İstanbul İş Kazası Avukatı
İş kazası, çalışanın yalnızca işyerinde bulunduğu sırada geçirdiği kazalardan ibaret değildir. İşveren tarafından yürütülen iş nedeniyle, yine işveren tarafından görevle başka bir yere gönderilme sırasında veya işverence temin edilen taşıtla işe gidiş ve geliş esnasında meydana gelen bazı olaylar da iş kazası kapsamında değerlendirilebilir. Bu nedenle ilk bakışta sıradan bir yaralanma olayı gibi görünen bir kaza, iş ilişkisiyle bağlantısı bulunması hâlinde önemli hukuki sonuçlar ve haklar doğurabilir.
İş kazasının meydana gelmesinden sonra olayın Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) bildirilmesi, hastane kayıtları ile raporların temin edilmesi, tanıkların belirlenmesi, kamera görüntülerinin korunması ve işyerindeki iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin incelenmesi gerekir. İş kazası tazminatı bakımından yalnızca yaralanmanın meydana gelmesi yeterli değildir. İşverenin yükümlülükleri, kazanın meydana geliş biçimi, tarafların kusur oranları, işçinin uğradığı zarar ve iş ile zarar arasındaki nedensellik bağı birlikte değerlendirilir.
İstanbul iş kazası avukatı desteği; SGK süreci, iş kazasının tespiti, kusur incelemesi, sürekli iş göremezlik değerlendirmesi, maddi ve manevi tazminat talepleri ile ceza soruşturmasının birbiriyle uyumlu biçimde takip edilmesi bakımından önem taşır. Özellikle İstanbul’daki büyük şantiyeler, sanayi tesisleri, depolar, fabrikalar, lojistik merkezleri ve hizmet işletmelerinde meydana gelen kazalarda birden fazla işverenin veya üçüncü kişinin sorumluluğu gündeme gelebilir.
İş Kazası Nedir ve Hangi Durumlar İş Kazası Sayılır?
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na ve ilgili mevzuata göre iş kazası, Kanun’da belirtilen hâllerden birinde meydana gelen ve sigortalıyı bedenen veya ruhen zarara uğratan olaydır. İş kazası sigortasından sağlanan haklar arasında geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri, ölüm geliri, evlenme ödeneği ve cenaze ödeneği bulunmaktadır. Bu haklardan yararlanmak için kural olarak belirli bir prim günü şartı aranmaz.
Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada geçirdiği kazalar, gerçekleşme biçimine göre iş kazası sayılabilir. Bunun yanında işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle işyeri dışında meydana gelen kazalar, görevle başka bir yere gönderilen çalışanın bu süreçte geçirdiği kazalar ve işverence sağlanan servis aracıyla işe gidiş geliş sırasında yaşanan olaylar da iş kazası çerçevesinde değerlendirilebilir.
Örneğin şantiyede yüksekten düşme, fabrikada makineye uzuv sıkışması veya takılması, işyerinde elektrik çarpması, işveren tarafından görevlendirilen kuryenin geçirdiği trafik kazası veya işveren servisinin karıştığı bir kaza iş kazası niteliği taşıyabilir. Bununla birlikte her olay kendi özel koşulları içinde incelenmelidir. Olay ile iş arasında yeterli bağlantının bulunup bulunmadığı, iş kazasının tespiti bakımından belirleyicidir.
İstanbul’da Sık Karşılaşılan İş Kazaları
İstanbul; inşaat, lojistik, tekstil, metal, tersane, ulaşım, turizm, perakende ve hizmet sektörlerinin yoğun olarak faaliyet gösterdiği bir şehirdir. Bu nedenle iş kazaları yalnızca ağır sanayi tesislerinde değil; ofislerde, alışveriş merkezlerinde, restoranlarda, otellerde, depolarda ve teknik bakım işlerinde de ortaya çıkabilmektedir.
İnşaat ve şantiye alanlarında yüksekten düşme, iskele çökmesi, malzeme altında kalma, asansör boşluğuna düşme ve iş makinesi kazalarıyla karşılaşılabilir. Fabrika ve atölyelerde makineye el veya kol kaptırma, uzuv kaybı, yanık, elektrik çarpması ve kimyasal maddelere maruz kalma söz konusu olabilir. Depo ve lojistik merkezlerinde forklift kazaları, yük düşmesi ve ağır kaldırma kaynaklı yaralanmalar görülebilir.
