten vazgeçilmesi ya da kusurun üstlenilmesi, sonraki süreçte ispat sorunlarına yol açabilir.
İş Kazası Meydana Geldiğinde Ne Yapılmalıdır?
İş kazası meydana geldiğinde öncelik, yaralanan çalışanın sağlık durumunun korunmasıdır. Gerekli ilk yardım uygulanmalı, acil sağlık hizmetlerinden yararlanılmalı ve çalışanın en uygun sağlık kuruluşuna sevki sağlanmalıdır.
İlk sağlık müdahalesinin ardından aşağıdaki işlemler gecikmeden yerine getirilmelidir:
- Kaza alanı güvenli hâle getirilmelidir
- Yeni bir kazanın meydana gelmesini önleyecek tedbirler alınmalıdır
- Olay yeri ve deliller korunmalıdır
- İş kazası tutanağı düzenlenmelidir
- Görgü tanıklarının bilgileri alınmalıdır
- Fotoğraf ve kamera görüntüleri muhafaza edilmelidir
- Sağlık kuruluşuna olayın iş kazası olduğu bildirilmelidir
- Yetkili kolluk birimine gerekli bildirim yapılmalıdır
- SGK iş kazası bildirimi süresi içerisinde gerçekleştirilmelidir
4/a kapsamındaki sigortalının geçirdiği iş kazası işveren tarafından kazanın meydana geldiği yerdeki yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, SGK’ya ise olay tarihinden sonraki üç iş günü içerisinde bildirilmelidir. Kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde meydana gelmiş ve işverenin olay hakkında bilgi almasına engel bir durum oluşmuşsa üç iş günlük süre öğrenme tarihinden itibaren başlayabilir.
İş kazası bildirimi e-Sigorta sistemi üzerinden veya İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirgesi kullanılarak ilgili Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ya da Sosyal Güvenlik Merkezine yapılabilir.
İş Kazasının Üç İş Günü İçinde Bildirilmemesi Ne Anlama Gelir?
İşverenin SGK bildirimini süresi içinde yapmaması, olayın iş kazası niteliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak geç bildirim nedeniyle işveren hakkında idari ve mali yaptırımlar uygulanabilir. İşçi veya hak sahipleri de olayın incelenmesi için SGK’ya başvurabilir.
SGK’nın güncel uygulamasına göre süresinde bildirim yapılmaması hâlinde, bildirimin yapıldığı tarihe kadar sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği işverenden tahsil edilebilir. Ayrıca işveren hakkında idari para cezası uygulanır. İdari para cezasının tutarı, işyerinin tehlike sınıfı, çalışan sayısı ve ilgili yıl için geçerli yeniden değerleme oranı gibi unsurlara göre değişecektir. Bu nedenle sabit ve her olayda geçerli tek bir ceza tutarından söz edilmesi doğru değildir.
İş Kazası Geçiren İşçinin Hakları Nelerdir?
İş kazası sigortası kapsamında sigortalıya veya ölümü hâlinde hak sahiplerine sağlanabilecek başlıca haklar şunlardır:
- Geçici iş göremezlik ödeneği
- Sürekli iş göremezlik geliri
- Ölüm geliri
- Evlenme ödeneği
- Cenaze ödeneği
İş kazası sigortasından doğan temel haklardan yararlanılmasında, 4/a kapsamındaki çalışanlar bakımından belirli bir asgari prim günü şartı bulunmamaktadır. İş kazasının sigortalının ilk çalışma gününde meydana gelmesi de mümkündür.
SGK tarafından sağlanan gelir ve ödenekler, işverenin özel hukuk kapsamında doğabilecek maddi ve manevi tazminat sorumluluğuyla aynı değildir. İşverenin hukuki sorumluluğunun bulunduğu hâllerde işçi şu zarar kalemlerini talep edebilir:
- Tedavi ve bakım giderlerini
- Geçici kazanç kayıplarını
- Çalışma gücünün azalması veya kaybından doğan zararları
- Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları
- Manevi tazminatı
Ölümlü iş kazalarında ise şartları bulunan yakınlar destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat talebinde bulunabilir. İş kazası tazminatının doğup doğmadığı ve miktarı; kusur oranı, ücret, yaş, meslekte kazanma gücü kaybı ve olayın özellikleri dikkate alınarak belirlenir.
İş Kazasının SGK Tarafından Kabul Edilmemesi Hâlinde Ne Yapılabilir?
İş kazası işveren tarafından bildirilmemiş olabilir veya bildirim yapılmasına rağmen SGK olayın iş kazası olmadığı yönünde değerlendirme yapabilir.
Böyle bir durumda sigortalı, öncelikle olayın incelenmesi ve iş kazası olarak kabul edilmesi amacıyla SGK’ya başvurabilir. Kurum tarafından olumlu sonuç alınamaması hâlinde, yani kurumun “iş kazası değildir” tespiti yapması halinde, olayın iş kazası olduğunun tespiti amacıyla iş kazasının tespiti davası gündeme gelebilir.
İş kazasının tespiti, sigortalının geçici veya sürekli iş göremezlik haklarından yararlanması ve daha sonra açılabilecek tazminat davasının sağlıklı şekilde yürütülmesi bakımından önemlidir.
İş Kazası Sayılması İşverenin Mutlaka Tazminat Ödeyeceği Anlamına Gelir mi?
Hayır. Bir olayın SGK bakımından iş kazası olarak kabul edilmesi, işverenin otomatik olarak bütün zararlardan sorumlu olacağı anlamına gelmez.