Plaza ve ofislerde meydana gelen merdivenden düşme, kayma, elektrik arızası veya işveren tarafından verilen bir görevin yerine getirilmesi sırasında yaşanan trafik kazaları da şartları varsa iş kazası olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle olayın meydana geldiği sektör kadar, çalışanın kaza anında hangi amaçla ve kimin talimatıyla hareket ettiği de önem taşır.
İş Kazası Geçiren İşçi İlk Olarak Ne Yapmalıdır?
İş kazası geçiren çalışanın öncelikle sağlık durumu güvence altına alınmalıdır. Acil müdahale gerekiyorsa 112 aranmalı ve çalışan uygun bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Hastanede olayın iş kazası olduğu açıkça belirtilmeli ve yaralanmanın iş sırasında meydana geldiği sağlık kayıtlarına doğru şekilde geçirilmelidir.
Kazadan hemen sonra mümkün olduğu ölçüde olay yerinin fotoğraf ve video kayıtları alınmalı, kazayı gören kişilerin isim ve iletişim bilgileri belirlenmelidir. İşyerindeki güvenlik kamerası görüntülerinin silinmesi veya üzerine yeni kayıt yapılması ihtimaline karşı görüntülerin korunması için gecikmeden gerekli girişimlerde bulunulmalıdır. Vardiya çizelgeleri, görev yazıları, işyeri mesajları, kullanılan ekipmanlara ilişkin bakım kayıtları, iş güvenliği eğitim belgeleri ve kişisel koruyucu donanım teslim evrakı da ileride önem taşıyabilir.
İşverenin hazırladığı iş kazası tutanağı dikkatle incelenmelidir. Olayın meydana geliş biçimine aykırı bir açıklama bulunuyorsa itiraz kaydı düşülmeden imzalanmamalıdır. İşçiye olayın iş kazası olmadığını, kendi kusuruyla gerçekleştiğini veya işverenden hiçbir talebi bulunmadığını belirten belgeler imzalatılmak istenebilir. Belgenin hukuki sonuçları değerlendirilmeden imzalanması, hak arama sürecini önemli ölçüde zorlaştırabilir.
İş Kazası Bildirimi ve SGK Süreci
4/1-a kapsamında çalışan bir sigortalının iş kazası geçirmesi hâlinde işveren, kazayı yetkili kolluk kuvvetlerine derhal; Sosyal Güvenlik Kurumuna ise kural olarak kazadan sonraki üç iş günü içerisinde bildirmelidir.
İşverenin bildirim yapmaması, olayın iş kazası niteliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Çalışan veya hak sahipleri, olayın iş kazası olarak incelenmesi için SGK’ya başvurabilir. SGK tarafından yapılacak tahkikatta hastane kayıtları, işyeri belgeleri, tanık anlatımları, kolluk tutanakları ve diğer deliller incelenebilir.
SGK’nın olayı iş kazası olarak kabul etmemesi hâlinde, somut olayın özelliklerine göre iş kazasının tespiti için dava açılması gerekebilir. Sigortasız çalıştırılan işçiler bakımından da iş kazasından doğan haklar tamamen ortadan kalkmaz. Ancak bu durumda çalışma ilişkisinin, ücretin ve olayın işle bağlantısının ayrıca ispatlanması gerekecektir.
İş kazası nedeniyle çalışamayan sigortalıya, usulüne uygun istirahat raporu bulunması hâlinde geçici iş göremezlik ödeneği verilebilir. İş kazası sonucu meslekte kazanma gücünün en az yüzde 10 azaldığı Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalıya ise sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilir.
İş Kazasında İşverenin Sorumluluğu
İşveren, çalışanın sağlık ve güvenliğini sağlamak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Bu yükümlülük yalnızca koruyucu ekipman temin edilmesiyle sınırlı değildir. İşverenin riskleri belirlemesi, çalışanlara uygun eğitim vermesi, iş ekipmanlarının bakımını yaptırması, çalışma ortamını denetlemesi ve alınan önlemlere uyulmasını sağlaması gerekir.