İşverenin maddi ve manevi tazminat sorumluluğu değerlendirilirken genel olarak şu hususlar incelenir:
- İşverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini ihlal edip etmediği
- İşçinin bedensel veya ruhsal zarara uğrayıp uğramadığı
- İhlal ile zarar arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığı
- İşverenin sorumluluğunu azaltan veya kaldıran özel bir durumun bulunmaması
Örneğin işyerinde gerçekleşen doğal bir sağlık olayı sosyal güvenlik hukuku bakımından iş kazası sayılabilse de işverenin tazminat sorumluluğu için çalışma koşulları ile zarar arasındaki bağlantı, işverenin yükümlülük ihlali ve somut olayın diğer özellikleri ayrıca değerlendirilir.
Sıkça Sorulan Sorular
İş kazasının işyerinde meydana gelmesi şart mıdır?
Hayır. İşveren tarafından verilen görevin yerine getirilmesi, işyeri dışında geçirilen görev süresi, emzirme izni veya işverence sağlanan araçla işe gidiş ve geliş sırasında meydana gelen olaylar da şartları varsa iş kazası sayılabilir.
İşe giderken geçirilen her trafik kazası iş kazası mıdır?
Hayır. İşçinin kendi aracıyla, yürüyerek veya toplu taşıma kullanarak olağan biçimde işe giderken geçirdiği her kaza iş kazası değildir. Kazanın işverence sağlanan taşıtta, görevlendirme sırasında veya yürütülen işle bağlantılı olarak meydana gelmesi gerekir.
İşveren servisinde geçirilen kaza iş kazası mıdır?
İşveren tarafından sağlanan veya organize edilen personel servisiyle işe gidiş ve geliş sırasında meydana gelen trafik kazaları kural olarak iş kazası kapsamında değerlendirilir.
İşyerinde kalp krizi geçirmek iş kazası mıdır?
İşyerinde meydana gelen kalp krizi sosyal güvenlik hukuku bakımından iş kazası incelemesine konu olabilir. Ancak işverenin tazminat sorumluluğu için kalp krizi ile çalışma koşulları, iş yükü veya alınmayan önlemler arasındaki bağlantı ayrıca değerlendirilir.
İşçinin dikkatsizliği iş kazasını ortadan kaldırır mı?
Hayır. İşçinin kusurlu veya dikkatsiz davranması, olayın iş kazası sayılmasını tek başına engellemez. Ancak kusur oranı tazminat hesabını ve taraflar arasındaki sorumluluk dağılımını etkileyebilir.
Sigortasız çalışan işçi iş kazası nedeniyle hak talep edebilir mi?
Evet. Fiilen işçi olarak çalışan kişinin SGK’ya bildirilmemiş olması, çalışma ilişkisinden doğan haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak hizmet ilişkisi, çalışma süresi ve kazanın işle bağlantısı hukuka uygun delillerle ispatlanmalıdır.
İş kazası tutanağı tutulmazsa haklar kaybedilir mi?
Hayır. İş kazası tutanağının bulunmaması ispatı zorlaştırabilir; ancak iş kazası hastane kayıtları, tanıklar, kamera görüntüleri, kolluk tutanakları ve işyeri kayıtları gibi her türlü hukuka uygun delille ispatlanabilir.
İş kazası kaç gün içinde SGK’ya bildirilir?
4/a kapsamındaki çalışanların geçirdiği iş kazası, işveren tarafından olay tarihinden sonraki üç iş günü içerisinde SGK’ya bildirilmelidir. Yetkili kolluk kuvvetlerine yapılacak bildirim ise derhal gerçekleştirilmelidir.
İş kazası bildirimi yapılmaması olayın iş kazası olmasını engeller mi?
Hayır. Bildirim yapılmaması olayın hukuki niteliğini kendiliğinden değiştirmez. İşçi veya hak sahipleri SGK’ya başvurabilir ve şartları varsa iş kazasının tespiti için yargı yoluna başvurabilir.
İş kazası için işverenin kusurlu olması şart mıdır?
Bir olayın sosyal güvenlik hukuku bakımından iş kazası sayılması için işverenin mutlaka kusurlu olması gerekmez. İşverenden maddi ve manevi tazminat talep edilmesinde ise yükümlülük ihlali, kusur, zarar ve nedensellik bağı önem taşır.
Sonuç
İş kazası nedir sorusuna yalnızca “işyerinde meydana gelen kaza” şeklinde cevap verilmesi eksik olacaktır. İş kazası; işyerinde, yürütülen iş nedeniyle, işverenin görevlendirmesi kapsamında, süt izni sırasında veya işverence sağlanan araçla işe gidiş ve geliş esnasında meydana gelebilir.
Bir olayın iş kazası sayılmasının temel şartları; kişinin iş kazası sigortası kapsamında bulunması, kanunda belirtilen hâllerden biri içerisinde bir olayın gerçekleşmesi, sigortalının bedensel veya ruhsal zarara uğraması ve olay ile zarar arasında nedensellik bağının bulunmasıdır.
Her olay kendi koşulları içerisinde değerlendirilmelidir. Özellikle işyerinde kalp krizi, işyeri kavgası, yemek molasında yaralanma, görev seyahati, servis kazası ve uzaktan çalışma sırasında meydana gelen olaylarda kazanın yeri ve saati tek başına yeterli değildir. İşverenin talimatı, yapılan faaliyet, çalışma ilişkisi ve olayın meydana geliş biçimi birlikte incelenmelidir.
İş kazasının zamanında bildirilmemesi, sağlık kayıtlarının eksik düzenlenmesi veya delillerin korunmaması önemli hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle olayın hemen ardından sağlık kayıtlarının doğru oluşturulması, tanık ve kamera delillerinin muhafaza edilmesi, SGK bildirim sürecinin takip edilmesi ve gerekli hukuki başvuruların süresinde yapılması önem taşımaktadır.