Örneğin işçiye baret veya emniyet kemeri teslim edilmiş olması tek başına yeterli görülmeyebilir. İşveren, ekipmanın yapılan işe uygun olup olmadığını ve çalışan tarafından fiilen kullanılıp kullanılmadığını da denetlemelidir. Tehlikeli bir makinede koruyucu aparat bulunmaması, çalışanın yeterli eğitim verilmeden görevlendirilmesi veya uzun çalışma saatleri nedeniyle dinlenme imkânının sağlanmaması işverenin sorumluluğuna yol açabilir.
Kazanın meydana gelmesinde işçinin kusuru bulunabilir. Ancak işçinin kusurlu davranışı her durumda işverenin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz. İşverenin eğitim, gözetim ve denetim yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ayrıca incelenir.
İş Kazasında Kusur Oranı Nasıl Belirlenir?
İş kazası tazminat davasında işverenin, işçinin ve varsa üçüncü kişilerin kusur oranları teknik bilirkişi incelemesiyle belirlenir. Bilirkişi heyeti; iş sağlığı ve güvenliği mevzuatını, kazanın meydana geliş biçimini, kullanılan makine veya ekipmanın özelliklerini ve tarafların yükümlülüklerini değerlendirir.
Kusur incelemesinde işverenin risk değerlendirmesi yapıp yapmadığı, çalışana eğitim verilip verilmediği, kişisel koruyucu donanımın uygunluğu ve işyerindeki denetim sistemi dikkate alınabilir. İşçinin açık talimatlara aykırı hareket etmesi veya tehlikeli bir davranışta bulunması da değerlendirmeye dâhil edilir.
Bilirkişi raporundaki tespitlerin dosyadaki delillerle uyumlu olmaması hâlinde rapora itiraz edilebilir. Özellikle kaza senaryosunun yanlış kurulması, işverenin yükümlülüklerinin eksik değerlendirilmesi veya teknik uzmanlık alanına uygun olmayan kişilerce rapor hazırlanması yeni bir bilirkişi incelemesini gerektirebilir.
İş Kazası Nedeniyle Talep Edilebilecek Tazminatlar
İş kazası nedeniyle talep edilebilecek tazminatlar, kazanın yaralanma veya ölümle sonuçlanmasına göre değişir.
Maddi Tazminat
Maddi tazminat, işçinin iş kazası nedeniyle uğradığı ekonomik kayıpların giderilmesini amaçlar. Tedavi giderleri, geçici çalışma kaybı, sürekli iş gücü kaybı, bakıcı giderleri ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar somut olaya göre talep edilebilir.
Manevi Tazminat
Manevi tazminat, iş kazasının çalışanın bedensel ve ruhsal bütünlüğü üzerinde meydana getirdiği ağır etkilerin kısmen giderilmesini amaçlar. Yaralanmanın ağırlığı, tedavi süreci, kalıcı iz veya uzuv kaybı, tarafların kusur durumu ve olayın çalışanın yaşamına etkisi değerlendirilir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
İş kazasının ölümle sonuçlanması hâlinde, ölen çalışanın desteğinden yararlanan kişiler destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Eş ve çocukların yanında, somut destek ilişkisini ispatlayan anne, baba veya diğer kişiler de talepte bulunabilir.
Cenaze ve Tedavi Giderleri
Ölüm hâlinde cenaze giderleri; yaralanma hâlinde ise SGK tarafından karşılanmayan veya zararla doğrudan bağlantılı olduğu ispatlanan tedavi, ulaşım, bakım ve rehabilitasyon giderleri gündeme gelebilir.
İş Kazası Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
İş kazası tazminatı için bütün dosyalara uygulanabilecek sabit bir miktar bulunmamaktadır. Maddi tazminat hesabında işçinin yaşı, gerçek ücreti, çalışma süresi, geçici iş göremezlik dönemi, meslekte kazanma gücü kayıp oranı, kusur oranları ve SGK tarafından yapılan ödemeler değerlendirilir.
İşçinin ücretinin bordroda gerçekte olduğundan düşük gösterildiği durumlarda, gerçek kazancın banka kayıtları, emsal ücret araştırması, tanık anlatımları ve diğer belgelerle ispatlanması gerekebilir. Bu nedenle yalnızca SGK’ya bildirilen ücret üzerinden yapılan hesaplama her zaman gerçek zararı yansıtmayabilir.
Uygulamada sıklıkla “maluliyet oranı” olarak kullanılan ifade yerine, iş kazasına bağlı zararlar bakımından “meslekte kazanma gücü kayıp oranı” veya “sürekli iş göremezlik derecesi” kavramlarının kullanılması daha teknik ve doğru olacaktır.
Ölümlü İş Kazalarında Yakınların Hakları
İş kazası sonucunda çalışanın hayatını kaybetmesi hâlinde hak sahipleri SGK’dan ölüm geliri talep edebilir. İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölüm hâlinde hak sahiplerine ölüm geliri bağlanması için ayrıca belirli bir sigortalılık süresi veya prim günü şartı aranmaz.
Ölen çalışanın yakınları, işverenin sorumluluğu bulunması hâlinde destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep edebilir. Ayrıca ceza soruşturmasında şikâyetçi veya katılan sıfatıyla yer almaları mümkündür.
Ceza soruşturması ile tazminat davası birbirinden farklı süreçlerdir. Sorumlular hakkında ceza davası açılması, yakınların ayrıca maddi ve manevi tazminat davası açmasına engel değildir.
Asıl İşveren ve Alt İşverenin Sorumluluğu
İstanbul’daki büyük inşaat, üretim, lojistik ve hizmet projelerinde çalışanların önemli bir kısmı alt işveren veya taşeron şirketler bünyesinde çalışmaktadır. İş kazası bu tür bir çalışma ilişkisinde meydana geldiğinde yalnızca işçinin bordroda kayıtlı olduğu şirket değil, asıl işverenin sorumluluğu da gündeme gelebilir.
Asıl işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin koordinasyonu ve denetimi bakımından yükümlülükleri bulunabilir. Alt işverenin işçisinin asıl işverenin işyerinde ve yürütülen iş kapsamında kaza geçirmesi hâlinde, sorumluluk yapısı sözleşmelere ve fiilî çalışma koşullarına göre değerlendirilir.
İş Kazası Tazminat Davası Nasıl Açılır?
İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları kural olarak iş mahkemelerinde görülür. İş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davalarında dava şartı arabuluculuk uygulanmaz. Bu davalar bakımından zorunlu arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açılması mümkündür. Tarafların ihtiyari olarak arabuluculuğa başvurmasına ise engel bulunmamaktadır.
Dava sürecinde iş kazasının meydana geliş biçimi, işverenin sorumluluğu, kusur oranları ve işçinin uğradığı zarar ortaya konulur. SGK kayıtları, hastane evrakı, kolluk belgeleri, tanık anlatımları, iş güvenliği dokümanları ve bilirkişi incelemeleri temel deliller arasındadır.
Kusur oranının belirlenmesinden sonra meslekte kazanma gücü kaybı ve maddi zarar hesabı yapılır. Manevi tazminat miktarı ise somut olayın özellikleri dikkate alınarak hâkim tarafından belirlenir.
İş Kazası Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
İş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, asliye hukuk mahkemesinde iş mahkemesi sıfatıyla görülür.
Yetkili mahkeme yalnızca işverenin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi değildir. Davalının yerleşim yeri ile işin yapıldığı yer mahkemesinin yanında, iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olabilir.
Bu nedenle İstanbul’da davanın Çağlayan, Bakırköy veya Anadolu Adliyesinde açılması gerektiği peşinen söylenemez. İşyerinin, kaza yerinin, işçinin yerleşim yerinin ve davalıların adreslerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
İş Kazası Davasında Zamanaşımı
İşverenin işçiyi gözetme borcuna aykırılığından doğan iş kazası tazminat davalarında uygulamada genel olarak on yıllık zamanaşımı süresi esas alınmaktadır. Bununla birlikte sürenin başlangıcı her dosyada yalnızca kaza tarihine göre belirlenmeyebilir.
Bedensel zararın zaman içerisinde gelişmesi, tedavi sürecinin devam etmesi veya meslekte kazanma gücü kayıp oranının daha sonra kesinleşmesi, sürenin başlangıcının ayrıca değerlendirilmesini gerektirebilir. Yargıtay uygulamasında da iş kazasından doğan tazminat davalarında zararın kapsamının ve sorumlunun öğrenildiği tarih somut olayın özellikleriyle birlikte değerlendirilmektedir.
Zamanaşımı değerlendirmesi olayın tarihi, zararın gelişimi, açılacak davanın niteliği ve taraflar arasındaki hukuki ilişkiye göre yapılmalıdır. Bu nedenle bütün iş kazaları için tek bir başlangıç tarihi kabul edilmemelidir.
İstanbul İş Kazası Avukatı Ne Yapar?
İstanbul iş kazası avukatı, olayın iş kazası niteliğini, tarafların sorumluluğunu ve talep edilebilecek hakları birlikte değerlendirir. İlk aşamada delillerin korunması, hastane ve SGK kayıtlarının temini, tanıkların belirlenmesi ve iş güvenliği belgelerinin incelenmesi sağlanabilir.
SGK tahkikatının takibi, iş kazasının tespiti, kusur raporlarına itiraz, meslekte kazanma gücü kayıp oranının değerlendirilmesi ve tazminat hesabının denetlenmesi iş kazası avukatının takip edebileceği süreçler arasındadır. Yaralanmanın yanı sıra ceza soruşturması, asıl işveren-alt işveren ilişkisi ve sigortasız çalışma iddiaları da dosyanın bütünlüğü içerisinde ele alınmalıdır.
Her iş kazası dosyası; olayın meydana geliş biçimi, deliller, işçinin sağlık durumu ve tarafların kusuru bakımından farklıdır. Bu nedenle iş kazası tazminatı ve dava süreci, genel açıklamalardan ziyade somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
İş kazası geçiren işçi doğrudan dava açabilir mi?
İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zorunlu arabuluculuk uygulanmadığından, gerekli usul şartları değerlendirilerek doğrudan dava açılabilir.
SGK’nın iş kazasını kabul etmemesi hâlinde ne yapılabilir?
Olayın iş kazası olduğunun tespiti için SGK işlemlerine karşı yargı yoluna başvurulabilir. Hastane kayıtları, tanık anlatımları, kolluk belgeleri ve işyeri evrakı bu süreçte önem taşır.
İşçinin kusurlu olması tazminat almasına engel midir?
İşçinin kusuru tazminat miktarını etkileyebilir. Ancak işçinin kısmen kusurlu olması, işverenin de yükümlülüklerini ihlal ettiği durumlarda tazminat hakkını tamamen ortadan kaldırmaz.
Sigortasız işçi iş kazası tazminatı alabilir mi?
Sigortasız çalışma, işçinin iş kazasından doğan haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak çalışma ilişkisinin, ücretin ve kazanın iş sırasında meydana geldiğinin delillerle ispatlanması gerekebilir.
İş kazası tazminatı ne kadar olur?
Tazminat miktarı; işçinin yaşı, gerçek ücreti, iş göremezlik durumu, kusur oranları, tedavi süreci ve SGK ödemelerine göre belirlenir. Her dosyaya uygulanabilecek sabit bir tazminat tutarı bulunmamaktadır.
Sonuç
İş kazaları; SGK işlemleri, işveren sorumluluğu, kusur incelemesi, tazminat hesabı ve gerektiğinde ceza soruşturmasını birlikte içeren çok yönlü hukuki süreçlerdir. Olayın zamanında bildirilmesi ve delillerin korunması, işçinin sosyal güvenlik hakları ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi bakımından önem taşır.
İstanbul’da meydana gelen iş kazalarında işyerinin yapısı, asıl işveren-alt işveren ilişkisi, birden fazla sorumlunun varlığı ve yetkili mahkemenin belirlenmesi dosyanın kapsamını etkileyebilir. Bu nedenle iş kazasının yalnızca hastane veya SGK boyutuyla değil; iş hukuku, sosyal güvenlik hukuku ve tazminat hukuku yönünden bütüncül biçimde incelenmesi gerekir.